kal ile cümle
kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, Londra'ya gitti, orada bir hafta kaldı.He went to London, where he stayed for a week.
O, hoşça kal demeden dışarı çıktı.He went out without saying good-bye.
O kötü hava nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı.He was forced to go back because of the bad weather.
O daha önce burada kaldı mı?Has he stayed here before?
O erken kalkardı.He used to get up early.
Bir ay boyunca Londra'da kaldı.He stayed in London over a month.
O, bir süre Londra'da kaldı.He stayed in London for a time.
O bir hafta boyunca okuldan uzak kaldı.He stayed away from school for a week.
O, bütün hayatı boyunca fakir kaldı.He remained poor all his life.
O, bütün hayatı boyunca bekar kaldı.He remained single all his life.
Okula asla geç kalmadı.He has never been late for school.
O, bütün gün sessiz kaldı.He kept silent all day.
İngilizce dersinde geride kaldı.He fell behind in his English class.
Bir İngilizce öğretmeni olarak kalifiyedir.He is qualified as an English teacher.
İstasyona gitmek zorunda kalacak.He will have to go to the station.
Konuşmasının bir bölümünü unuttu ve bir süre doğaçlama yapmak zorunda kaldı.He forgot part of his speech and had to ad-lib for a while.
O, kurşun kalemi ile düz bir çizgi çizdi.He drew a straight line with his pencil.
Kalemler, defterler, sözlükler vesaire satın aldı.He bought pencils, notebooks, dictionaries and so on.
Bir şeye uzun süre bağlı kalamaz.He can't stick to anything very long.
Bir şeye asla uzun süre bağlı kalmaz.He never sticks to anything very long.
O günlerce yiyeceksiz idare etmek zorunda kaldı.He had to go without food for days.
O yıllarca sefil bir hayat sürdürmek zorunda kaldı.He had to lead a miserable life for many years.
O yaz boyunca Nagano'da kaldı.He stayed in Nagano throughout the summer.
O, evden istasyona çok fazla yük taşımak zorunda kaldı.He had to carry many loads from the house to station.
O, evine giden on milin tamamını yürümek zorunda kaldı.He had to walk all of ten miles to his home.
Ailenin geri kalanını taklit edebilir.He can imitate the rest of the family.
O, konferans boyunca kesinlikle sessiz kaldı.He stayed absolutely silent throughout the conference.
Toplantılara geç kalmaya eğilimlidir.He tends to be late for meetings.
O,görüşme boyunca sessiz kaldı.He kept silent during the meeting.
Toplantı için onun geç kalacağını düşünüyorum.I imagine he will be late for the meeting.
O, sınıf ayrımlarının ortadan kaldırılmasını savundu.He advocated abolishing class distinctions.
Okulda sınıfın zirvesinde kaldı.He remained at the top of the class at school.
Muhtemelen okula geç kalacak.He is likely to be late for school.
Okula hiç geç kalmamakla övünüyor.He is proud of never having been late for school.
O, tehlikeye maruz kaldı.He was exposed to danger.
Tehlike olduğunda bile sakin kaldı.He remained calm even in the presence of danger.
O bir bayrak kaldırdı.He put up a flag.
Eve gitmek ve ofiste işte kalmak arasında tereddüt etti.He wavered between going home and remaining at work in the office.
O kalbinde genç.He is young at heart.
O acilen Tokyo'ya gitmek zorunda kaldı.He had to leave for Tokyo on short notice.
O, olağanüstü gücüyle arabayı kaldırdı.He lifted the car with his phenomenal strength.
O, burada kalmanı istiyor.He wants you to stay here.
O, ciddi şekilde kalabalığa hitap etti.He addressed the crowd gravely.
O kalabalık tarafından kuşatılmıştı.He was surrounded by the crowd.
O, kalabalığın içinde kayboldu.He disappeared into the crowd.
O, kalabalığın arasından geçti.He passed among the crowd.
Kalabalığın içinde güçlükle ilerledi.He muscled his way through the crowd.
O, kalabalığın arasından ite kalka geçti.He pushed his way through the crowd.
O kalabalığın arasında ağır ağır ilerledi.He cruised his way through the crowd.
O asla sabah erken kalkmaz.He never gets up early in the morning.
O sonunda çekilmek zorunda kaldı.He finally had to step down.
O, orijinal plana bağlı kaldı.He adhered to the original plan.
Ağır eleştiriye maruz kaldı.He was subjected to severe criticism.
O diyet yapmasına rağmen, hâlâ çok şişman kaldı.Though he dieted, he still remained too fat.
Daha sonra yurt dışında kaldı.He remained abroad later on.
O, kalın gözlük takar.He wears thick glasses.
O, çiftliği için yüksek bir kira ödemek zorunda kaldı.He had to pay a high rent for his farm.
Otobanda sabit bir hızda kaldı.He maintained a steady speed on the highway.
O, şimdi Paris'te kalıyor.He is now staying in Paris.
O, asla kendi geçimini yapmak zorunda kalmadı.He's never had to earn his own living.