kalıt ile cümle
kalıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Daha önce kentten aldıkları malları, aynı kalitede olmasa bile, üretmeye başladılar.Zij namen de naam van hun vroegere woonplaats mee en voegden er 'Nie' (nieuw) aan toe: 'Nie-Ark'.
4. Kalitenin ölçümü kalitenin maliyetidir.De vierde graad is een Maleisische toevoeging.
Beydağ’da üretilen kestane son derece kalitelidir.Er wordt nog steeds zijde geproduceerd van een zeer goede kwaliteit.
Resim kalitesi çok iyidir.De kwaliteit van de opnamen is goed.
Dünya üzerindeki en yüksek yaşam kalitesi İsviçre'de bulunur.Dit is de hoogste rang in vredestijd in Zwitserland.
Ressam, oradaki ışığın kalitesinden çok etkilendi.Hij werd geroemd om de lichtwerking in zijn schilderijen.
Bu da hizmet kalitesinin değerini belirler.Het resultaat is de waarde van de obligatie.
Otozomal resesif kalıtılır.Verbittering volgt.
Meşhur olmak kalıtsal değildir.Bekend zijn is niet erfelijk.
Babangida, 2004'te Nijerya'ya kaliteli futbolcu getirmesi için 2 milyon dolarlık sözleşme yaptı.W 2004 Babangida podpisał umowę na 2 miliony dolarów, aby zapewnić Nigerii wysokiej jakości piłki nożnej.
Ve yine oldukça kaliteli bir işle dinleyenlerinin alkışlarını aldılar:"Puritanical Euphoric Misanthropia".Myślę, że wszyscy padną na kolana przed 'Puritanical Euphoric Misanthropia'".
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.Choroba von Willebranda jest najczęstszą wrodzoną skazą krwotoczną.
Mendel genetiğinin keşfinden önce, karışmalı kalıtım isimli hipotez, yaygın bir görüştü.Przed odkryciem genetyki mendlowskiej popularną hipotezą było mieszanie się cech.
Üretilen malzemenin kalitesini etkileyen çok önemli bir unsurdur.Złożonym zagadnieniem pozostaje jakość produkowanego uzbrojenia.
Ayrıca kaliteli tütün yetiştirme konusunda köy halkı yörede ün yapmıştır.Miejscowość słynie z uprawy wysokiej jakości tytoniu papierosowego.
Şaraplarının kalitesi İtalya'daki herhangi bir şaraptan farksızdı.Wino, które wytwarzał nie ustępowało jakością najlepszym winom z Włoch czy Francji.
Zürih ve Cenevre yaşanabilecek, yaşam kalitesinin en yüksek olduğu yerlerdendir.W sektach Ciji i Zhengyan, jest uważana jest za najwyższe bóstwo.
WikiRank tarafından verilen puanlar bilgi kutularının kalite değerlendirmesinde kullanılmıştır.Miary dostarczone przez WikiRank wykorzystywane w ocenie jakości infoboksów.
Çevre mi, kalıtım mı?Centrum czy peryferie?
Kalite bir ahlak anlayışıdır.Jest ona zatem sercem moralności.
Bu şekilde daha az kaliteli fakat daha düşük maliyet ile ürün elde edilir.Wina produkuje się mniej, za to lepszej jakości.
Uygulamada barındırdığı videoların kalitesi ise 720p HD'dir.Filmy nagrywane tym telefonem mają jakość 720p (HD).
Resim kalitesi çok iyidir.Nagrania są bardzo dobrej jakości.
Teknik kalite, tüketicilerin hizmet firmasıyla etkileşiminin sonucunda gerçekte ne aldığıdır.Jak technologia wpłynie na koszty firmy?
Yeni kazanılan bu özellik ise gelecek nesillere kalıtım yoluyla aktarılabiliyordu.Otrzymasz bezcenny klejnot, Obdarz nim przyszłe pokolenia.
Mahallede bulunan memba suyu çok kalitelidir.Woda dostarczana do odbiorców jest dobrej jakości.
Kalıtsallık, daha büyük ölçeklerde de oluşabilir.Gnieździć może się też w bardziej południowych rejonach.
Bununla birlikte görüntü ve ses kalitesini artırdı.Jego zainteresowanie poszło w kierunku ulepszania jakości nagrywania i dźwięku.
Toplam kalite kontrolünün 4 görevi bulunmaktadır.Nadzór bankowy realizuje cztery funkcje.
Irkının en kaliteli atları Asil olarak bilinirdi ve asil olmayan atların asillerle çiftleştirilmesi yasaktı.Ziemie starych rodów szlacheckich zostały podzielone i niewiadomo było, co zrobić z psami.
Yetenekleri, sanatsal bir aileden gelen kalıtıma atfedildi.Jej talenty można przypisać dziedziczności gdyż pochodziła z artystycznej rodziny.
İmaj, tüketicinin kaliteyi algılamasında bir süzgeç olarak görülebilir.Co więcej - wydaje się, że oderwanie to jest warunkiem jej skuteczności...
Erken dönem Avrupalı ziyaretçiler Japon işçiliğine ve metal imalatının kalitesine hayran kaldılar.Europejscy podróżnicy byli pod wrażeniem japońskiego rękodzieła i obróbki metali.
Bazı araştırmacılar bu kanser türünü geliştirmeye yatkınlığın kalıtsal olabileceğine inanmaktadırlar.Wyniki badań wskazują, że tego rodzaju zmiany mogą być dziedziczone.
Sabit su kalitesinin korunmasına çalışılmalıdır.Szczególnie ważne jest zachowanie dobrej jakości wody.
Kalite bir yönetim şeklidir.Odmiennym rodzajem zarządzenia jest dekret.
Euro-IV-Norm kalite kriterleri karşılamaktadır.Spełnia on wymagania normy Euro 5.
Kaliteli oyuncular olduklarını söylemem lazım.Musi mieć dobre umiejętności aktorskie.
ISO 9001-2000 ise kalite yonetimi standardidir.ISO 639-1 jest jedynym standardem zawierającym dwuliterowe kody.
Yapılan testlerde 720p altı çözünürlüklerde görüntü kalitesinde bozulmalar meydana geldiği belirlenmiştir.Robiono to ręcznie, sprawdzając wszystkie z 676 możliwych przypadków.
Renk körlüğü kalıtsal nedenlerden dolayı ortaya çıkmaktadır.Kolor żeliwa wynika z jego właściwości.
Muayene (M): Nesnenin kalitesini veya özelliklerini göz ve / veya diğer duyuları kullanarak belirlemek.Jednakże odpowiedź: (...) tę określają jego własne wyraźne słowa i testament albo jakieś inne znaki wiążące.
Sistemin etkinliği RBIPS’in kural tabanının öğe boyutuna ve arşiv istatistiklerinin kalitesine bağlıdır.Jakość danych FCD zależy od ilości i jakości próby.
Avukat olan babası onu en kaliteli okullara gönderdi.Fadern sände honom bara till de bästa skolorna.
Daha kaliteli görüntü sağlar.Detta ger en kvalitetsmässigt bättre bild.
Hem tip 1 hem de tip 2 diyabet en azından kısmen kalıtsal hastalıklardır.Både typ 1- och typ 2-diabetes är åtminstone delvis ärftliga.
Ayrıca Çehov'a yavaşlaması, az yazması ve edebi kaliteye odaklanması konusunda tavsiyelerde bulunmuştur.Han fortsatte med att ge Tjechov råden att sakta ned, skriva mindre och koncentrera sig på litterär kvalitet.
Normal CD'lere yaklaşık 35 ile 60 dakika arasında SVCD kalitesinde ses ve görüntü kaydı yapılabilmektedir.En SVCD kan innehålla runt 35–60 minuter film på en standard CD-skiva.
WikiRank tarafından verilen puanlar bilgi kutularının kalite değerlendirmesinde kullanılmıştır.Resultat som tillhandahålls av WikiRank används i kvalitetsbedömning av infoboxes.
Nolan resim kalitesini optimize etmek için The Dark Knight gibi filmde IMAX kameralar fazla kullanılmıştır.Nolan utnyttjade IMAX-kameror så mycket som möjligt för att optimera kvaliteten på bilden.
Ham ipek, Çin'den getirilirdi ve kaliteli kumaş haline getirilip, yüksek fiyatla dünyaya satılırdı.Rå silke köptes från Kina och tillverkades sedan till fint tyg som såldes till höga priser runtom i världen.
Ancak yine de kalıtım konusu tamamıyla bir gizemdi.Den exakta dödsorsaken är fortfarande ett mysterium.
Sıralama en düşük kaliteden en yüksek kaliteye doğru yapılmıştır.Den principen innebär att beslut ska tas på lägsta effektiva nivå.
Bu sistemde hem kalite artmış oluyor hem de zamandan ve paradan büyük ölçüde tasarruf sağlanıyordu.Med det nya systemet blev det en stor inbesparing av tid och pengar.
1928), Kalite Fonksiyonu Yayılımının kurucusudur.1928) är ett bidrag till hennes karakteristik.
Bu dönemde yüksek kaliteli silindir mühürler genelde bulunmaz.Verken i sådana ur brukar hålla en hög kvalitet.
Sabit su kalitesinin korunmasına çalışılmalıdır.Regler har också antagits för att bevara en god vattenkvalitet.
Cücelerin çok kaliteli zırhlar yapmak konusunda şöhreti vardır.Skidorten har en mycket utpräglad arkitektur.
Kalitatif Analiz YöntemleriMåtteori Funktionalanalys
Bu şarap kalitesini gösterir.Detta tillföll Wijnkoop.