kalırlar ile cümle
kalırlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
(2) Yahudiler içinde yaşadıkları toplumlara temelde yabancı kalırlar.(2) Os judeus permanecem essencialmente estranhos nas sociedades vizinhas.
Daima gece avlanır ve uyanık kalırlar.Caçam de noite e descansam de dia.
Feraye ile sekiz sene evli kalırlar.Estão casados há oito anos.
Bu durum karşısında İngiliz ler bu kurulları tanımak durumunda kalırlar.Por esse motivo, não admira que os ingleses se tenham querido apoderar dessas possessões.
Köy halkı yazın yayla'lara çıkarak 3 ay boyunca orda kalırlar.A estação seca da cidade abrange os três meses restantes.
Çiftler sosyal olarak tekeşlidir ve eşlerden biri ölünceye kadar birlikte kalırlar.O casal se despede, preparando-se para morrer juntos.
Qui-gon ve Obi-wan Darth Maul'la duello etmek üzere geride kalırlar.Enquanto isso, Obi-Wan e Qui-Gon foram separados durante a batalha com Darth Maul.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.En de vijanden van God gaan naar de hel."
Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar.Gelukkig zijn zij die niet zien en toch geloven."
Gerçekten cezalandırılmazlar ama Tanrıdan ayrı olarak ve bağışlanma ümidinden mahrum elem içinde kalırlar.Zij zullen onder hen geene slaven dulden en de overtreders dezer conditie zullen gestraft worden.
Yapılan gösteriyi izleyenler hayretler içinde kalırlar.De mensen die naar het optreden luisteren zijn laaiend enthousiast.
Artık yeni bir tahliye noktasına ulaşmak zorunda kalırlar.Hierdoor komt er ruimte vrij voor nieuwe bestemmingen.
3 ay evden çıkmaz ama daha sonra çıkmak zorunda kalırlar.8 weken weg, maar komen daarna weer terug.
Yarasalar gün boyu bir yere asılı kalırlar ve bu sırada hiç dışkılamazlar.Aanvallen kunnen met periodes dagelijks voorkomen en met periodes dagenlang totaal niet.
İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar.Een vraag die ze niet kunnen beantwoorden.
Ama bir orduyla savaşamayacakları için kaçmak zorunda kalırlar.Een gevecht gaat door tot een held geen leger meer heeft.
Fakat en sonunda Harry ve Eddie karşı karşıya kalırlar.Uiteindelijk gaan zij en Danny alsnog uit elkaar.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.Als ze in het water staan drijven ze soms.
Baba ve oğlu yurtdışında kalırlar.De koning en zijn gezin wisten naar het buitenland te ontkomen.
Yavrular birkaç hafta emzirilir ve uzun süre annelerinin yanında kalırlar.De jongen worden vijf weken gezoogd, maar blijven enkele maanden bij hun moeder.
Yok edilene kadar oyunda kalırlar.Pozostają w grze do momentu zniszczenia.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.Aby przetrwać, muszą doczekać świtu.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.Psy leśne są prawdopodobnie monogamiczne, czyli jedna para łączy się na całe życie.
İki yeni çift yalnız kalırlar.Pozostałe dwie pary pozostają wolne.
Ancak kimsenin işleri yolunda gitmez ve ummadıkları şeylerle yüzleşmek zorunda kalırlar.Jak ludzie radzą sobie z sytuacjami, na które nie ma rady?
Jack, Sawyer ve Kate iskelede ağızları ile elleri bağlı bir şekilde Diğerleri'nin yanında kalırlar.Podczas gdy Kate i Sawyer mają obok siebie klatki coś między nimi iskrzy.
Gibonlar bütün ömür boyunca tek bir eşe sadık kalırlar.Partnerzy pozostają sobie wierni do końca życia jednego z nich.
Hava kararmış olmasına rağmen yollarına devam etmek zorunda kalırlar.Choć drogi te są utwardzone to ich przejezdność zależy od pory roku.
İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar.Obie kończą się niedostępnymi szczelinami.
Yarasalar gün boyu bir yere asılı kalırlar ve bu sırada hiç dışkılamazlar.Z kolei pracownicy szpitala przebywają w nim cały czas, nie opuszczając go.
Sakin bir hayat umarlarken burada da karşılarına çıkan kanunsuzlarla çarpışmak zorunda kalırlar.Oczywiście, gdy nadejdzie już czas zapłaty, razem z winnymi będą musieli cierpieć niewinni.
Birbirlerini seven çift, bu kez çevre baskısıyla karşı karşıya kalırlar.De båda blir förälskade i varandra, med deras förhållande motarbetas av omgivningen.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.För att undkomma måste de ge sig av innan gryningen.
Çoğu durumda, onlar Birinci Bölük ve hayvanlar arasındaki kavgada dışarda kalırlar.I sista hand går det till närstrid mellan hund och rovdjur.
Qui-gon ve Obi-wan Darth Maul'la duello etmek üzere geride kalırlar.Under tiden drabbar Qui-Gon och Obi-Wan samman med Darth Maul igen och möter honom i en ljussabelduell.
Bunlar birkaç gün boyunca onu gözaltında tutarlar ve sonunda onu serbest bırakmak zorunda kalırlar.Hon torteras och förhörs under flera veckors tid, men blir till slut frisläppt.
Artık yeni bir tahliye noktasına ulaşmak zorunda kalırlar.Därför planeras nu för en ny ändstation.
Onarım yapılmazsa yok olma riskiyle karşı karşıya kalırlar.Slutar man för tidigt finns risk för återfall.
Karanlık gönüllü Lord Zabab ile yüzleşmek zorunda kalırlar ^ IMDb.Den onde Dark Lord vill åt krafterna.
Kahramanlar bu değişimin sonuçlarına katlanmak, dengeleri yeniden kurmak zorunda kalırlar.Censurerna tvingade dem att ändra en av de gångerna till rumpa.
Ancak Japonlar kalırlar.Однак американці лишаються.
Genel durumda bu deniz aslanları kolonilerinin yakınlarında kalırlar.Проте як правило, південні морські леви воліють перебувати поблизу своїх колоній.
Fakat ikisi de sonsuza kadar ayrı kalırlar.Однак, попри все, вони лишаються разом назавжди.
Gibonlar bütün ömür boyunca tek bir eşe sadık kalırlar.Лебеді тримаються однією парою до кінця життя.
Teirm'de Ra'zacla karşılaşırlar ama kaçmak zorunda kalırlar.Решту або забрали в ясир татари, або вони пішли самі.
İki yeni çift yalnız kalırlar.Нарешті, наречені залишаються одні.
Kaptan bağırınca kapıyı kırmak zorunda kalırlar.Воїни захлопують двері.
İki büyük galaksi çarpışma ya da birbiri yakınından geçerse çok büyük gelgit kuvvetlerine maruz kalırlar.Якщо це станеться, вони обидві, швидше за все, зіллються в одну велику галактику.
Çiftler sosyal olarak tekeşlidir ve eşlerden biri ölünceye kadar birlikte kalırlar.Живуть у стабільних парах, які залишаються разом, поки один з пари не вмирає.
(2) Yahudiler içinde yaşadıkları toplumlara temelde yabancı kalırlar.(2) Židé pro okolní společnost nezbytně zůstávají cizinci.
Yine de, her zaman güneşle aynı yükseklikte kalırlar.I tak se toto povětšinou nachází mimo samotné Slunce.
Kalanlar ise düşman tarafından ya öldürülür ya da esir edilerek işkenceye maruz kalırlar.Měl bych opustit zbytek vězňů a zanechat je smrti a mučení?
Yok edilene kadar oyunda kalırlar.Shniješ, než tě najdou.
Öteki oyuncular bir önceki puan durumunda kalırlar.Jinak zůstane v předchozím stavu.
Ayrıca, kimi yıldızlar yakın komşularının da etkisi altında kalırlar.Kromě toho přitahovalo i ostatní vlivné firmy do nejbližšího sousedství.
Irak'ta kalırlarsa ne yapacaklar?Co se stane po příjezdu do Spojených států?.
Övgü ya da eleştiriler karşısında tepkisiz kalırlar.Na kritiku reagují lhostejností nebo hněvem.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.Musí být vykonáván vždy v tekoucí vodě ponořením.
Aşağıya inebilmek için birbirlerine tutunmak zorunda kalırlar.Vzájemně si pomáhají zbavit se pout.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.Trupiál žlutooký je monogamní druh a pár spolu zůstává po celý rok.