kalıyorlar ile cümle

kalıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Yabancılar Fuji dağına hayran kalıyorlar.Foreigners admire Mt. Fuji.
Burada kuşlar bile gölgede kalıyorlar!Even the birds are staying in the shade here!
Onlar her gün geç kalıyorlar.They've been late every day.
Tom ve Mary kalıyorlar.Tom and Mary are staying.
Tom ve Mary ikisi de seninle kalıyorlar, değil mi?Tom and Mary are both staying with you, aren't they?
Hayır, onlar benimle kalıyorlar.No, they're staying with me.
Ve böyle insanlar orada kalıyorlardır.There are people who are staying there.
Buna rağmen prensin kaprislerine ve fanatisizme maruz kalıyorlardı.Nevertheless, they were subject to the caprices of princes and outbursts of fanaticism.
İşleri olmadığı için 13. maddeden yararlanamıyorlar ve 7. maddeden başvurmak zorunda kalıyorlar. ..They really have to do something like Chapter 7.
Eğer birden fazla bebek koyulmaya çalışılırsa, üst üste koyulmak zorunda kalıyorlar.If you try to put more than one kid in, you're stacking them on top of each other.
Bunun yerine, durmadan eşelemek, daire çizmek ve volta atmak zorunda kalıyorlar.Instead, they are reduced to scratching, circling and pacing endlessly.
Devre dışı kalıyorlar ve kapanıyorlar.They shut down. They turn off.
Kromotidler, kardeş kromoditleriyle kalıyorlar. -He has a nuclear membrane, and, of course, it has cytoplasm around it.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.They strangle, they aspirate their vomit, they suffocate, they have a heart attack.
Hala burada kalıyorlar.They still remain here.
Kalıyorlar çünkü herkes evinde kalmak ister.They stay because you want to stay in your home.
Göçebe tarımcılar avcı-toplayıcılarla karşı karşıya kalıyorlardı.Migrating farmers encountered hunter-gatherers.
Bir çok insan bu bekleme istasyonun etrafında takılı kalıyorlar. Evet... Bunun etrafında.A lot of people are in the holding station around this one.
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Circumstances?
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.But it stays an anecdote because the public couldn't identify to it.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.The older children bully the little ones.
Donup kalıyorlar. Bu işe karışmamak için bir sebebi var.He's got a reason not to get involved.
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.As weeks of deprivation stretched into months, some resorted to eating tulip bulbs.
Ve herkes bal mı yedi? Nasıl buna seyirci kalıyorlar Ah, tanrımHow can they just stand there? oh my god
Bir çok insan diğerlerine ne düşündüklerini söylemekte geç kalıyorlar.Many people wait too long to say what they think about others.
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır borç altında mı kalıyorlar?Do you ask for any compensation from them that they are burdened with want?
Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?Or do you demand any wages from them so that they are burdened with expense?
Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır.Do you ask for any compensation from them that they are burdened with want?
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?Do you ask for any compensation from them that they are burdened with want?
Yabancı seyyar satıcılar da "neredeyse her gün" istismara maruz kalıyorlar.Foreign street vendors also suffered "almost daily" abuse.
Enkaza tırmanıp kazı yapmak isteyen anne babaları askerler durdurmak zorunda kalıyorlar.Soldiers had to restrain parents who tried to climb up and claw through the wreckage.
Bazen kısa dönem mahkumları uzun dönem mahkumlarıyla aynı yerde kalıyorlar.At times, inmates with short sentences were in the same cell with convicts serving long sentences.
Makedon ESM'ye borcu olan müşteriler elektriksiz kalıyorlar.Customers with outstanding debts to Macedonia's ESM are finding themselves without power.
Onlar adanın tek sakinleri ve çiftçilik yaparak hayatta kalıyorlar.They are the island's only occupants, and survive by farming.
Çoğu zaman karın üzerine ya da karın kazındığı çıplak zemine yatmak zorunda kalıyorlardı.Often they had to lie on the bare snow, or on ground scraped bare of snow with a foot.
Dört saatlik televizyonda binlerce eğlenceli, eğlenceli reklama maruz kalıyorlar.In the four hours of television, they're exposed to thousands of amusing, fun advertisements.
Firavunlar ölene dek idarede kalıyorlardı.So lebten sie zur Zeit der Pharaonen.
Kız çocuklar ise büyüdükten sonra “teyze evlerinde” kalıyorlar.Les filles en héritent seulement si elles restent dans la « maison ».
Ve böyle insanlar orada kalıyorlardır.Les gens restèrent en cet endroit.
Ve böyle insanlar orada kalıyorlardır.Ma la gente si trovava ancora lì.
Buna rağmen prensin kaprislerine ve fanatisizme maruz kalıyorlardı.Il popolo era prigioniero di superstizioni e fantasie.
Ve böyle insanlar orada kalıyorlardır.Эти люди находятся здесь.
Bir ay Lübnan'da, iki ay evlerinde kalıyorlardı.Ещё два года он находился в Лунде.
Nuran ile birlikte Fikret'in yanında kalıyorlar.Вместе с Ниной открывают свою «точку».
O sırada James ve Lars o evde kalıyorlardı.Короче, Джеймс и Ларс остались вдвоем.
Flossenbürg'te mahkûmlar 16 büyük ahşap barakalarda kalıyorlardı.Заключённые жили в 16 больших бараках на территории лагеря.
O sırada James ve Lars o evde kalıyorlardı.Later hebben James en Lars dit toegegeven.
Bir ay Lübnan'da, iki ay evlerinde kalıyorlardı.Ще два роки він перебував у Лунді.
Tom ve Mary kalıyorlar.Том та Мері залишаються.
Flossenbürg'te mahkûmlar 16 büyük ahşap barakalarda kalıyorlardı.Vangit majoitettiin 16:een suureen puiseen parakkiin.
Yazıların, zorlukla okunduklarının yanı sıra bilmece gibi kalıyorlar.Muuten säännöt ovat kuuroilla samat kuin kuulevilla.
O sırada James ve Lars o evde kalıyorlardı.Både Jesse og Joey flyttet derfor inn i huset.
Flossenbürg'te mahkûmlar 16 büyük ahşap barakalarda kalıyorlardı.De innsatte i Flossenbürg bodde i 16 store trebrakker, og leirens krematorium var i dal rett utenfor leiren.
Buna rağmen prensin kaprislerine ve fanatisizme maruz kalıyorlardı.王子の無実と生存を信じている。
Genel olarak köleler kötü davranışa maruz kalıyorlardı.厳しい扱いによって奴隷は不満を募らせていた。
Ve böyle insanlar orada kalıyorlardır.人間たちはここに住む。
Bir ay Lübnan'da, iki ay evlerinde kalıyorlardı.Podarilo sa im dosiahnuť Lhasu, kde zostali dva mesiace.
Ve böyle insanlar orada kalıyorlardır.Ti ljudje so bili zunaj.
Afrikan ülkeleri aşağıdaki yeşil olanlar. Hala burada kalıyorlar.De Afrikanen zijn de groene en die blijven nog hier beneden.
Afrikan ülkeleri aşağıdaki yeşil olanlar. Hala burada kalıyorlar.아프리카 사람들은 이 아래 초록색입니다. 아직도 여기에 있네요.

İlgili Sayfalar