kalırlar ile cümle

kalırlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Su arayışı sırasında yine yerli halkın saldırısına maruz kalırlar.Při pokusech o přistání narazil na odpor domorodého obyvatelstva.
Fakat ikisi de sonsuza kadar ayrı kalırlar.Nyní budou navždy spolu.
Irak'ta kalırlarsa ne yapacaklar?Ce le mai rămâne de făcut în Irak?
Ancak Japonlar kalırlar.Rușii vor continua să rămână.
Hekatonheirler ve kykloplar Zeus'a minnettar kalırlar ve ona yakıcı şimşekleri ve ateşi hediye ederler.Ca rasplată, ciclopii i-au oferit lui Zeus ca arme fulgerul și tunetul.
Bir yaşına gelmiş yavrular analarının saldırgan davranışlarıyla uzaklaşmak zorunda kalırlar.Puii nou înțărcați sunt încurajați să plece prin comportamentul agresiv al mamei față de ei.
Genç dişiler sürüde kalırlar ama genç erkek hayvanlar 2 yaşına vardıklarında sürüden kovulurlar.Totuși trebuie familiarizați cu pisicile când sunt tineri întrucât le vor vâna la vârsta adultă.
Geleneksel olarak denetmenler yazarlar için anonim kalırlardı ama bu standart yavaş yavaş değişmektedir.A múltban a bírálók személye általában rejtve maradt a szerzők előtt, de ez a helyzet lassan megváltozik.
Bu anlamda daha orta ağırlıktaki bebekler daha sık hayatta kalırlar.Így a közepes felé hajló tömegű kisbabák nagyobb számban maradnak életben.
Yine de, her zaman güneşle aynı yükseklikte kalırlar.A melléknapok mindig a napkoronggal azonos magasságban figyelhetők meg.
Köylüler kiliseye girerler ama Santuzza ve Lucia dışarıda meydanda kalırlar.A falu lakosai mind bemennek a templomba, a téren csupán Santuzza és Lucia néni marad.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.A faj monogám és úgy tűnik egy életre áll párba.
Yolda Nazilerin çeşitli işkencelerine maruz kalırlar.A prostituált különféle erotikus kínzási módokat hajt rajta végre.
Çiftler sosyal olarak tekeşlidir ve eşlerden biri ölünceye kadar birlikte kalırlar.A párok egész évben együtt maradnak és a kötelék köztük addig tart, amíg valamelyikük el nem pusztul.
Aşağıya inebilmek için birbirlerine tutunmak zorunda kalırlar.Ezután már tovább bent kell tartani őket, hogy összeszokjanak.
Fakat en sonunda Harry ve Eddie karşı karşıya kalırlar.Egyszerre azon kapják magukat, hogy Eddie és Tommy verekednek.
Sonunda yine arabasız kalırlar ve yol ise çok uzaktadır.Végül ők sem tudnak tovább menni az autójukkal, így visszamennek az országútra.
İğne yapraklar dökülmeden ağaç üzerinde 3-6 yıl kalırlar.A talajban 3-6 évig csíraképes marad.
Yüzyıllar boyunca diri, taze, değerli kalırlar.Ezután a festmény hosszú ideig, akár évszázadokig friss és ragyogó színekben pompázik.
Dört adam kendilerini güverteye bağlayarak hayatta kalırlar.Neljä miestä juuri ja juuri selviytyvät myrskystä köytettyään itsensä kiinni alukseen.
Yine de, her zaman güneşle aynı yükseklikte kalırlar.Päiväntasaajalla Aurinko paistaa aina korkealta.
Çiftler sosyal olarak tekeşlidir ve eşlerden biri ölünceye kadar birlikte kalırlar.Pari pysyy yhdessä yleensä siihen asti kunnes toinen kuolee.
Artık yeni bir tahliye noktasına ulaşmak zorunda kalırlar.Seuraavaksi heidän on löydettävä Ärhämän olinpaikka.
Fakat en sonunda Harry ve Eddie karşı karşıya kalırlar.Lopussa Matt ja Kay saavat toisensa.
Gibonlar bütün ömür boyunca tek bir eşe sadık kalırlar.Puolisot ovat toisilleen uskollisia koko elinikänsä.
Baba ve oğlu yurtdışında kalırlar.Esiintyjät ovat kotimaasta ja ulkomailta.
Sonuçta nişanlı kalırlar (ve Nachi de Gutchan’ın onayını alır)."Женитьба Добрыни") ja "Aljoša Popovitšin epäonnistunut naimisiinmeno" (ven.
Farklı seçilimsel baskılara, genetik sürüklenmeye ve mutasyonlara maruz kalırlar.Geneettistä taakkaa aiheuttavat valinta ja mutaatio.
Üçüncü olarak, algılar, yorumlamadan önce veya sonra sağlanan her türlü “dış” bilgiye maruz kalırlar.Τρίτον, οι αντιλήψεις υπόκεινται σε οποιαδήποτε 'εξωτερική" πληροφορία που παρέχεται πριν ή μετά την ερμηνεία.
Fakat en sonunda Harry ve Eddie karşı karşıya kalırlar.Ξέρω πως εσύ κι ο Χάρυ είσαστε αχώριστοι.
Feraye ile sekiz sene evli kalırlar.Έζησαν ως παντρεμένοι οκτώ χρόνια.
Yaşamları boyunca çift kalırlar ve yavruları kış boyunca aileyle kalır, bazen eski yavrularda aileye katılır.Συνήθως, παραμένουν μαζί με τους γονείς τους ολόκληρο τον ερχόμενο χειμώνα.
Hava kararmış olmasına rağmen yollarına devam etmek zorunda kalırlar.Παρά την πείνα τους, συνέχισαν την πορεία τους.
Karısı Nurten ve yeğenleri Leyla ile ortada kalırlar.Μένει στο δρόμο με τη σύζυγό του, Νουρτέν και την ανηψιά της, Λεϊλά.
Ancak birçok pratik uygulama için yetersiz kalırlar.Στην πράξη όμως είναι επαρκής για τις περισσότερες εργασίες.
İğne yapraklar dökülmeden ağaç üzerinde 3-6 yıl kalırlar.Το φύλλο ενός κέδρου παραμένει στο δέντρο από 3 ως 6 χρόνια.
Fakat en sonunda Harry ve Eddie karşı karşıya kalırlar.Jim og Judy finder sammen til sidst.
Sonunda rehine verdiği konağı boşaltmak zorunda kalırlar.Til sidst måtte de spise deres reservestøvler.
Rahatsız edilmedikleri sürece inlerinde uzun zaman kalırlar.Men de holder ikke så lang tid, hvis de ikke bliver vedligeholdt.
Artık yeni bir tahliye noktasına ulaşmak zorunda kalırlar.Han er klart på vej ud i nye territorier.
Gerçekten cezalandırılmazlar ama Tanrıdan ayrı olarak ve bağışlanma ümidinden mahrum elem içinde kalırlar.De får ingen straff, men kan ikke nå Paradiset, og de er nektet Guds nærvær for alltid.
Merkür, Venüs, Dünya ve Mars ise yıldızın içinde kalırlardı.Planetene Merkur, Venus, jorden og Mars ville alle befunnet seg i stjernens indre.
Tekrar Viyana'ya 1767'de giden ikili, burada 1768 yılının kasım ayına kadar kalırlar.De dro til Wien igjen i slutten av 1767 og ble der til desember 1768.
Son parlama olduğunda 1974 yılında kalırlar.1974 Den siste Fleksnes.
Yavrular birkaç hafta emzirilir ve uzun süre annelerinin yanında kalırlar.Ungene bilr bolet i flere uker og klynger seg deretter til moren.
Övgü ya da eleştiriler karşısında tepkisiz kalırlar.Verken ros eller kritikk synes å påvirke dem.
Çiftler sosyal olarak tekeşlidir ve eşlerden biri ölünceye kadar birlikte kalırlar.Båndene mellom individene er sterke og parene lever som oftest sammen til en av dem dør.
Genellikle sakat kalırlar.Normalt å være spaltet?
Asit lavlar akışkan olmadıklarından çevreye yayılamazlar; tersine, kubbemsi yığın olarak katılaşıp kalırlar.La dem heller ikke trampe med føttene, slik at det kan erkjennes hva de skjuler av pynt.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.Fuglene er monogame og parene lever trolig sammen livet ut.
Baba ve oğlu yurtdışında kalırlar.Hans eneste sønn forsvant utenlands.
Sonuçta nişanlı kalırlar (ve Nachi de Gutchan’ın onayını alır).Selv ble T.V. Soong gift med Chang Yüeh-ch'ia (張樂恰 Zhang Yueqia).
İki yeni çift yalnız kalırlar.Ellers sitter de to kamrene for seg selv.
Dişileri daha uzun yaşar ve eylül ayı gibi geç zamana kadar kalırlar.Hannene dør innen midtsommer, mens hunnene lever lengre, helt til begynnelsen av september.
Bu nedenle, kasılmış durumdaki kaslar gevşeyemez ve belirli bir süre bu şekilde (kasılı) kalırlar.I tillegg til disse kommer ordener som ikke lenger utdeles og som regnes som hvilende.
Dolayısıyla, eğer yuvaları kapıldıysa kızıl kuyruklu şahinler yeni yuva yapmak zorunda kalırlar.Etter innførselen av humler fikk rødkløveren en normal frøsetting.
Yine de, her zaman güneşle aynı yükseklikte kalırlar.Bagaimanapun, mereka selalu tampak di ketinggian yang sama dengan Matahari.
Baba ve oğlu yurtdışında kalırlar.Sang ayah dan ibunya, tetap pulang balik ke luar negeri.
Bu anlamda daha orta ağırlıktaki bebekler daha sık hayatta kalırlar.Bayi dengan massa rata-rata lebih mampu bertahan.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Akan terdapat orang-orang yang bakal dibebaskan Allah dari api neraka.

İlgili Sayfalar