kal ile cümle
kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ayağa kalkmamızın zamanı geldi.The time has come for us to stand up.
Arkadaşlarımıza kadeh kaldıralım.Let's drink a toast to our friends!
Bizim dostluğumuz güçlü kaldı.Our friendship remained firm.
Uçağımız tam saat altıda kalktı.Our plane took off exactly on time at six.
Firmamız kıyasıya rekabete karşı hayatta kalmakta başarısız oldu.Our company failed to survive against cutthroat competition.
Bizimle burada kal.Stay here with us.
Çok fazla yağ yemek kalp hastalığına sebep olmalı.Eating too much fat is supposed to cause heart disease.
Yangın mahallinde büyük bir kalabalık toplandı.A big crowd gathered at the scene of the fire.
Kabuki'de sadece yetenek değil fakat aynı zamanda kalıtım da önemlidir.In Kabuki not only talent but also heredity counts.
Boş olsan da meşgul olsan da törene katılmak zorunda kalacaksın.You'll have to attend the ceremony whether you are free or busy.
Sahip olduğum tek sorunun şu an evde kapalı kalmam olduğunu düşünüyorum.I think the only problem I have now is being shut in at home.
Ev işine yardım etmek zorunda kaldım.I had to help with the housework.
Ev ödemelerimizi yapmak için, kemerlerimizi sıkıştırmak zorunda kalacağız.To make our house payments, we're going to have to tighten our belts.
Dışarı gitmeyi evde kalmaya tercih ederim.I prefer going out to staying at home.
Ben sadece evde kalacağım.I'm just going to stay home.
Evde kalmak eğlenceli değildir.Staying home isn't fun.
Evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay at home.
Evde kalmaktansa dışarı çıkmayı tercih ederim.I would rather go out than stay at home.
Ne kadar kalacaksın?How long are you going to stay?
Bundan birkaç yıl sonra o sözleri geri almak zorunda kalabilirsiniz.You might have to eat those words a few years from now.
Birkaç ertelemeden sonra, uçak nihayet kalktı.After several delays, the plane finally left.
Bazıları geç kaldı.Some were late.
Birçok hafta kuru kaldıktan sonra yağmur yağdı.It rained after it had been dry for many weeks.
Saat kaçta kalkarsın?What time do you get up?
Kaçta kalkarsın?What time do you get up?
Kaçta kalkarsınız?What time do you get up?
Ne zaman kalktın?When did you get up?
Trenin ne zaman kalkacağını lütfen bana söyleyebilir misin?Can you please tell me what time the train leaves?
Ne söyleyeceğini bilmediği için, o sessiz kaldı.Not knowing what to say, he remained silent.
Ne söyleyeceğini bilmediği için, sessiz kalmaya devam etti.Not knowing what to say, she remained silent.
Ne yapacağına karar vermek size kalmış.It is up to you to decide what to do.
Ne söyleyeceğimi bilmediğim için, sessiz kaldım.Not knowing what to say, I remained silent.
Ne yemek zorunda kalacaksın?What will you have to eat?
Onun hayatta kalması için her şeyi denedim.I tried everything to keep him alive.
Hiçbir şeyden eksik kalma.Catch as catch can.
Ne olursa olsun, neşeli kalmalıyız.Come what may, we must remain cheerful.
Ne olursa olsun acı sona kadar ilkelerime bağlı kalacağım.Whatever happens, I'll stick to my principles to the bitter end.
Ne olursa olsun sonuna kadar ilkelerime bağlı kalacağım.Whatever happens, I'll stick to my principles to the bitter end.
Ne olursa olsun, sakin kalmak zorundasın.Whatever happens, you have to stay calm.
O, genç kızların kalplerini çarptırıyor.He makes young girls' hearts flutter.
İçeride kalamayacak kadar çok güzel bir gündü.It was too nice a day to stay inside.
Hiç tuz kaldı mı?Is there any salt left?
Hiç tuz kalmadı.There is no salt left.
Bazı kurşun kalemler almalıydı.He should have bought some pencils.
Kaleminizi aşağı koyun.Put down your pencil.
Kaleminizi bırakın.Put down your pencil.
Kaleminizi yere bırakın.Put down your pencil.
Kaç düzine kurşun kalemin var?How many dozen pencils do you have?
Bugün bir düzine kurşun kalem aldım.I bought a dozen pencils today.
Kurşun kalemimi kaybettim.I've lost my pencil.
Ben kalemimi kaybettim.I have lost my pencil.
Kurşun kalemler düzine ile satılırlar.Pencils are sold by the dozen.
Lütfen bir kurşun kalemle yaz.Please write with a pencil.
Bir dolma kalemle yaz, bir kurşun kalemle değil.Write with a pen, not with a pencil.
Lütfen adınızı bir kurşun kalemle yazın.Please write your name with a pencil.
Bir kaleme ihtiyacım var. Sizinkilerden birini kullanabilir miyim?I need a pencil. Can I use one of yours?
Kurşun kalemim masamın kenarına düştü.My pencil fell off the edge of my desk.
Biz uzakta bir kale gördük.We saw a castle in the distance.
Uzaktaki antik kalıntıları görebilirsiniz.You can see the ancient ruins in the distance.
Uzaktan bakıldığında, büyük kaya eski bir kale gibi görünüyor.Seen from a distance, the big rock looks like an old castle.