kal ile cümle

kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O onların o handa kalmalarını önerdi.He proposed that they stay at that inn.
O onların kararına kendini teslim etmek zorunda kaldı.He had to submit himself to their decision.
O ondan ayrı kalmaya katlanamadı.He couldn't bear to be apart from her.
Onun kalmasını istedi fakat o istemedi.He asked her to stay, but she didn't want to.
Geç kaldığı için ondan özür diledi.He apologized to her for being late.
Onun kalbi kırıktır.His heart is broken.
Onun kalbi kırık.His heart is broken.
Yorgunluktan artık yürümeye hâli kalmamıştı.He was too tired to walk any more.
O, o evlendiğinde sekreterinden ayrılmak zorunda kaldı.He had to part with his secretary when she got married.
O, uçak kazasında hayatta kaldı.He survived the plane crash.
O, gülümsedi ve hoşça kal dedi.He smiled and said goodbye.
O hastaydı ve bu yüzden onlar sessiz kaldılar.He was ill, and so they were quiet.
O, fakir bir adam kaldı.He remained a poor man.
Bilgeliği babasından geri kalır değil.He is no less wise than his father.
O, odasını temizlemek zorunda kaldı.He had to clean his room.
Kalın gözlükleri olan biraz yaşlı bir adamdı.He was a little old man with thick glasses.
O, kız kardeşine hoş bir kalemlik yaptı.He made his sister a nice pen tray.
O, her ay annesine yazmaktan geri kalmaz.He never fails to write to his mother every month.
O her hafta annesine yazmaktan geri kalmaz.He never fails to write to his mother every week.
O her hafta ona yazmaktan asla geri kalmaz.He never fails to write to her every week.
O her gün saat altıda kalktığını söyledi.He said that he gets up at 6 o'clock every day.
O her sabah altıda kalkmayı kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to get up at six every morning.
O her sabah beş kadar erken kalkar.He gets up as early as five every morning.
O, her sabah erken kalkmaktansa ölmeyi tercih ediyor.He would sooner die than get up early every morning.
O, her sabah altıda kalkmayı kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to get up at six every day.
O, fazla mesai yapmak zorunda kaldı.He was forced to work overtime.
Yarın erken kalkmak zorunda kalacak.He will have to get up early tomorrow.
Sessiz kalmasına izin verilmedi.He was not allowed to remain silent.
Beyzbol oyunu ile ilgili açıklama yapmak zorunda kaldı.He had to write an account of the baseball game.
O sözüne sadık kaldı.He stuck to his promise.
O sözüne bağlı kalmadı.He did not abide by his promise.
Onun iyi bir kalbi vardır.He has a kind heart.
O, her gelişinde uzun süre kalır.He stays a long time every time he comes.
Kalma korkusuyla sıkı çalışıyor.He is studying hard for fear he should fail.
Ayağa kalktı ve masadaki şapkasına uzandı.He stood up and reached for his hat on the table.
O ayağa kalktı ve masanın üzerindeki şapkasına uzandı.He stood up and reached for his hat on the table.
Ayağa kalktı ve fareye baktı.He stood up and looked at the mouse.
Onun ayağa kalkması söylendi ve o çok yavaş yaptı.He was told to stand up, and he did so slowly.
O ayağa kalkmaya çalıştı.He tried to stand up.
O, yurtdışında eğitim almak için part-time çalışmak zorunda kaldı.He was forced to work part-time to study abroad.
O, ellerini kaldırdı.He held up his hands.
Okumasını istedikleri el kitabı iki inç kalınlığındaydı.The manual they asked him to read was two inches thick.
Onların neredeyse hiç zamanı kalmadı.They hardly have any time left.
Ben onlara yardım etmek zorunda kalacağım.I will have to help them.
Onların kaldıkları handa bir yangın çıktı.A fire broke out at the inn where they were staying.
Onların uçakları yakında kalkacak.Their plane will soon take off.
Onların Kalküta'dan New York City'ye kadar dünyanın dört bir yanında şubeleri var.They have branches all over the world, from Calcutta to New York City.
Tepeden güzel manzaraya hayran kaldılar.They admired the fine view from the hill.
Onlar ayağa kalktılar ve birer birer konuşmalarını yaptılar.They stood up and made their speeches one by one.
Onlar sonuçta orijinal plana sadık kalmaya karar verdiler.They have decided to stick to the original plan after all.
O, onların her birine bir kurşun kalem verdi.He gave each of them a pencil.
Orada daha uzun kalması için ısrar ederler.They will insist on her staying there longer.
Onlar Himeji kalesine gidiyorlar.They go to Himeji castle.
Tüm gün mecburen orada mı kaldılar?Did they have to stay there all day?
Onlar, altı fit yüksekliğinde bir duvara tırmanmak zorunda kaldı.They had to climb a wall six feet high.
Eylül ayına kadar Roma'da kaldılar.They stayed in Rome till September.
Arabayı sırayla itmek zorunda kaldılar.They had to take turns pushing the car.
Hiç çimento kullanmadan kalenin duvarlarını inşa ettiler.They built the walls of the fortress without using cement at all.
O okulda üniformayı kaldırdılar.They have done away with uniforms at that school.
Taşı bir manivela vasıtasıyla kaldırdılar.They lifted the rock by means of a lever.

İlgili Sayfalar