kalırlar ile cümle

kalırlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Sporcular elemelerde 3 hakka sahiptir, finale kalırlarsa 3 hak daha kazanırlar.Полуфиналите се състоят от 21 въпроса, ако се стигне до равенство, се задават 3 допълнителни.
Michael ve Sara baş başa kalırlar.Ан и Сара са неразделни.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.Arktičke lisice su monogamne i kao par ostaju zajedno cijeli život.
Her yıl 2-3 ay beraber kalırlardı.Održavala se svake godine po dva do tri dana.
Her Yıl Mayıs ayından Ekim ayına kadar Köylüler burada kalırlar.Svake godine održavaju se proštenja od svibnja do listopada.
Gibonlar bütün ömür boyunca tek bir eşe sadık kalırlar.Cijeli život ostaju vjerni istom partneru.
Burada 869 yılına kadar kalırlar.Pravo u 869. godini.
Yarasalar gün boyu bir yere asılı kalırlar ve bu sırada hiç dışkılamazlar.Rogovi rastu svake godine za određenu dužinu i nikada ne otpadaju.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.Nakon pijenja vode svaki put su seoporavili.
Baba ve oğlu yurtdışında kalırlar.Vystavoval doma i v zahraničí.
Artık yeni bir tahliye noktasına ulaşmak zorunda kalırlar.Existuje možnosť dostavať ďalší eskalátorový tunel.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.Páry sú monogamné a často spolu vydržia po celý život.
Mantıklı bir sebep olmaksızın Edmundo Nobile ve konukları evde hapis kalırlar.Cass ako svoju výhovorku za neprítomnosť doma využíva Idu alebo Vivalda.
Bu canlılar güney ve batı Avustralya sularının yerlisidir ve genellikle sığ, ılık sularda kalırlar.Ta bitja najdemo ob južni in zahodni avstralski obali in se v glavnem zadržujejo v plitvih, toplih vodah.
Hava kararmış olmasına rağmen yollarına devam etmek zorunda kalırlar.Kmalu, ko se je znočilo, so nadaljevali pot.
Ancak birçok pratik uygulama için yetersiz kalırlar.Dovolj je, da jim omogočimo praktične izkušnje.
İki yeni çift yalnız kalırlar.Tako sta dve račici ostali sami zunaj.
Fakat ikisi de sonsuza kadar ayrı kalırlar.Jie išsiskiria visiems laikams.
İnsanlar kasabalarına yürüyerek gitmek zorunda kalırlar.Žmonės pradėjo iš kaimų bėgti.
Sonunda yine arabasız kalırlar ve yol ise çok uzaktadır.Įkalnė statesnė, bet neilga, be to, šiuo keliu nevažiuoja automobiliai.
Son parlama olduğunda 1974 yılında kalırlar.Tačiau 1974 m. buvo uždaryta paskutinė šachta.
Bunlar birkaç gün boyunca onu gözaltında tutarlar ve sonunda onu serbest bırakmak zorunda kalırlar.Jam teko keletą dienų praleisti kalėjime, po kurių atsidūrė laisvėje ir galėjo kurti savo gyvenimą.
Çiftler sosyal olarak tekeşlidir ve eşlerden biri ölünceye kadar birlikte kalırlar.Vilkų pora yra ištikimi vienas kitam, nebent vienas iš jų žūtų.
Jüpiter'den daha büyük olmasına rağmen, Jüpiter ile 80 Jüpiter kitleye kadar yaklaşık olarak aynı kalırlar.Ji yra panašaus dydžio kaip Jupiteris, tačiau maždaug 20 kartų už jį sunkesnė.
Üçüncü olarak, algılar, yorumlamadan önce veya sonra sağlanan her türlü “dış” bilgiye maruz kalırlar.Kolmandaks, taju on mõjutatav igasuguse välise info poolt, mida antakse kas enne või pärast tõlgendust.
Genç dişiler sürüde kalırlar ama genç erkek hayvanlar 2 yaşına vardıklarında sürüden kovulurlar.Isased kutsikad hülgavad karja varakult, noored emasloomad jäävad aga tihti aastaks-kaheks karja juurde.
Aksi halde, bizim bildiğimiz çeşitiyle yaşam için elverişli olmayan eksi 150 derece soğuğa maruz kalırlardı.그렇지 않으면 온도가 영하 150도까지 떨어져서 적어도 우리가 알고있는 종류의 생물들을 기준으로 볼 때 확실히 생명의 발생에는 적합하지 않은 온도가 될 것입니다.
Aksi halde, bizim bildiğimiz çeşitiyle yaşam için elverişli olmayan eksi 150 derece soğuğa maruz kalırlardı.Inaczej żyłyby w temperaturze minus 150 stopni, co nie sprzyja rozwojowi życia, przynajmniej typu ziemskiego.
Aksi halde, bizim bildiğimiz çeşitiyle yaşam için elverişli olmayan eksi 150 derece soğuğa maruz kalırlardı.Inak by boli pri teplote mínus 150, čo rozhodne nie je prospešné pre rozvoj života, aspoň typu, ktorý poznáme.
Aksi halde, bizim bildiğimiz çeşitiyle yaşam için elverişli olmayan eksi 150 derece soğuğa maruz kalırlardı.אחרת, הם יהיו בטמפרטורה של מינוס 150 מעלות שהיא לא נוחה להתפתחות חיים, לפחות מהסוג שאנחנו מכירים.
Aksi halde, bizim bildiğimiz çeşitiyle yaşam için elverişli olmayan eksi 150 derece soğuğa maruz kalırlardı.生命の発達には適さないのです 少なくとも -- 私たちの知る生命には適しません しかし 太陽光を集める小さなレンズや鏡が
Baba, Lütfen bunu düşün. Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?Tato, proszę, zastanów się nad tym. jeśli zostają na dwa dni i trzy noce, coś musi się zdarzyć, prawda?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?Ar trebui să se mute în altă zonă a ţării unde e nevoie de babysitteri?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?Có nên chuyển đến một vùng khác đang thiếu hụt người giữ trẻ ?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?¿Deberían mudarse a otra parte del país donde faltaran cuidadores de niños?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?Deviam mudar-se para outra parte do país onde há falta de "babysitters"?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?Devraient-ils se déplacer dans une autre partie du pays qui manque de baby-sitters?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?Dovrebbero trasferirsi da qualche altra parte dove c'è carenza di baby-sitter?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?보모 수요에 대한 공급이 크게 미치지 못하는 곳으로 이사가야 하는 걸까요?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?Może powinni przeprowadzić się do innej części kraju, gdzie występuje deficyt opiekunów dla dzieci?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?Sollte sie in einen anderen Landesteil ziehen, wo Babysitter knapp sind?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?Πρέπει να κινηθεί προς ένα άλλο μέρος της χώρας όπου υπάρχει έλλειψη σε μπέιμπι-σίτερς;
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?Должны ли они переезжать в другую часть страны, где нянь не хватает?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?Можливо варто переїхати у іншу частину країни, де є потреба у нянях?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?Трябва ли да се премести в друга част от страната, където има недостиг на детегледачки?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?האם עליו לעבור לאזור אחר של המדינה שבו קיים מחסור בשמרטפים?
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?هل عليهم الانتقال إلى جزء آخر من البلد حيث يوجد حصاص في الحاضنات؟
Bebek bakıcılığı sıkıntısı olan ülkenin başka bir yerine taşınmak zorunda kalırlar mıydı?ベビーシッターが不足している 地域へ引っ越すべきか? このようなデータは 日常的に得られ
Bellek hücreleri daha uzun süre kalırlar yani gelecekte B hücrelerinin bu versiyonundan sizde bir sürü olacak.Pam컝ové buňky zůstávají déle, kdyby v budoucnu bylo potřeba více téhle verze B buněk.
Bellek hücreleri daha uzun süre kalırlar yani gelecekte B hücrelerinin bu versiyonundan sizde bir sürü olacak.특정한 variable portion의 특이성을 가진 세포가 먼 미래에도 많이 우리 몸에 상주하도록 하는게 목적입니다
Bellek hücreleri daha uzun süre kalırlar yani gelecekte B hücrelerinin bu versiyonundan sizde bir sürü olacak.Клітини пам'яті зберігаються надовше, і в майбутньому в вас буде значно більше версій таких В-клітин.
Burada zeminde çok az yiyecek vardır Daha körpe dallar ulaşmak için boyunlarını uzatmak zorunda kalırlarZde je na zemi jen málo jídla, musí se tedy za potravou natáhnout do výšky.
Burada zeminde çok az yiyecek vardır Daha körpe dallar ulaşmak için boyunlarını uzatmak zorunda kalırlarΕδώ έχει ελάχιστη τροφή στο έδαφος... ώστε χρειάστηκε να τεντώσουν το λαιμό για να φτάσουν τη βλάστηση.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.Dovrebbero essere disponibili e a un prezzo molto competitivo.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.Họ cần sẵn sàng làm việc.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.Ils doivent être disponibles pour un salaire très compétitif.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.또 괜찮은 임금에 쓸 수 있어야 하겠죠.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.Sie müssten sehr kostengünstig zur Verfügung stehen.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.Teriam de estar disponíveis a preços muito competitivos.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.Tienen que estar disponibles a tarifas muy competitivas.

İlgili Sayfalar