kalıtsal ile cümle
kalıtsal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Akatalazemi, kalıtsal bir bozukluktur.Família formada, confusão armada.
Ailesi kalıtsal ve babadan oğullarına geçen bir onur unvanı olan "Germanicus" unvanıyla ödüllendirildi.Sua família recebeu o agnome "Germânico" como título honorífico hereditário, passado para o filho mais velho.
Kalıtsal Şam Atabeyleri olan Böriler hanedanı kurucusu.Abade comandatário de Notre-Dame-de-Chambons.
Renk körlüğü kalıtsal nedenlerden dolayı ortaya çıkmaktadır.A mesma cor aparece sobre materiais funerários.
Ailevi akdeniz ateşi kalıtsal bir hastalıktır.Febre familiar do Mediterrâneo é uma doença inflamatória hereditária.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Dit experiment toonde aan dat DNA, en niet proteïne, drager van het genetische materiaal was.
Modern Tıp Vitiligo için kalıtsal olmayan ve iyileşebilen bir hastalık olarak görüyor.De ziekte is en blijft tot nu toe erfelijk en ongeneeslijk.
Meşhur olmak kalıtsal değildir.Bekend zijn is niet erfelijk.
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.Choroba von Willebranda jest najczęstszą wrodzoną skazą krwotoczną.
Kalıtsallık, daha büyük ölçeklerde de oluşabilir.Gnieździć może się też w bardziej południowych rejonach.
Bazı araştırmacılar bu kanser türünü geliştirmeye yatkınlığın kalıtsal olabileceğine inanmaktadırlar.Wyniki badań wskazują, że tego rodzaju zmiany mogą być dziedziczone.
Renk körlüğü kalıtsal nedenlerden dolayı ortaya çıkmaktadır.Kolor żeliwa wynika z jego właściwości.
Hem tip 1 hem de tip 2 diyabet en azından kısmen kalıtsal hastalıklardır.Både typ 1- och typ 2-diabetes är åtminstone delvis ärftliga.
Kalıtsal olarak otozomal resesif aktarılır.Belgien begärde förgäves Verbelens utlämning.
Nötropeni, konjenital (kalıtsal bozukluk) olabileceği gibi çeşitli sebeplerden de ortaya çıkabilir.Це може прояснити деякі випадки самопожертви заради групи (альтруїзм).
Adını 1872 yılında hastalığın kalıtsal olduğunu ilk olarak gözlemleyen Dr. George Huntington'dan alır.Tato nemoc je pojmenována po americkém lékaři Georgi Huntingtonovi, který tuto nemoc popsal v roce 1872.
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.A von Willebrand betegség egy másik gyakori vérzéses rendellenesség.
Üçüncü bir HÜS türü Kalıtsal HÜS'tur.Hármas üdvösséges kérdés.
Habsburg Hanedanı'nda kalıtsal bir bozukluk vardı.Tragédiák a Habsburg-házban.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Amolyan régimódi nemesúr ő.
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.Von Willebrandin tauti (vWD) on periytyvistä verenvuototaudeista yleisin.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Luonteeltaan hän on tinkimättömän jalo.
Kalıtsallık, daha büyük ölçeklerde de oluşabilir.Perinnöllisyyttä voi esiintyä myös suuremmissa mittakaavoissa.
Bedensel (somatik) mutasyonlar bu anlamda kalıtsal değildir.Näiden sisäisellä järjestyksellä (permutaatio) ei ole väliä.
Modern Tıp Vitiligo için kalıtsal olmayan ve iyileşebilen bir hastalık olarak görüyor.Kaikki eivät pidä kuuroutta sairautena, joka pitäisi parantaa.
Kalıtsal olarak otozomal resesif aktarılır.Αναστολέας επαναπρόσληψης αδενοσίνης.
Bazı kalıtsal sorunlar ve bağışıklık sorunları da sinüzitin diğer sebepleridir.Μερικά τοπωνύμια και η ετυμολογία τους είναι τα παρακάτω.
Bipolar spektrumunda kalıtsallık orani 0.71 olarak tahmin edilmektedir.Η συνολική κληρονομικότητα της διπολικής διαταραχής έχει τεθεί σε 0,71.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Το πείραμα αυτό παρείχε επιπλέον ενδείξεις ότι το γενετικό υλικό ήταν το DNA, και όχι πρωτεΐνη.
Anormal ilaç etkileşimleri kalıtsal etkenlerden kaynaklanablir.Godartede tumorer inddeles efter deres oprindelse.
Bunlar yarı göçebe, gizli kalıtsal bilgi iletimi olan (babadan oğula geçen) akraba insanlardır.Medianen er «midt på tabellen» hvis resultatene settes opp i synkende (eller stigende) rekkefølge.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Dette eksperimentet ga altså bevis for at DNA, ikke protein, var det genetiske materialet.
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.Von Willebrands sykdom er den mest vanlige arvelige koaguleringssykdommen som er beskrevet hos mennesker.
Onun sonraki hedefi imparatorluğun kalıtsal yolla geçmesini sağlamaktı.Hans neste mål var å gjøre den keiserlige krone arvelig.
Sıçrama geri tersinirdir ve koloni tipi kalıtsaldır.Gattet sitter langt bak, og fargemønsteret er karakteristisk.
1869 - Francis Galton zekanın kalıtsal olduğunu öne sürdü.Galton dokumenterte i 1869 at «genialitet» var arvelig.
1511 yılında, Mackenzie'lerin koruyucuları olan Macrae Klanı'nı kalenin kalıtsal kollukçusu oldu.Pada tahun 1511, Macraes, pelindung kelompok Mackenzie, telah menjadi konstabel keturunan untuk Istana.
Bu türde hastalıkta kalıtsal bir neden yoktur.Kadang-kadang tidak ada penyebab munculnya penyakit ini.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Ia terkenal sebagai seorang pertapa.
Yaklaşık yüzde 50'si kalıtsaldır dolayısıyla değiştirilmesi pek mümkün değildir.Khoảng 15% là phần không dùng được, phải bỏ đi.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Năm ngoái, ông đã trở thành một quý tộc di truyền.
Bu kalıtsal durum “Piedmontese” türü sığırlarda da bulunur.Điều đặc biệt ở Cassano chính là tính chất "quái" trong lối đá của anh.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.向とは対照的に、高貴な生まれ。
Bu hastalık kalıtsaldır.これが下痢である。
1511 yılında, Mackenzie'lerin koruyucuları olan Macrae Klanı'nı kalenin kalıtsal kollukçusu oldu.1511年,马克雷家族(Clan Macrae)继承了该城堡。
Üçüncü bir HÜS türü Kalıtsal HÜS'tur.초특급 스케일로 세 번째 투어 피날레 장식”.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.그러나 아직은 씨족적인 귀족이었다.
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.מחלת וון וילברנד היא הפרעת הקרישה התורשתית הנפוצה ביותר בבני אדם.
Akatalazemi, kalıtsal bir bozukluktur.אצילי, ילקוט מורשת.
Bu hastalık kalıtsaldır.המחלה היא שפירה.
1511 yılında, Mackenzie'lerin koruyucuları olan Macrae Klanı'nı kalenin kalıtsal kollukçusu oldu.През 1511 г. кланът Макрей, като защитници на Маккензи, стават наследствени управители на замъка.
Kalıtsal olarak otozomal resesif aktarılır.Резорбцията му при орално приложение.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Семейството е потомствен дворянин.
Bir organizmanın genlerinin böyle bir karmaşık özelliğe katkıda bulunma derecesine “kalıtsallık” adı verilir.Stepen do kojeg geni organizma doprinose kompleksnoj osobini naziva se heritabilnost.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Smatrana je osobom iznimno plemenitog podrijetla.
Bu kalıtsal hastalık her köpek ırkında görülebilir.Ide o ochorenie ktoré postihuje všetky plemená psov.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Na tú dobu bol šľachtic veľmi bohatý človek.
Kalıtsallık, daha büyük ölçeklerde de oluşabilir.Možno je bujno življenje tudi v večjih globinah.
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.Von Willebrandova bolezen je druga najpogostejša oblika koagulopatije.
Onun sonraki hedefi imparatorluğun kalıtsal yolla geçmesini sağlamaktı.Njegova zadnja naloga je bila zagotoviti miren prenos svojih pooblastil na naslednika.