Ve bana kalirsa burada gercek bir firsat var yeni seyircilere ulasabilmek icin , eger firsatim olsaydi.Myślę, że jest szansa na bardzo dosadny przekaz - by zdobyć nową widownię, jeśli będę miał szansę.
Ve bana kalirsa burada gercek bir firsat var yeni seyircilere ulasabilmek icin , eger firsatim olsaydi.Și cred că este o posibilitate reală pentru a face o puternică -- să accesez audiențe noi dacă aș avea ocazia.
Ve bana kalirsa burada gercek bir firsat var yeni seyircilere ulasabilmek icin , eger firsatim olsaydi.Und da gibt es eine echte Möglichkeit, neues Publikum zu erreichen, wenn ich die Chance dazu hätte.
Ve bana kalirsa burada gercek bir firsat var yeni seyircilere ulasabilmek icin , eger firsatim olsaydi.Думаю, мне удалось бы расширить аудиторию, если бы представилась такая возможность.
Ve bana kalirsa burada gercek bir firsat var yeni seyircilere ulasabilmek icin , eger firsatim olsaydi.Мисля, че има реална възможност да се направи мощен... да стигне до нови публики, ако имам шанс.
Ve bana kalirsa burada gercek bir firsat var yeni seyircilere ulasabilmek icin , eger firsatim olsaydi.ואני חושב שיש אפשרות ממשית ליצר חוויה עוצמתית - כדי להגיע לקהלים חדשים, אילו היתה לי אפשרות.
Ve bana kalirsa burada gercek bir firsat var yeni seyircilere ulasabilmek icin , eger firsatim olsaydi.وأعتقد أن هناك إمكانية حقيقية -- للوصول إلى جمهور جديد إذا سنحت لي الفرصة.
Ve bana kalirsa burada gercek bir firsat var yeni seyircilere ulasabilmek icin , eger firsatim olsaydi.広がると思います ですから指導者を探しています ちょうど誕生日がすぎて
Ve bana kalirsa, dusundugum seylerden bir tanesi isimin bir kismini bunu desteklemek icin ortaya koymakQuindi per me, una delle cose a cui ho pensato è mettere a disposizione parte del mio lavoro per promuovere
Ve bana kalirsa, dusundugum seylerden bir tanesi isimin bir kismini bunu desteklemek icin ortaya koymak그리고 제가 생각한 방법 중 하나는 Worldchanging.com 웹 사이트를 홍보하는 서비스에
Ve bana kalirsa, dusundugum seylerden bir tanesi isimin bir kismini bunu desteklemek icin ortaya koymakואז בשבילי, אחד הדברים שחשבתי יהיה לשים חלק מהעבודה שלי בשירות קידום
Ve bana kalirsa, dusundugum seylerden bir tanesi isimin bir kismini bunu desteklemek icin ortaya koymakوهكذا بالنسبة لي ، فإن أحد الاشياء التي اعتقدت أن أضع جزء من عملي في خدمة تعزيز
Ve bana kalirsa, dusundugum seylerden bir tanesi isimin bir kismini bunu desteklemek icin ortaya koymak私の作品をworldchanging.comの ウェブサイトのプロモーションに 使えれば というものがあったのです
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.Čo sa týka môjho pohľadu na vec, rozmiestnenie jednotiek spôsobilo návrat Talibanu.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.Dan setahu saya, pengiriman pasukan menyebabkan mereka kembali.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.Din punctul meu de vedere, venirea trupelor i-a adus înapoi.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.En als je het mij vraagt, heeft de troepeninzet hun heropleving veroorzaakt.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.En ce qui me concerne, le déploiement des troupes a entraîné leur retour.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.E per quanto mi riguarda, lo schieramento delle truppe ha causato il loro ritorno.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.És az én véleményem szerint, az új csapatok küldése okozta a visszatérésüket.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.Hasta donde sé, el emplazamiento de tropas fue la causa de su regreso.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.적어도 제가 생각하기에는 병력 투입이라는 사실 자체가 그들을 돌아오게 하였습니다.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.Moim zdaniem spowodowała je obecność żołnierzy.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.Như tôi để ý thấy, viện binh khiến họ quay trở lại.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.Och så vitt jag vet, var det utplaceringen av trupperna som fick de att komma tillbaka.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.Podle mého nasazení vojáků zapříčinilo jejich návrat.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.Tanto quanto me é dado saber, foi o envio de tropas que causou o seu regresso.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.Und so weit es mich betrifft, verursachte die Truppenstationierung ihre Rückkehr.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.Και σε ό,τι με αφορά, η στρατιωτική ανάπτυξη προκάλεσε την επιστροφή τους.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.И насколько я убежден, рассредоточение войск привело к их возвращению.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.И що се отнася до мен, мобилизацията на военни части беше причината за завръщането им.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.ובעיני, פרישת הכוחות גרמה לחזרתם.
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.وكما أظن فان إرسال المزيد من القوات قد ساعد في عودة حركة طالبان إلى الساحة
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.而部署部队 此说法是错误的。 塔利班的崛起不是在部队之前,
Ve bana kalırsa, birlik konuşlanması geri gelmelerine neden oldu.軍の配置が、タリバンを引き戻したのです。 さて、これは奇抜な考えでしょうか。
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu:En el fondo, creo, ambas reformas planteaban las preguntas:
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu:Ki űzheti ezeket a tevékenységeket?
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu:그리고 제 생각에는 이 두 개혁이 질문을 던진 것 같습니다.
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu:No fundo, creio que ambas as reformas perguntavam:
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu:Und im Kern, denke ich, stellten beide Umwälzungen die Fragen:
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu: Uygulamadan kimler sorumlu?Iar în fond, cred că ambele reforme adresau aceste întrebări: cine are dreptul să profeseze?
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu: Uygulamadan kimler sorumlu?In de grond stellen beide reformaties volgens mij dezelfde vragen wie heeft het recht om dit uit te oefenen?
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu: Uygulamadan kimler sorumlu?Nella sostanza, entrambe le riforme, credo proponessero delle domande: chi ha il titolo di praticare?
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu: Uygulamadan kimler sorumlu?Και κατά βάθος, και οι δύο μεταρρυθμίσεις, πιστεύω, ρωτούσαν: ποιος έχει δικαίωμα να εξασκεί;
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu: Uygulamadan kimler sorumlu?И двете реформации, мисля, задаваха въпросите: кой е с право да практукува?
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu:Và từ trong, cải hai cuộc cải cách, tôi nghĩ, đã đặt các câu hỏi:
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu:И, по сути, я думаю, что обе реформации ставили вопросы:
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu:ובלב העניין, שתי הרפורמות, לפי דעתי, שאלו את השאלות:
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu:وفي الصميم، كلا الثورتين، أعتقد، كانتا تطرحان ذات الأسئلة:
Ve bana kalırsa, en derinde, iki reform da aynı soruyu soruyordu:このような問いを提起しています 行う権利を持つのは誰か?
Ve, bana kalırsa, işin umut verici tarafı da bu.A já si myslím, že v tom je naděje.
Ve, bana kalırsa, işin umut verici tarafı da bu.A to, myslím si, je nádejou.
Ve, bana kalırsa, işin umut verici tarafı da bu.Dan itu, saya rasa, ada harapan untuk hal ini.
Ve, bana kalırsa, işin umut verici tarafı da bu.En dat is denk ik de hoop die hierin schuilt.
Ve, bana kalırsa, işin umut verici tarafı da bu.E questo è, io credo, la speranza di tutto ciò.
Ve, bana kalırsa, işin umut verici tarafı da bu.És ez reményt ad.
Ve, bana kalırsa, işin umut verici tarafı da bu.Et ceci, je pense, est l'espoir de tout cela.
Ve, bana kalırsa, işin umut verici tarafı da bu.Iar asta este, cred, speranţa acestui lucru.
Ve, bana kalırsa, işin umut verici tarafı da bu.I myślę że właśnie to jest nadzieją.
Ve, bana kalırsa, işin umut verici tarafı da bu.In mislim, da obstaja upanje za to.