kal ile cümle

kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onu listeden kaldırın.Leave it off the list.
Onu yapmak sana kalmış.It's up to you to do it.
Ben burada kalmayı tercih ederim.I'd rather stay here.
Bu size kalmış.It is up to you.
Tamamen size kalmış.It's all up to you.
O tamamen sana kalmış.It's entirely up to you.
O, dört santimetre kalınlığındadır.It is four centimeters thick.
Sonra küçük kardeş yola çıktı, ve büyük geride kaldı.Then the younger brother set off, and the elder remained behind.
Sonra bir hafta kaldığımız Kyoto'ya geldik.Then we came to Kyoto, where we stayed for a week.
Hikaye babadan oğula miras kaldı.The story was handed down from father to son.
Hikayenin en üzücü kısmı söylenilmek için kalır.The saddest part of the story remains to be told.
Yaşlı kadın düştü ve kalkamadı.The old woman fell and could not get up.
Tren o kadar kalabalıktı ki yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.The train was so crowded that I had to stand all the way.
Tren hangi istasyondan kalkıyor?From which station does the train leave?
Tren yirmi dakika geç kaldı.The train is twenty minutes behind time.
Tren on dakika geç kaldı.The train was ten minutes behind time.
Bebek, radyoaktif ışınlara maruz kalmıştır.The infant has been exposed to radioactive rays.
Beyzbol maçı o kadar heyecan vericiydi ki, herkes en sonuna kadar kaldı.The baseball game was so exciting that everyone stayed until the very end.
Sorun çözümsüz kalır.The problem remains unsolved.
Sorun çözülmemiş kalır.The problem remains unsolved.
O problem şimdilik rafa kaldırıldı.That problem has been shelved for the time being.
Sorun çözülmeden kalır.The problem remains to be solved.
Ağaç yıl boyunca yeşil kalıyor.The tree is green all year round.
Kızın yumuşak bir kalbi var.The girl has a soft heart.
Askerler kahramanca savaştılar fakat sonunda teslim olmak zorunda kaldılar.The soldiers fought valiantly, but finally they had to give in.
Askerler düşman ateşine maruz kaldı.The soldiers were exposed to the enemy's fire.
Her zamanki gibi, fizik öğretmeni, sınıfa geç kalmıştı.As usual, the physics teacher was late for class.
Bu madde, asite maruz kalmış olmalı.The substance must be treated with acid.
Bayan sessiz kaldı.The lady remained silent.
O eşya kalmadı.That article is out of stock.
Buz yürümem için yeterince kalındı.The ice was thick enough for me to walk on.
Buz çok kalın.The ice is very thick.
Uçak, kalkışa yardımcı olmak için bir roket motoru kullandı.The airplane used a rocket motor to assist with takeoff.
Uçak on dakika önce kalktı.The airplane took off ten minutes ago.
Üzücü haberi ona söylemek bana kalmış.It is up to me to tell the sad news to her.
Kız ağır kutuyu tek elle kaldırdı.The girl lifted the heavy box with one hand.
Suçlu kimliğini gizlemek zorunda kaldı.The criminal had to conceal his identity.
Tahta ne kadar kalın?How thick is the board?
Kutu onun kaldıramayacağı kadar çok ağırdı.The box was too heavy for him to lift.
Kutu o kadar ağırdı ki onu kaldıramadım.The box was so heavy that I couldn't lift it.
Çiftçi gün doğumunda kalktı ve gün batımına kadar çalıştı.The farmer rose at sunrise and worked till sunset.
Tren kalabalıktı.The train was crowded.
Tren saat 9.00'da buradan kalkıyor.The train departs here at 9:00 a.m.
Dün mağaza tesadüfen kalabalıktı.The store happened to be crowded yesterday.
Senin önerin çok cazip ama onun hakkında düşünmek zorunda kalacağız.Your offer is very attractive, but we will have to think about it.
Kasaba eski kalesi ile ünlüdür.The town is famous for its old castle.
Şehrin doğusuna doğru eski bir kale vardı.There was an old castle to the east of the town.
O sabah ne zaman kalktın?When did you get up that morning?
Tanınmış şair çalışma odasında intihar etmeye kalkıştı.The prominent poet attempted to commit suicide in his study.
Haber onun kalbini kırdı.The news broke his heart.
Adam ayağa kalktı.The man stood up.
Adam kalabalığın içinde gözden kayboldu.The man was lost sight of in the crowd.
Genç tek eliyle ağır kutuyu kaldırdı.The boy lifted the heavy box with one hand.
Bakan, kabineden istifa etmek zorunda kaldı.The minister was obliged to resign from the Cabinet.
Tayfun, uçağımızın kalkmasını engelledi.The typhoon prevented our plane from leaving.
O köyde sadece bir aile kalır.In that village only one family remains.
Hatırladığım kadarıyla köyde yirmi kişi kaldı.It is just my recollection that there remained no more than 20 people in the village.
Savaşın bir sonucu olarak, çok sayıda mağdur kaldı.As a result of the war, a great number of victims remained.
Taş o kadar ağırdı ki hiç kimse onu kaldıramadı.The stone was so heavy that nobody could lift it.
Öğrenci bir soru sormak için elini kaldırdı.The pupil held up his hand to ask a question.

İlgili Sayfalar