Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Dar adevaratul secret sta mai mult in modul in care este organizata societatea lor.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.De az igazi titok szerintem inkább a társasági életükben keresendő.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.하지만 이곳의 진정한 비밀은 이들이 어울리는 방식에 숨겨져 있습니다.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Maar het echte geheim zit hem denk ik in de manier waarop hun cultuur in elkaar zit.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Ma il vero segreto penso risieda nel modo in cui organizzano la loro società.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Men den virkelige hemmelighed, tror jeg, ligger mere i måden hvorpå deres samfund er organiseret.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Myślę jednak, że sekret leży w sposobie organizacji tej społeczności.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Namun saya pikir rahasia sebenarnya lebih terletak pada cara mereka mengatur masyarakat.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Nhưng bí mật thực sự, tôi nghĩ nằm ở chỗ cách họ tổ chức xã hội.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Pero el verdadero secreto creo que está más bien en la forma en que organizan su sociedad.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Αλλά το πραγματικό μυστικό βρίσκεται περισσότερο στον τρόπο με τον οποίο οργανώνουν την κοινωνία τους
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Але справжній секрет полягає в організації їхнього суспільства.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Но истинската тайна мисля, че е повече в начина, по който те организират тяхното общество.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.Но настоящий секрет, как мне кажется, кроется в том, как организовано их общество.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.אבל אני חושב שהסוד האמיתי נמצא בצורה שבה מאורגנת החברה שלהם.
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.ولكن السر الحقيقي أعتقد أنه يكمن أكثر في الطريقه التي ينظمون فيها مجتمعهم .
Ancak bana kalırsa işin gerçek sırrı toplumlarını nasıl düzenlediklerinde yatıyor.彼らが社会を形成する方法にあると思います そしてサルディーニャの社会のもっとも目立った要素は
Ancak benim gibi biri hayatta kalırsa, dünya beni seçmiş demektir.Comunque, se sopravviverà uno come me, significa che il mondo avrà scelto me.
Ancak benim gibi biri hayatta kalırsa, dünya beni seçmiş demektir.Jos joku minunlaiseni selviytyy- -se tarkoittaa, että maailma valitsi minut.
Ancak benim gibi biri hayatta kalırsa, dünya beni seçmiş demektir.Men hvis en som jeg overlever, - - betyder det, at verden har valgt mig.
Ancak benim gibi biri hayatta kalırsa, dünya beni seçmiş demektir.Men om nån som jag överlever- -betyder det att världen har valt mig.
Ancak benim gibi biri hayatta kalırsa, dünya beni seçmiş demektir.No entanto, se alguém como eu sobreviver, significa que o mundo me irá escolher.
Ancak benim gibi biri hayatta kalırsa, dünya beni seçmiş demektir.Sin embargo, si alguien como yo sobrevive, significará que el mundo me ha escogido a mí.
Ancak benim gibi biri hayatta kalırsa, dünya beni seçmiş demektir.Αν, όμως, κάποιος σαν κι εμένα επιβιώσει, σημαίνει ότι θα είμαι ο εκλεκτός του κόσμου.
Ancak benim gibi biri hayatta kalırsa, dünya beni seçmiş demektir.Но если кто-то вроде меня выживет, это будет означать, что мир избрал меня.
Artakalan vergi ödemek zorunda kalırsanız, elinize vergi kararıyla birlikte banka havale formu geçecektir.Jos joudut maksamaan jäännösveroa, saat verotuspäätöksen mukana tilisiirtolomakkeen.
Artakalan vergi ödemek zorunda kalırsanız, elinize vergi kararıyla birlikte banka havale formu geçecektir.Om du blir tvungen att betala kvarskatt, får du tillsammans med beskattningsbeslutet en bankgiroblankett.
Artakalan vergi ödemek zorunda kalırsanız, elinize vergi kararıyla birlikte banka havale formu geçecektir.إذا اضطررت لتسديد استحقاق ضريبة ناقصة، فسوف تستلم استمارة تحويل بنكي سوية مع القرار الضريبي.
Arta kalırsa sorun değil, ancak yeterli miktarda yapmazsan hayal kırıklığı oluyor.Así que sólo lo vamos a poner ahí también.
Arta kalırsa sorun değil, ancak yeterli miktarda yapmazsan hayal kırıklığı oluyor.Essensreste sind kein Problem; wenn man zu wenig kocht ist das etwas enttäuschend.
Arta kalırsa sorun değil, ancak yeterli miktarda yapmazsan hayal kırıklığı oluyor.Isso não está muito sujo, vamos misturar um pouco
Arta kalırsa sorun değil, ancak yeterli miktarda yapmazsan hayal kırıklığı oluyor.Niente di male se ne rimane un pò;ma cucinare poco è un pò deludente.
Arta kalırsa sorun değil, ancak yeterli miktarda yapmazsan hayal kırıklığı oluyor.Quand vous n'en faites pas assez c'est un peu décevant; il n'y a cependant rien de mal avec des restes.
Arta kalırsa sorun değil, ancak yeterli miktarda yapmazsan hayal kırıklığı oluyor.Tidak ada salahnya dengan sedikit sisa Namun bila anda memasak terlalu sedikit itu bisa menjadi permasalahan
Arta kalırsa sorun değil, ancak yeterli miktarda yapmazsan hayal kırıklığı oluyor.Няма проблем с остатъците, но когато е прекалено малко, е малко разочароващо.
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaAndaikan adik Baek Seung Jo di rawat lebih lama lagi.
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaDoar daca fratele lui mai mic ar trebui sa stea in spital mai mult....
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaGdyby tylko młodszy brat Baek Seung Jo został w szpitalu trochę dłużej.
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaGiá mà em trai Baek Seung Jo ở viện lâu hơn một chút nhỉ!
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaHet zou mooi zijn als Baek Seung Jo's broertje nog een beetje langer in het ziekenhuis zou blijven.
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaKeby tak Baek Seung Jo-v brat bol hospitalizovaný ešte trochudlhšie.
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaOm bara Baek Seung Jo's lillebror kunde vara längre i sjukhuset.
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaSe soltanto il fratellino di Baek Seung Jo rimanesse in ospedale un po' più a lungo...
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaSi seulement son petit frère pouvait être hospitalisé un peu plus longtemps.
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaWenn nur Beak Seung Jo's kleiner Bruder noch ein bisschen länger im Krankenhaus wäre.
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaΕαν μόνο ο μικρός αδερφός του Μπεκ Σουνγκ Τζο μπορούσε να μείνει στο νοσοκομείο λίγο ακόμα..
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaВот если бы только младший брат Бэк Сын Чжо пробыл в больнице подольше.
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaاذا فقط شقيق بيك سيونغ جو الاصغر مكث في المستشفى لوقت اطول
Baek Seung Jo'nun kardeşi hastanede biraz daha kalırsaちょっと そんなことないって
Bak da gor bir takda gec kalirsan bile!Guai se hai anche un solo minuto di ritardo!
Bak da gor bir takda gec kalirsan bile!Lihat jika kau bahkan terlambat 1 menit!
Bak da gor bir takda gec kalirsan bile!Sa vezi ce patesti daca intarzii numai un minut.
Bak da gor bir takda gec kalirsan bile!Schau wenn du auch nur eine Minute zu spät bist!
Bak da gor bir takda gec kalirsan bile!Tu verras si tu as une seule minute de retard !
Bak da gor bir takda gec kalirsan bile!Zobaczysz jeśli spóźnisz się o minutę!
Bak da gor bir takda gec kalirsan bile!Να δούμε αν καθυστερήσεις ένα μόνο λεπτό!
Bak da gor bir takda gec kalirsan bile!Я тебе покажу, если ты опоздаешь!
Bana kalirsa, bizim kefaretimiz.Für mich war es unsere Erlösung.
Bana kalirsa, bizim kefaretimiz.Jest nim nasze ocalenie.
Bana kalirsa, bizim kefaretimiz.어떤 방향을 제시해 주는 시작점이었습니다. 제게는 인류의 구원이었죠.