Scar tarafından saldırıya uğrar ve çok zor bir durumda kalırsam...Si Scar me ataca y me deja en estado grave...
Scar tarafından saldırıya uğrar ve çok zor bir durumda kalırsam...Οπότε αν μου επιτεθεί ο Σκαρ και τα βρω δύσκολα...
Scar tarafından saldırıya uğrar ve çok zor bir durumda kalırsam...И если на меня нападёт Шрам и я попаду в передрягу...
Şimdi Sayın Başkan, orada kalırsanız, sizi Nina Gonzalez'le tanıştıracağım.Eso no es cierto.
Şimdi size bu hikayeyi anlatıyorum çünkü bana kalırsa Archie Cochrane bir ahbap,자, 제가 지금 이 이야기를 하는 이유는 제가 아치 코크란을 좋아해서가 아니죠.
Şimdi size bu hikayeyi anlatıyorum çünkü bana kalırsa Archie Cochrane bir ahbap,אני לא מספר לכם את הסיפור הזה כי אני חושב שארצ'י קוקריין הוא "אחלה גבר",
Şimdi size bu hikayeyi anlatıyorum çünkü bana kalırsa Archie Cochrane bir ahbap,والآن انا لا اخبركم هذه القصة لأنني أظن أن "أرشي كوشران" هو شخص مميز
Şimdi size bu hikayeyi anlatıyorum çünkü bana kalırsa Archie Cochrane bir ahbap,コクランが大人物と思うからではなく ー もちろんアーチー・コクランは大人物ですが ー
Sıradaki ne? Olabildiği kadar hızlı, eğer en sonra bir dakika kalırsa daha detayına gireceğim."Was nun?" - So schnell wie möglich, wenn ich am Ende eine Minute übrig hab, vertiefe ich das.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."2週間後やっとのことで
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."À, một thẩm phán nói có, nhưng chỉ khi người cha rời nhà và đến ở một nhà nghỉ.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Bom, um juiz disse que sim mas na condição de o pai sair de casa e dar entrada num motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Bueno, un juez dijo que sí, pero sólo si el padre se iba de la casa y se quedaba en un motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Cóż, sędzia powiedział "tak", ale pod warunkiem, że tata opuści dom i zamelduje się w motelu.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Der Richter bejahte dies - jedoch nur falls der Vater das Haus verlässt und in ein Motel zieht.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Domaren sa, ja men bara om pappan lämnar huset och tar in på motell.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Ebbene, un giudice disse di sì, ma solo se il padre lasciava la casa e si trasferiva in un motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Eh bien, un juge a dit oui, mais seulement si le papa quitte la maison et s'installe dans un motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."En dommer sagde ja, men kun hvis faderen forlader huset og bor på motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."판사는 된다고 했는데, 조건이 있었습니다. 아빠가 집에서 나와 다른 호텔방에 자야한다는 거였죠.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Nos, a bíró azt mondta igen. De csak akkor, ha az apa elmegy otthonról és, motelbe költözik.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Nuže, soudce řekl ano, ale pouze pokud otec opustí dům a ubytuje se v motelu.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Seorang hakim mengeluarkan ijin, dengan syarat si ayah meninggalkan rumah dan pindah ke motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Sudca povedal áno, ale iba ak otec odíde z domu a ubytuje sa v moteli.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Un judecător a zis da, dar numai dacă tatăl părăseşte casa şi se duce la un motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Ο δικαστής συμφώνησε μόνον αν ο πατέρας εγκατέλειπε το σπίτι και διέμενε σε ξενοδοχείο.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Авжеж, суддя дозволяє, але тільки за умови, що батько переїде в мотель.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Да, говорит судья, но только если отец переедет из дома в отель.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Е, съдията казал да, но само ако бащата напусне къщата и се настани в мотел.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."השופט אמר שכן, בתנאי שהאבא ייצא מהבית ויילך למלון.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."حسنًا، قال القاضي: نعم، شريطة أن يترك الأب البيت ويقيم في أي فندق.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.A mám pocit, že s tím jsem také začínal.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.Credo, sinceramente, sia da qui che ho cominciato.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.Eerlijk gezegd is dat het punt waar ik ben begonnen.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.Il me semble, pour être tout-à-fait honnête, que c'est là que tout a commencé pour moi.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.저는 이러한 생각에서부터 시작했습니다.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.Para ser franco, penso que foi por aí que comecei.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.Și cred, destul de sincer, că acolo am început.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.Szczerze mówiąc, to od tego właśnie zaczynałem.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.Und ich glaube, ehrlich gesagt, das war mein Ausgangspunkt.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.Y pienso, francamente, así es como yo empecé.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.Откровенно говоря, я начал как раз с этого.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.Според мен, честно казано, оттам започнах аз.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.ואני חושב, לגמרי בכנות, זה המקום שבו התחלתי.
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.و اعتقد صراحةً انني أنطلقت من هناك
Ve bana kalirsa, acikcasi, bu benim baslama noktamdi.カナダ人の私は 風景にとても興味を持つようになりました
Ve bana kalirsa birde iyi odul olmali "Benim Dunyamda" icin en iyi sanatsal calisma.A taky jsem si myslel, že by měla existovat nějaká hezká cena za nejlepší umělecký výtvor "V mém světě".
Ve bana kalirsa birde iyi odul olmali "Benim Dunyamda" icin en iyi sanatsal calisma.Er zou ook een mooie prijs moeten komen voor het beste ontwerp in 'In my world'.
Ve bana kalirsa birde iyi odul olmali "Benim Dunyamda" icin en iyi sanatsal calisma.Ho anche pensato ci debba essere un bel premio per la migliore opera artistica per In My World.
Ve bana kalirsa birde iyi odul olmali "Benim Dunyamda" icin en iyi sanatsal calisma.Pomyślałem również, że powinna być nagroda za dzieła artystyczne na temat:
Ve bana kalirsa birde iyi odul olmali "Benim Dunyamda" icin en iyi sanatsal calisma.Também pensei que devia haver um bom prémio para a melhor criação artística sobre "O Meu Mundo".
Ve bana kalirsa birde iyi odul olmali "Benim Dunyamda" icin en iyi sanatsal calisma.Und ich dachte, es solle auch einen tollen Preis geben für die beste Grafik für "In My World".
Ve bana kalirsa birde iyi odul olmali "Benim Dunyamda" icin en iyi sanatsal calisma.Реших също, че трябва да има хубава награда за най-добрата творба за "В моя свят".
Ve bana kalirsa birde iyi odul olmali「In My World」のアート作品にも あげるべきだと思います
Ve bana kalirsa birde iyi odul olmali또한 "내가 사는 세상" 대회를 통해 최고의 작품이 나오면
Ve bana kalirsa birde iyi odul olmaliואני גם חושב שצריך להיות פרס נחמד
Ve bana kalirsa birde iyi odul olmaliواعتقدت أيضا أنه يجب أن يكون هناك جائزة لطيفة
Ve bana kalirsa burada gercek bir firsat var yeni seyircilere ulasabilmek icin , eger firsatim olsaydi.Acho que há uma real possibilidade de conquistar um público novo, se experimentar.
Ve bana kalirsa burada gercek bir firsat var yeni seyircilere ulasabilmek icin , eger firsatim olsaydi.Als ik de kans zou krijgen, zou dat een mogelijkheid zijn om nieuw publiek te bereiken.
Ve bana kalirsa burada gercek bir firsat var yeni seyircilere ulasabilmek icin , eger firsatim olsaydi.제게 기회가 주어진다면, 새로운 청중에게 다가갈 수 있는 실질적이고 강력한 가능성이 있다고 생각했습니다.