kal ile cümle

kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İçeride kalmak için çok güneşli.It's too sunny to stay inside.
Nerede kalıyorsun?Where are you staying?
Kimin kazanacağına gelince bir şanstır; her iki takım da kalite olarak aynıdır.It's a tossup as to who will win; both teams are about the same in quality.
Bizden biri gitmek zorunda kalacak.One of us will have to go.
Her yer kalabalık görünüyor.Everywhere seems to be crowded.
Nerede kalmayı planlıyorsun?Where are you planning to stay?
Nerede kalmayı planlıyorsunuz?Where are you planning to stay?
O, bana nerede kalacağımı tavsiye etti.She advised me where to stay.
Nerede kalacaksınız?Where will you be staying?
O nereden kalkıyor?Where does it leave from?
Ben tost makinesini tamir etmek zorunda kaldım.I had to fix the toaster.
Dün toplantıya geç kalmış gibi görünüyor.It seems that he was late for the meeting yesterday.
Sanırım burada kalsam daha iyi olur.I think I'd better stay here.
Sonunda, Kaliforniya'ya vardık.At last, we reached California.
Hoşlansan da hoşlanmasan da onu yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do it, whether you like it or not.
Lütfen istediğin kadar kal.Please stay as long as you wish.
Lütfen kalkma.Please don't get up.
Lütfen bir sürü kurşun kalem al.Please get a lot of pencils.
Lütfen oturmuş biçimde kalın.Please remain seated.
Lütfen ayağa kalkmayın.Please remain seated.
Savaşı nasıl ortadan kaldıracağız ?How can we abolish war?
Bugün burasının niçin çok kalabalık olduğunu merak ediyorum.I wonder why it's so crowded here today.
Neden bu kadar geç kaldın?Why are you so late?
Ne yapacağını bilmediği için, sessiz kaldı.Not knowing what to do, she remained silent.
Lütfen ayakta kalın.Please remain standing.
O, ne söyleyeceğini bilmediği için, sessiz kaldı.As he didn't know what to say, he remained silent.
Kapı kapalı kaldı.The door remained closed.
Ondan önce kapı kapalı kaldı.The door remained closed before her.
Kapı içeriden kilitli kaldığı için, o, eve giremedi.The door remaining locked up from inside, he could not enter the house.
Kapı bütün gün kapalı kaldı.The door remained closed all day.
Ama sonuna kadar kalmak zorunda değilsiniz.But you don't have to stay to the end.
Kalkabildiğin kadar erken kalk.Get up as early as you can.
Tren görünürken David platformda kaldı.David remained on the platform while the train was in sight.
Dick bazen okula geç kalır.Dick is sometimes late for school.
Üstü kalsın!Keep the change!
Birkaç dakikalığına kaleminizi ödünç alabilir miyim?Can I borrow your pen for a few minutes?
Tam bulaşıkları kaldırdıktan sonra, Joan kapı zilinin çaldığını duydu.Just after putting away the dishes, Joan heard the doorbell ring.
Şampiyon büyük kalabalıklar tarafından karşılandı.The champion was welcomed by large crowds.
Giriş için bu gece biraz geç kalacağım.I'll be a little late tonight for check-in.
Değişiklik patronun seni Kaliforniya'ya göndermesi.The chances are that the boss will send you to California.
Ne olursa olsun, sakin kalmalısın.Whatever happens, you must keep calm.
Hat şimdi meşgul. Lütfen hatta kalın.The line is busy now. Please hold the line.
Takeshi bir soru sormak için elini kaldırdı.Takeshi raised his hand to ask a question.
Bir taksi durdurmak için elimi kaldırdım.I held up my hand to stop a taxi.
Taksi yoksa yürümek zorunda kalırız.If there are no taxis, we'll have to walk.
Çok miktarda yemek artığı içeride kaldı.Lots of leftovers remained inside.
Fakat şimdi benim için bir şey kalmadı.But now, nothing is left for me.
Şehir merkezine giden tren hangi platformdan kalkıyor?What number is the downtown train?
Bisikletimi itmek zorunda kaldım çünkü lastiği patladı.I had to push my bicycle because I had a flat tire.
Ben genellikle geç kalkarım.I usually get up late.
Çoğu zaman onların istediklerini vermek zorunda kaldık.In most cases we had to give in to their demands.
Bir diyete sıkı sıkıya sarılmadıkça, çok az zayıf kalma şansı vardır.There's little chance of keeping slim, unless you stick to a diet.
Lütfen terminale ulaşana dek ayağa kalkma.Please stay seated until we reach the terminal.
O mevkideki bir kitapçı hayatta kalmak için yeterli para para kazanmaz.A bookstore in that location wouldn't make enough money to survive.
Böylesine kötü bir geleneği ortadan kaldırmalıyız.We have to do away with such a bad custom.
Geç saatlere kadar ayakta kalmamalısın.You ought not to stay up so late.
Bu kadar sık geç gelirsen, seni işten kovmak zorunda kalacağım.I'll have to fire you if you come late so often.
Çok sık geç gelirsen seni kovmak zorunda kalacağım.I will have to fire you if you come late so often.
Onun öyle söylemesi onun kalpsizliği.It is heartless of him to say so.
Böyle bir şeyin olmayacağından emin olmak sana kalmış.It is up to you to see to it that such a thing doesn't happen.

İlgili Sayfalar