kalıyorlar ile cümle
kalıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Afrikan ülkeleri aşağıdaki yeşil olanlar. Hala burada kalıyorlar.האפריקאים הם הירוקים שם. הם נשארים שם.
Afrikan ülkeleri aşağıdaki yeşil olanlar. Hala burada kalıyorlar.تحت هنا الأفارقة الون الأخضر.لا يزالون باقين هنا
Afrikan ülkeleri aşağıdaki yeşil olanlar. Hala burada kalıyorlar.インドに インドネシア とても速く動いています
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.As crianças mais velhas intimidam os mais pequenos.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.Cei mai mari îi intimidează pe cei mici.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.Die älteren Kinder ärgern die kleinen.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.I bambini più grandi maltrattano quelli più piccoli.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.나이가 좀 더 많은 아이들은 어린 아이들을 괴롭힙니다
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.Les enfants plus âgés tyrannisent souvent les petits.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.Mereka diganggu oleh anak-anak yang lebih tua dan mereka belajar untuk bertahan.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.Những trẻ nhiều tuổi hơn thường bắt nạt những đứa bé.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.Starsze dzieci znęcały się nad młodszymi.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.Τα μεγαλύτερα παιδιά εκφοβίζουν τα μικρότερα.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.По-големите малтретират по-малките.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.Старші діти знущаються з менших.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.הילדים הגדולים יותר מציקים לקטנים. הם לומדים
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.الأطفال الأكبر سنًّا يتنمرون على الأصغر منهم. يتعلمون
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.子ども達は生きる術として 身を守るために屈服します
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Aber es bleibt eine Anekdote weil die Öffentlichkeit sich damit nicht identifizieren konnte.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Ale je to spíše jen takovou anekdotou, protože to pro veřejnost nemá přílišnou hodnotu.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Ale stala sa z toho iba historka, pretože ľudia si to nemajú s čím spojiť.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Ça reste anecdotique parce que le public ne peut pas s'identifier à ça.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Dar a rămas ca şi o glumă deoarece publicul nu s-a putut identifica cu asta.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Ez azonban egy anekdota marad mert a nyilvánosság nem tudott vele azonosulni.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.이것이 단지 널리 알려져 있지 않은 이유는 사람들이 그것을 알아채지 못했기 때문이었습니다.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Maar het blijft een anekdote, omdat het publiek zich er niet mee kan identificeren.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Ma questo rimane un aneddoto perché il pubblico non può identificarsi con esso.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Mas ainda é uma anedota porque o public não se identifica com isto.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Men det förblir en anekdot för publiken kunde inte identifiera sig till det.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Nhưng nó còn vặt vãnh vì công chúng không thể nhận diện ra nó.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Nie wzbudzono tym jednak entuzjazmu publiki, gdyż brakowało czynnika ludzkiego.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Pero todavía son una anécdota porque el público no se identifica con eso.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Но они остаются незаметными, потому что люди не могут представить себя летящими на них.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Но остава епизодично, защото обществеността не би могла да се идентифицира с него.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.אבל זו נשארה אנקדוטה מפני שהציבור לא יכול להזדהות עם זה.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.ولكنها بقيت خلف الاضواء لان الناس لم تميزها .
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.大衆はそれを現実的だと思わなかったからです 搭乗した飛行士が飛行中に
Anafaz 1 e girdiğimizde, yalnızca homolog çidtler ayrılıyor. Kromotidler, kardeş kromoditleriyle kalıyorlar. -Quando si entra nell'anafase I solo i cromosomi omologhi si separano, e i cromatidi fratelli restano uniti.
Anafaz 1 e girdiğimizde, yalnızca homolog çidtler ayrılıyor. Kromotidler, kardeş kromoditleriyle kalıyorlar. -V anafázi 1 se oddělí jen homologní páry, takže chromatidy zůstávají se sesterskými chromatidami.
Anafaz 1 e girdiğimizde, yalnızca homolog çidtler ayrılıyor. Kromotidler, kardeş kromoditleriyle kalıyorlar. -В анафаза I се разделят само хомоложните чифтове, така че сродните хроматиди остават заедно.
Ancak kızın ve annesinin "uygunsuz" kıyafet açısından uyarılıp uyarılmadığı konusunda sessiz kalıyorlar.Pero no dijeron nada sobre si llamaron la atención de la niña y su madre sobre el vestido “inapropiado”.
Ancak kızın ve annesinin "uygunsuz" kıyafet açısından uyarılıp uyarılmadığı konusunda sessiz kalıyorlar.Zij zwegen echter over het aanspreken van het meisje en haar moeder over de 'onfatsoenlijke' jurk.
Ancak kızın ve annesinin "uygunsuz" kıyafet açısından uyarılıp uyarılmadığı konusunda sessiz kalıyorlar.Но они умолчали о том, обратили ли именно они внимание девушки и её матери на «неприличный» наряд.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.A niekedy musia nosiť vodu zďaleka, aby mohli prať doma.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.A občas také musí vodu nanosit z velké dálky, aby praly doma.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Czasami muszą przynosić wodę z daleka aby zrobić pranie w domu.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Dan kadang mereka harus membawa air dari tempat yang jauh untuk mencuci di rumah.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.E qualche volta devono anche portarsi l'acqua da lontano per fare il bucato a casa.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.És sokszor messziről kell vizet hozniuk, hogy otthon mossanak.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.때로는 집에서 세탁을 하기 위해 아주 멀리서 물을 길어와야 하기도 합니다.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Manchmal müssen sie außerdem von weit her Wasser holen, um zu Hause die Wäsche machen zu können.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Och ibland måste de bära vatten en lång väg för att kunna tvätta hemma.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Og nogen gange må de også hente vand langt væk fra, for at vaske tøjet derhjemme.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Parfois même elles doivent amener l'eau de très loin pour faire la lessive à la maison.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Por vezes têm de ir buscar a água de muito longe para lavar a roupa em casa.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Și câteodată trebuie să-și aducă apa de la distanță ca să spele rufele acasă.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Soms moeten ze ook ver weg water gaan halen om de was thuis te doen.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Và đôi khi họ còn phải mang nước từ những nơi xa xôi về để giặt giũ tại nhà.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Y a veces también deben traer agua desde lejos para lavar en casa.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Και μερικές φορές πρέπει επίσης να μεταφέρουν νερό από μακριά για να πλύνουν τα ρούχα στο σπίτι.