kal ile cümle
kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O ayrılıncaya kadar orada kaldım.I stayed there until he had left.
Onun gitmesi ya da kalması umurumda değil.I don't care whether he leaves or stays.
İster gitsin ister kalsın umurumda değil.I don't care whether he leaves or stays.
Onun bu akşam yediği akşam yemeğinin o akşam yemeğine göre kalitesi düşük.The dinner he ate this evening was inferior in quality to that dinner.
Onun kullandığı kalemde bir sorun olmalı.There must be something wrong with the pen he is using.
Mirası öldüğünde kızına kaldı.The estate went to his daughter when he died.
O beni kolayca kaldırdığı için şaşırdım.I was surprised because he lifted me up with ease.
O kalp krizi geçirdiğinde ben oradaydım.I was on the spot when he had a heart attack.
Onun erken kalkması sıra dışıdır.It's unusual for him to get up early.
Onun erken kalkacağına inanıyorum.I believe him to get up early.
O göründüğünde kalabalık tezahürat yaptı.The crowd cheered when he appeared.
O, bir gol attığında, kalabalık bağırdı.The crowd yelled when he scored a goal.
Onun hasta olduğu aramızda sır olarak kalsın.Let's keep it secret that he is ill.
O geri gelene kadar bir kararda kalmalıyız.We have to stay a decision until he comes back.
O ve ben otelde kaldık.He and I stayed at the hotel.
Onunla bir anlığına yalnız kaldığında, ona çıkma teklif etti.When he got her alone for a moment, he asked for a date.
Çoğu zaman olduğu gibi, o derse geç kalmıştı.As is often the case with him, he was late for class.
Onun kalbini kazanma fırsatı olmayacak.He will have no chance of winning her heart.
O gece geç saatlere kadar ayakta kalma alışkanlığındadır.He is in the habit of staying up late at night.
Ondan biraz kalmasını rica et.Ask him to stay a while.
Çoğu zaman olduğu gibi, o bugün derse geç kalmıştı.As is often the case with him, he was late for class today.
Ona okula geç kalmamasını söyle.Tell him not to be late for school.
Onu geç kalmaya karşı uyardım.I cautioned him against being late.
Kaldığı yurtta yemekler çok iyi.The food is very good in the dormitory where he lives.
Onun kaldığı yurtta yemekler çok iyi.The food is very good in the dormitory where he lives.
Çok geç kaldığı için ona kızdım.I was annoyed with him for being so late.
Onun kalemi keskin bir uca sahiptir.His pencil has a sharp point.
Onun neden geç kaldığını merak ediyorum.I wonder why he is late.
Karısı Kaliforniyalıdır.His wife comes from California.
Onun ölümünün sebebi bir sır olarak kalır.The cause of his death still remains a mystery.
Onun arabası kilitli kaldı.His car remained locked.
Onun etrafında bir kalabalık toplanıyordu.A crowd was gathering around him.
Onun diyetinde kalsiyum yoktur.Calcium is absent from his diet.
Onun kalbi üzüntüyle dolu.His heart filled with sorrow.
Kim onun kalbine sahip?Who possesses his heart?
Onun sabrı kalmamış.His patience is worn out.
Onun hüzünlü hikayesi kalbime dokundu.His sad story touched my heart.
Onun hakaretini yutmak zorunda kaldım.I had to swallow his insult.
Gözleri kızda kaldı.His eyes rested on the girl.
Kalbim onun hikayesi tarafından incitildi.My heart was touched by his story.
Onun yine geç kalması muhtemeldir.He is likely to be late again.
Çok çalışmasına rağmen, her zamanki gibi fakir kaldı.Though he worked hard, he remained poor as ever.
Toplantıya katılmak için erkenden kalktı.He got up early in order to attend the meeting.
Ayağa kalktı ve şapkasına uzandı.He stood up and reached for his hat.
O, on yıl boyunca Kaliforniya'da olduğunu söyledi.He said that he had been in California for ten years.
O, gün boyu sessiz kaldı.He kept silent all day long.
O, İki gün otelde kaldı.He stayed at the hotel for two days.
O, 7:30 otobüsüne geç kalmıştı.He was late for the 7:30 bus.
O, Kaliforniya Üniversitesinde Japon edebiyatı üzerine bir dizi konferans verdi.He gave a series of lectures on Japanese literature at UCLA.
Amerika'da kaldığı süredeki deneyimlerini bize anlatmaya başladı. Biz dikkat kesildik.He started to tell us his experiences during his stay in America. We were all ears.
Randevularına nadiren, kırk yılda bir, geç kalır.He is rarely, if ever, late for appointments.
O kadar hızlı koştu ki nefes nefese kaldı.He ran so fast that he was out of breath.
O, evinden ayrılmak zorunda kaldı.He had to part with his house.
O beni karşılamak için sandalyesinden kalktı.He rose from his chair to welcome me.
O, genellikle altıda kalkar.He usually gets up at six.
O, her zamanki gibi saat beşte kalktı.He got up at five as usual.
O, her zamankinden daha erken kalktı.He got up earlier than usual.
O, her zaman okula geç kalır.He is always late for school.
O, zaman sınıfa geç kalır.He's always late for class.
O, her zaman mümkün olduğunca geç saatlere kadar yatakta kalır.He always stays in bed as late as he can.