kal ile cümle

kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Son otobüs için geç kaldım.I was late for the last bus.
Dün oraya gitmek zorunda kaldım.I had to go there yesterday.
Ben düne kadar işi bitirmek zorunda kaldım.I had to finish the work by yesterday.
Dün dışarı çıkmak zorunda kaldım.I was obliged to go out yesterday.
Dün işten atılan diğer üç işçiyi tazmin etmek zorunda kaldım.I had to make up for three other employees, who were laid off yesterday.
Dün okula geç kaldım.I was late for school yesterday.
Dün fazla mesai yapmak zorunda kaldım.I had to work overtime yesterday.
Ben dün erken kalktım.I got up early yesterday.
Ben dün gece evde kaldım.I stayed at home last night.
Saat 03:00'e kadar burada kalacağım.I will stay here till three o'clock.
İşe gitme yerine bütün gün evde kaldım.I stayed home all day instead of going to work.
İşi hızlandırmak zorunda kaldım.I had to hurry the work.
Ölüm cezasını kaldıracağım.I will abolish capital punishment.
Ben bir kazadan dolayı okula geç kaldım.I was late for school on account of an accident.
Kazadan dolayı geç kaldım.I was late on account of an accident.
Zamanın gerisinde kalmayayım diye her gün gazete okumayı bir alışkanlık haline getirdim.I make it a rule to read the newspaper every day lest I should fall behind the times.
Bisikletimden düştüğümde birkaç dakika için kalkamadım.When I fell off my bicycle, I couldn't get up for a few minutes.
Dışarı çıkmayı evde kalmaya tercih ederim.I'd rather go out than stay indoors.
Birkaç sorum vardı ve elimi kaldırdım.I had some questions and raised my hand.
Bir soru sormak için elimi kaldırdım.I raised my hand to ask a question.
Son tren için geç kaldım.I was late for the last train.
İş için biriyle görüşmek zorunda kaldım.I had to see someone on business.
Roman okuyarak bütün gün evde kaldım.I stayed home all day long reading novels.
Bazı kalemlerim var.I have some pens.
Ben tanıtım için onunla rekabet etmek zorunda kaldım.I had to compete with him for promotion.
Kalbimin şiddetle çarptığını hissettimI felt my heart beat violently.
Yeni dolma kalemimi kaybettim.I have lost my new fountain pen.
Kalabalığın ortasında eski bir tanıdık gördüm.I caught sight of an old acquaintance in the middle of the crowd.
Onu bir kalabalığın içinde tanıyabilirim.I can recognize him even in a crowd.
Onu bir kalabalıkta bile tanıyabilirim.I can recognize him even in a crowd.
Kalabalıkta eski bir arkadaşımı gördüm.I caught sight of an old friend of mine in the crowd.
Neredeyse seni kalabalıkta kaybediyordum.I all but lost you in the crowd.
Kalabalıkta kayboldum.I was lost in the crowd.
Onu kalabalığın içinde kaybettim.I lost him among the crowd.
Onu kalabalığın arasında kaybettim.I lost him among the crowd.
Kalabalıkta onun görüntüsünü kaybettim.I lost sight of her in the crowd.
Kalabalıkta gözümden kayboldu.I lost sight of her in the crowd.
Kalabalıkta kendime yol açtım.I made my way through the crowd.
Kalabalıkta bir an onu gördüm.I caught a glimpse of him in the crowd.
Geçen hafta amcamla birlikte kaldım.I stayed with my uncle last week.
Geçen hafta dayımla birlikte kaldım.I stayed with my uncle last week.
Erken kalkmak istemedim.I didn't want to get up early.
Ben ilk trene yetişebilmek için erken kalktım.I got up early, so that I could catch the first train.
Ben erken kalktım.I got up early.
Erken kalkmam.I do not get up early.
Erken kalkmak zorundaydım.I had to get up early.
Ben erken kalkmayı bir kural haline getirdim.I make it a rule to get up early.
Ben erken kalkmaya alışkın değilim.I'm not used to getting up early.
Ben erken kalkma alışkanlığı edinmek zorundayım.I have to form the habit of getting up early.
Erken kalkmaya inanıyorum.I believe in early rising.
Erken kalkma pratiği yaparım.I practice early rising.
Ben koştum ve koştum, aksi takdirde geç kalabilirdim.I ran and ran; otherwise I might have been late.
Osaka'da kalıyorum.I stay in Osaka.
Ben genellikle sabah erken kalkarım.I usually get up early in the morning.
Ben gece geç saatlere kadar kalmaya alışkınım.I am accustomed to staying up late.
Geç kaldığım için bolca özür diledim.I apologized profusely for my being late.
Ben geç kaldım, değil mi?I'm late, aren't I?
Ben sabahleyin altıda kalkarım.I get up at six in the morning.
Ben sabahleyin erken kalktım.I got up early in the morning.
Sabah erken kalkmayı prensip edinirim.I make it a rule to get up early in the morning.

İlgili Sayfalar