kalırlar ile cümle

kalırlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.Trebuie să fie disponibili la tarife foarte competitive.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.Ze moeten beschikbaar zijn tegen een goede prijs.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.Θα έπρεπε να είναι διαθέσιμοι σε πολύ ανταγωνιστικές τιμές.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.Они должны быть доступны по выгодной цене.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.Те трябва да работят при много конкурентни заплати.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.עליהם להיות זמינים לעבודה בתעריפים מאוד תחרותיים.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.يجب أن يكونوا مُتاحين بأسعار تنافسية للغاية.
Çok rekabetçi değerler için uygun olmak zorunda kalırlardı.すぐ手配できる必要もあります
Daha körpe dallar ulaşmak için boyunlarını uzatmak zorunda kalırlarTại đây có quá ít thức ăn trên mặt đất Nên chúng phải vươn cổ ra để mút cây
Daha körpe dallar ulaşmak için boyunlarını uzatmak zorunda kalırlarשהם צריכים למתוח את צווארם כדי .להגיע כמה שיותר לצמחים עסיסיים
Daha körpe dallar ulaşmak için boyunlarını uzatmak zorunda kalırlarبأنّهم يحتاجون لشدّ رقابهم لوصول نباتات الرضع الأكثر
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?Als ze 2 nachten en 3 dagen blijven, moet er wel iets gebeuren.
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?Daca staum pentru 3 nopti si 2 zile, neaparat se va intampla ceva, nu-i asa?
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?Kalau mereka menginap 3 hari dan 2 malam, sesuatu bisa saja terjadi, kan?
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?Nếu họ cùng ở với nhau trong 2 ngày 3 đêm, sẽ có chuyện xảy ra đúng không?
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?Om dom stannar 3 nätter och 2 dagar, så är nåt bestämt å hända, eller hur?
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?Se stanno 3 notti e 2 giorni, succederà qualcosa di brutto, vero?
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?Wenn sie für drei Nächte und zwei Tage bleiben, muss doch irgendwas passieren, oder?
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?Αν μείνουνε για 3 νύχτες και 2 μέρες, σίγουρα θα γίνει κάτι, σωστά;
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?Ако ще стоят 2 нощи и 3 дена, нещо непременно ще се случи, нали?
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?Если они останутся на 3 ночи и 2 дня, что-нибудь случится, не так ли?
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi??אם עם ישארו 3 לילות ו-2 ימים, משהו חייב לקרות, נכון
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?لو ضلوا هكذا ثلاثة أيام و ليلتين , شيئاً كبير سيحدث , أليس كذلك؟
Eğer 3 gün 2 gece kalırlarsa, aralarında bir şeyler olabilir, değil mi?もし休暇をいただければ
- Evet ama her zaman yolda kalırlar. - E n'olmuş?.כן, אבל הן תמיד מתקלקלות ?אז מה -
- Evet ama her zaman yolda kalırlar. - E n'olmuş?نعم ، لكنها تتعطل دائما - و ماذا في ذلك؟ -
- Evet ama her zaman yolda kalırlar.- Igen. De mindig elromlanak.
- Evet ama her zaman yolda kalırlar.Ja, maar ze gaan steeds stuk.
- Evet ama her zaman yolda kalırlar.- Ja. Men de bryder altid sammen.
- Evet ama her zaman yolda kalırlar.- Ja. Men de går hela tiden sönder.
- Evet ama her zaman yolda kalırlar.- Sí. Pero siempre se averían. - ¿Y qué?
- Evet ama her zaman yolda kalırlar.Ya. Tapi selalu rusak./ Memang kenapa?
- Evet ama her zaman yolda kalırlar.- Ναι, αλλά χαλάνε...
- Evet ama her zaman yolda kalırlar.- Да. Но те винаги се разпадат.
- Evet ama her zaman yolda kalırlar.Да. Стил,който се поврежда на всеки метър.
Geç kalmak kabalıktır çünkü başkaları geç kalan kişiyi beklemek zorunda kalırlar.Arriver en retard est impoli, car les autres doivent attendre le retardataire.
Geç kalmak kabalıktır çünkü başkaları geç kalan kişiyi beklemek zorunda kalırlar.Det är oartigt att komma för sent eftersom de andra då tvingas vänta på den som är försenad.
Geç kalmak kabalıktır çünkü başkaları geç kalan kişiyi beklemek zorunda kalırlar.El retrasarse se considera descortés, ya que los demás deberán esperar al que se retrasa.
Geç kalmak kabalıktır çünkü başkaları geç kalan kişiyi beklemek zorunda kalırlar.Myöhästyminen on epäkohteliasta, koska muut joutuvat odottamaan myöhässä tulevaa.
Geç kalmak kabalıktır çünkü başkaları geç kalan kişiyi beklemek zorunda kalırlar.Опоздание считается проявлением невежливости, так как остальные вынуждены ждать опоздавшего.
Geç kalmak kabalıktır çünkü başkaları geç kalan kişiyi beklemek zorunda kalırlar.التأخر هو عمل غير مهذب لأن الآخرين مجبرون بإنتظار المتأخر.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.A 80:20 arányú elosztásnál még indifferensek.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Bei einem 80/20 Anteil ist es ihnen gleich.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.E' indifferente ad un'offerta 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Ils sont indifférents à une répartition 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.La gente es indiferente a la partición 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Ľudia sú pri ponukách 80-20 ľahostajní.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Não aceitam uma proposta de 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Na podział 80-20 są obojętni.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Người chơi không chia tiền tỷ lệ 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Sunt indiferenți la un partaj de 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Ze zijn onverschillig bij een 80/20-verdeling.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Люди не заинтересованы в разделе 80 на 20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Хората са безразлични при разделяне 80 - 20.
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.사람들은 보통 어떻게 할까요? 사람들은 80:20으로 분배할 때에도 관심이 없습니다.
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.80-20では 相手が "受諾"するかは五分五分
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Τι κάνουν οι άνθρωποι; Οι άνθρωποι αδιαφορούν για μια μοιρασιά 80-20.
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Але нам байдуже до угод 80:20.
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.מה אנשים יעשו? אנשים אדישים לחלוקה של 80-20
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.ماذا يفعل الناس؟ الناس لا يبالون في انقسام 80-20.

İlgili Sayfalar