kalıyorlar ile cümle
kalıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.А иногда, чтобы постирать дома, им приходится таскать воду издалека.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Буває, що вони мусять здалека носити воду, аби випрати речі вдома.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.И понякога те също трябва да носят вода от много далеч, за да изперат у дома си.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.ולפעמים הן צריכות להביא מים מרחוק כדי לכבס בבית.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.واحيانا .. يتوجب عليهم احضار المياه من اماكن بعيدة لكي يقوموا بالغسل داخل المنزل
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.水を汲んでくる必要がある場合もあります または遠くの川に洗濯物を運ばなくてはなりません
Belki de tümör hücreleri, çizgili kas hücresi görünümünde kalıyorlar, bu yüzden çok nadir gibi görünüyorlar.Có lẽ tế bào khối u được che đậy dưới dạng tế bào cơ xương, đó là lí do tại sao nó lại hiếm như vậy.
Belki de tümör hücreleri, çizgili kas hücresi görünümünde kalıyorlar, bu yüzden çok nadir gibi görünüyorlar.즉, 종양이 골격근 세포로 변장하기 때문에 눈에 띄지 않을지 모른다는 거죠.
Belki de tümör hücreleri, çizgili kas hücresi görünümünde kalıyorlar, bu yüzden çok nadir gibi görünüyorlar.Misschien zijn tumorcellen vermomd als skeletspiercellen en lijken ze daarom zo zeldzaam.
Belki de tümör hücreleri, çizgili kas hücresi görünümünde kalıyorlar, bu yüzden çok nadir gibi görünüyorlar.Talvez as células cancerosas estejam disfarçadas em células de tecido muscular, e por isso pareçam tão raras.
Belki de tümör hücreleri, çizgili kas hücresi görünümünde kalıyorlar, bu yüzden çok nadir gibi görünüyorlar.Vielleicht werden Tumorzellen als Skelettmuskelzellen getarnt, und deshalb scheinen sie so selten zu sein.
Belki de tümör hücreleri, çizgili kas hücresi görünümünde kalıyorlar, bu yüzden çok nadir gibi görünüyorlar.Може би раковите клетки са прикрити като мускулни клетки, затова ни се струва, че са толкова рядко срещани.
Belki de tümör hücreleri, çizgili kas hücresi görünümünde kalıyorlar, bu yüzden çok nadir gibi görünüyorlar.אולי תאים סרטניים מוסווים לתאי שריר שלדי, ולכן זה נראה כל-כך נדיר.
Belki de tümör hücreleri, çizgili kas hücresi görünümünde kalıyorlar, bu yüzden çok nadir gibi görünüyorlar.ربما تتخفى خلايا السرطان كخلايا عضليّه، ولهذا تبدو وكانها نادرة الوجود.
Belki de tümör hücreleri, çizgili kas hücresi görünümünde kalıyorlar, bu yüzden çok nadir gibi görünüyorlar.そのため骨格筋の腫瘍がとても珍しく見えるのかもしれません ただ筋肉を修復しただけで害はありません
Bir çok insan bu bekleme istasyonun etrafında takılı kalıyorlar. Evet... Bunun etrafında.Beaucoup de gens sont dans l'attente de cette chose-là
Bir çok insan bu bekleme istasyonun etrafında takılı kalıyorlar. Evet... Bunun etrafında.Een heleboel mensen zijn in het bedrijf station rond dit.
Bir çok insan bu bekleme istasyonun etrafında takılı kalıyorlar. Evet... Bunun etrafında.Multe persoane se confruntă cu probleme legate de acest lucru și care îi țin pe loc.
Bir çok insan bu bekleme istasyonun etrafında takılı kalıyorlar. Evet... Bunun etrafında.Sok embert tart ez a "váróteremben"... ez a dolog, igen.
Bir çok insan bu bekleme istasyonun etrafında takılı kalıyorlar. Evet... Bunun etrafında.Und viele Leute sind in der Haltestation darüber.
Bir çok insan bu bekleme istasyonun etrafında takılı kalıyorlar. Evet... Bunun etrafında.Κρατεί αρκετό κόσμο στη θέση αναμονής για αυτό· ναι.
Bir çok insan bu bekleme istasyonun etrafında takılı kalıyorlar. Evet...Mantiene a mucha gente en la estación de espera, cerca de ella
Bir çok insan diğerlerine ne düşündüklerini söylemekte geç kalıyorlar.Dużo ludzi czeka zbyt długo by powiedzieć co myślą o innych.
Bir çok insan diğerlerine ne düşündüklerini söylemekte geç kalıyorlar.Mnoho lidí čeká příliš dlouho na to aby řekli, co si myslí o ostatních.
Bir çok insan diğerlerine ne düşündüklerini söylemekte geç kalıyorlar.Viele Leute warten zu lange um zu sagen was sie über andere denken.
Bir çok insan diğerlerine ne düşündüklerini söylemekte geç kalıyorlar.Πολλοί καθυστερούν να πουν τον καλό λόγο.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.De stryps, de andas in uppkastningar, de kvävs, de får hjärtattack.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Duszą się, krztuszą się swoimi wymiotami, mają ataki serca.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Finiscono strangolati, aspirano il loro vomito, soffocano, hanno un infarto.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Họ siết cổ, họ nôn mửa, họ nghẹt thở, họ đau tim.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Ils s'étranglent, ils aspirent leur vomi, ils suffoquent, ils ont une crise cardiaque.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.목이 졸리기도 하고, 자신의 토사물이 기도로 넘어가기도 하며 질식하기도하고, 심장 마비를 겪기도 하지요.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Megfulladnak, belefulladnak a tüdejükbe jutó hányásba, szívrohamot kapnak.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Se estrangulan, aspiran su propio vómito, se ahogan, tienen paros cardíacos.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Se sugrumă, își înghit voma, se sufocă, fac atac de cord.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Sufocam, aspiram o próprio vómito, sufocam, têm um ataque cardíaco.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Uškrtí se, vdechují své zvratky, udusí se, dostanou srdeční infarkt.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Ze wurgen zichzelf, ze ademen hun braaksel in, ze stikken, ze krijgen een hartaanval.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Πνίγονται, παθαίνουν αναρρόφηση από τον εμετό τους, ασφυκτιούν, παθαίνουν καρδιακή προσβολή.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Они задыхаются, захлёбываются собственной рвотой, давятся и переживают сердечный приступ.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Те се удушват, поглъщат бълвоча си, задушават се, имат сърдечен удар.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.הם נחנקים למוות בגלל שהם שואפים את קיאם, הם נחנקים, חוטפים התקפי-לב.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.يختنقون من شفط الهواء و يتقيؤن ينعدم تنفسهم و يصابوا بسكتة قلبية
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.窒息し 心不全に至ります 身体拘束は 人命を救うのか
boruları, rakip teklifler arasında gerçek bir seçim yapamadan hep aynısağlayıcıdan almak zorunda kalıyorlardı.naţionale și fixaseră, de comun acord, preţurile pentru conductele folosite latransportul căldurii.
boruları, rakip teklifler arasında gerçek bir seçim yapamadan hep aynısağlayıcıdan almak zorunda kalıyorlardı.túlmenően felosztották a nemzeti piacokat is és közösen rögzítették a távfűtésivezetékek árait.
Bu kişiler, Mumbai Havalimanı ekspres yolu kenarında bu çocuğun yaptığı şeyi yapmak zorunda kalıyorlar.Al die mensen doen wat dit kleine jongetje doet
Bu kişiler, Mumbai Havalimanı ekspres yolu kenarında bu çocuğun yaptığı şeyi yapmak zorunda kalıyorlar.그들은 뭄바이 공항 고속도로변에서 이 아이가 하는 것처럼
Bu kişiler, Mumbai Havalimanı ekspres yolu kenarında bu çocuğun yaptığı şeyi yapmak zorunda kalıyorlar.Им приходится делать то же, что и вот этому малышу у обочины шоссе к аэропорту Мумбаи.
Bu kişiler, Mumbai Havalimanı ekspres yolu kenarında bu çocuğun yaptığı şeyi yapmak zorunda kalıyorlar.ועליהם לעשות מה שעושה הילד הקטן הזה לצד הכביש המהיר של נמל התעופה במומבאי,
Bu kişiler, Mumbai Havalimanı ekspres yolu kenarında bu çocuğun yaptığı şeyi yapmak zorunda kalıyorlar.و يجب عليهم أن يفعلوا مثلما يفعل هذا الصبي على جانب الطريق السريع لمطار مومباي
Bu kişiler, Mumbai Havalimanı ekspres yolu kenarında bu çocuğun yaptığı şeyi yapmak zorunda kalıyorlar.屋外排泄または野糞 と呼ばれる行為を余儀なくされます
Bunun yerine, durmadan eselemek, daire çizmek ve volta atmak zorunda kaliyorlar.Ehelyett végtelen kaparásra, körözésre, és járkálásra kényszerülnek.
Bunun yerine, durmadan eselemek, daire çizmek ve volta atmak zorunda kaliyorlar.In schimb, sunt limitate la a zgaria, a se invarti in cerc si a pasi la nesfarsit.
Bunun yerine, durmadan eselemek, daire çizmek ve volta atmak zorunda kaliyorlar.I stället är de begränsade till att skrapa, cirkla och gå av och an oavbrutet.
Bunun yerine, durmadan eselemek, daire çizmek ve volta atmak zorunda kaliyorlar.Sekarang, mereka hanya bisa mengais, berputar-putar, dan melangkah bolak-balik tanpa henti.
Bunun yerine, durmadan eselemek, daire çizmek ve volta atmak zorunda kaliyorlar.Sono invece ridotti a sfregarsi contro le gabbie, girare in circolo e muoversi a piccoli passi senza sosta.
Bunun yerine, durmadan eselemek, daire çizmek ve volta atmak zorunda kaliyorlar.Statt dessen sind sie darauf reduziert, zu kratzen, zu kreisen und endlos auf und ab zu gehen.
Bunun yerine, durmadan eselemek, daire çizmek ve volta atmak zorunda kaliyorlar.,במקום זאת, הם נשרטים .ומסתובבים ללא הפסקה
Bunun yerine, durmadan eşelemek, daire çizmek ve volta atmak zorunda kalıyorlar.Así, no pueden escapar, andan en círculos y desesperan sin parar.