kal ile cümle
kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Şarabı, kadını ve şarkıyı sevmeyen bütün ömrü boyunca bir aptal kalır.He who loves not wine, woman and songs, remains a fool his whole life long.
Liderler, ekonomik büyümenin önündeki engelleri ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.Leaders are trying to do away with impediments to economic growth.
Biz sınıfa geç kalacağız.We'll be late for class.
Hafta sonu boyunca orada kalacak mısın?Are you staying there for the weekend?
Ev fiyatları aylarca sabit kaldı.House prices have remained static for several months.
O kadar ağır ki onu kaldıramıyorum.It's so heavy that I can't lift it.
Amcamın evinde kalmayı planlıyorum.I'm planning to stay at my uncle's place.
Biz kalacak bir yer bulamazsak dışarıda kamp kurmak zorunda kalacağız.We'll have to camp out if we can't find a place to stay.
Öğretmen derse geç kaldığım için beni affetti.The teacher excused me for being late for class.
Ben senin otelinde kalmak istiyorum.I'd like to stay at your hotel.
Kalışımı bir gece daha uzatabilir miyim?Can I extend my stay one more night?
Nerede kaldığını bana bildir.Let me know where you're staying.
Gitmektense kalmayı tercih ederim.I would sooner stay than go.
Kalkışa hazırım.I'm all set to start.
Tüm düzenlemeler bizim kalkmadan önce yapılmalıdır.All the arrangements should be made prior to our departure.
İlkbaharda herkes erken kalkar.In spring, everyone wakes up early.
Junko bu gece matematik çalışmak zorunda kalacak.Junko will have to study math tonight.
Ölüm cezasını kaldırmalıyız.We should abolish the death penalty.
Burası kalmak için çok sıcak.It is too hot to stay here.
Yalnız kalan küçük çocukla dışarı çıkmamalısın.You oughtn't to go out with the little boy remaining alone.
Ben yaya kaldırımı boyunca yürüdüm.I walked along the footpath.
Burada kısa bir süre için kalacağım.I will stay here for a short period.
Kısa bir süre burada kalacağım.I will stay here for a short period.
Kızlar kalabalığa doğru şarkı söyleyerek geldi.The girls came singing toward the crowd.
Kız, göz yaşlarıyla hâlâ ıslak yüzünü kaldırdı.The girl lifted her face, still wet with tears.
Çocuklar seninle kalmıyorlar mı?Aren't the boys staying with you?
Çocuk kalemlerini keskin tutmayı severdi.The boy liked to keep his pencils sharp.
Onun terfi alamadıktan sonra çalışma isteği kalmadı.She had no incentive to work after she was refused a promotion.
Sakin kal ve elinden geleni yap.Stay calm, and do your best.
O delil ile karşı karşıya geldiğinde, suçlu olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.When he was faced with the evidence, he had to admit that he was guilty.
Otobüs hangi numaralı kapıdan kalkıyor?What gate number does the bus leave from?
Kale nehrin karşısındadır.The castle is across the river.
Durum değişmeden kalır.The situation remains unchanged.
Çiçek saksısı kaldırıma düştü.The flower pot crashed to the sidewalk.
Yiyeceğimiz kalmadı.We have run short of food.
Yemek sırasında sessiz kaldı.He kept silent during the meal.
Besin maddesi dışarıda kaldığı sürece burada kalın.Stay here for as long as the food supply holds out.
Gülmemek için dudağımı ısırmak zorunda kaldım.I had to bite my lip to prevent myself from laughing.
Uyuyakalmak geç kalmak için bir mazeret değildir.Over-sleeping is no excuse for being late.
Bütün kalbimle size teşekkür ederim.I thank you from the bottom of my heart.
Seni tüm kalbimle anlıyorum.I sympathize with you from the bottom of my heart.
Kalbim sızlıyor.My heart's aching.
Kalbim o kadar çok sert vuruyor ki patlayacakmış gibi geliyor.My heart is pounding so hard it feels like it's going to explode.
Kalbim çok hızlı atıyor!My heart's beating so fast!
Kalbimin hızla çarptığını hissettim.I felt my heart beating rapidly.
Kalbime iyi gelmiyor.It's not good for my heart.
Benim kalbim hızlı atıyor.My heart is beating fast.
Kalbim hızlandı.My heart quickened.
Kalbin işlevi kan pompalamaktır.The function of the heart is to pump blood.
Jim kalp krizinden sonra, şeker alımını kesmek zorunda kaldı.After his heart attack, Jim had to cut down on his sugar intake.
Ben bir kalp krizi geçirdim.I had a heart attack.
Kalp hastalığından muzdarip insanların sayısı artmıştır.The number of people suffering from heart disease has increased.
Yeni bir kalemim var. Onu sana ödünç vereceğim.I have a new pen; I'll lend it to you.
Yeni ürünün kalitesi hakkında bir sürü soru çıktı.Many questions came up about the quality of the new product.
Gerçeğin keşfi bilimin tek amacı kalmalıdır.The discovery of truth should remain the single aim of science.
O, bir centilmen gibi kalktı ve koltuğunu ona teklif etti.Like a gentleman, he rose and offered her his seat.
Bir insanın kalbi yaklaşık yumruğu kadar büyüktür.A man's heart is about as large as his fist.
İnsanları işaret etmek kalabalıktır.It is rude to point at people.
Bir insan, bir kalıp içinde yapılamaz.A man cannot be made in a mold.
Nüfus sabit kalır.The population remains stationary.