kalırlar ile cümle
kalırlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Orada tertemiz eşler de var onlara, orada ebedi kalırlar.And they will have pure spouses therein, and they will abide therein forever.
Süreleri dolunca ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçerler.When their time has come, they cannot delay it by one hour, nor can they advance it.
Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.When their time has come, they cannot delay it by one hour, nor can they advance it.
Ebedi kalırlar orada.There they shall abide for ever.
Orada daimî kalırlar.There they will abide for ever.
Günah işleyip suçu kendisini kuşatan kimseler ateş halkıdır; orada sürekli kalırlar.Whoever earns evil and becomes engrossed in sin shall be doomed to Hell and abide therein for ever.
Orada sürekli kalırlar.He will abide there for ever.
Rab'lerinin izniyle orada sürekli kalırlar. Oradaki dirlik temennileri, "Selam," dır.There, with the leave of Allah, they shall abide forever, and will be greeted with: "Peace".
Ebedi la'net içinde kalırlar.They ever dwell therein.
Ebedi olarak lanette kalırlar.They ever dwell therein.
Onlar ebediyen lanet içinde kalırlar.They ever dwell therein.
Onlar ebedi olarak onun altında kalırlar.They ever dwell therein.
Orada ebedî olarak kalırlar.They will abide therein.
Onlar bu lânet içinde ebedî olarak kalırlar.They ever dwell therein.
O durumda sürekli kalırlar.They ever dwell therein.
Orada sürekli kalırlar. Bu, en büyük başarıdır.That is the great success.
ALLAH'a ve elçisine uyanları içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Orada sürekli kalırlar.He who obeys Allah and His Messenger, He will admit him to Gardens underneath which rivers flow.
Orada ebedi kalırlar. Çalışanların ücreti ne güzeldir!How blessed is the reward of the hard working people
Kendilerine her aydınlık sunduğunda, orada yürürler. Üzerlerine karanlık binince çakılıp kalırlar.When the lightning brightens their surroundings, they walk and when it is dark, they stand still.
Ve onlar o gün korkudan emin kalırlar.He will be secure from the terror of the Day of Judgment.
Önlerini aydınlattıkça ışığında yürürler. Üzerlerine karanlık basınca da dikilir kalırlar.When the lightning brightens their surroundings, they walk and when it is dark, they stand still.
İşte o zaman, boşa uğraşanlar hüsranda kalırlar.There and then, those who stood on falsehoods perished.
Çok fazla geri kalırlarsa üyelik ertelenebilir."If they fall too far behind, accession may be delayed."
Bütün maddeler orbital etkisine maruz kalırlar.Note that all materials undergo this orbital response.
Hücre zarı dingin potansiyeldeyken kendi yoğunluklarına sadık kalırlar.)They remain close to their respective concentrations when then membrane is at resting potential.)
Filizciler, esas olarak filizlenmiş tohumlardan oluşan bir diyete sadık kalırlar.Sproutarians adhere to a diet consisting mainly of sprouted seeds.
Çabucak ve hevesle yerine getirdikleri bu gizli ahde sessiz kalırlar.They kept silent about this secret vow, which they quickly and eagerly fulfilled.
Harry ve ortağı, Martinaise'e döndüklerinde eski ekibiyle karşı karşıya kalırlar.Harry and his partner are confronted by his old squad upon their return to Martinaise.
Çocukluk döneminden sonra çok uzun süre suda kalırlarsa boğulabilirler.After the juvenile stage, they will drown if immersed in water for too long.
Bunun yanı sıra, açlık ve sosyal ayrımcılığa maruz kalırlar.They also experience hunger, social discrimination, and exclusion from decision-making processes.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Die Ungläubigen müssen jedoch ewig in der Hölle bleiben.
Bağımsızlık hareketinin liderleri Bernardo O'Higgins ve José Miguel Carrera kaçmak zorunda kalırlar.Die Führer der Unabhängigkeitsbewegung Bernardo O’Higgins und José Miguel Carrera mussten fliehen.
Genel durumda bu deniz aslanları kolonilerinin yakınlarında kalırlar.In den allermeisten Fällen bleiben diese Seelöwen in der Nähe ihrer Kolonien.
Qing Hanedanı sırasında, onlar Hôrqin-Moğolların etkin baskısı altında kalırlar.Während der Qing-Dynastie kamen sie unter starken Einfluss der Hôrqin-Mongolen.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.Folglich müssen sie alle bis zum Sonnenaufgang um ihr Leben kämpfen.
İki yeni çift yalnız kalırlar.Nun sind die beiden Schwestern alleine.
Fakat en sonunda Harry ve Eddie karşı karşıya kalırlar.Und am Ende sind Jenny und Harry ein Paar.
Bu tırpan hareketi durdurulamayınca İngilizler geri çekilmek zorunda kalırlar.Da dies keine großen Schäden brachte, mussten sich die Briten zurückziehen.
Gibonlar bütün ömür boyunca tek bir eşe sadık kalırlar.Albatrospaare bleiben ein Leben lang treu.
Ancak Japonlar kalırlar.Also bleiben nur die Franzosen übrig.
İğne yapraklar dökülmeden ağaç üzerinde 3-6 yıl kalırlar.Die Nadeln verbleiben zwischen drei und sechs Jahren am Baum.
Baba ve oğlu yurtdışında kalırlar.Vater und Sohn bleiben sich fremd.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.Graufüchse sind wahrscheinlich monogam und bleiben ein Leben lang paarweise zusammen.
Çiftler sosyal olarak tekeşlidir ve eşlerden biri ölünceye kadar birlikte kalırlar.Die Paare bleiben normalerweise zusammen, bis ein Partner stirbt.
Kaptan bağırınca kapıyı kırmak zorunda kalırlar.Als das Tor bricht, dringen die Angreifer ein.
Adam Mickiewicz ve arkadaşları bu evde kalırlar, yemeklerini kendileri pişirirlerdi.Mikeš und seine Freunde können endlich essen.
Michael ve Sara baş başa kalırlar.Karen und Martha stehen vor dem Nichts.
İnsanlar kasabalarına yürüyerek gitmek zorunda kalırlar.Die Arbeiter fuhren in die Städte.
Genellikle uralarda daha çok genç işçiler çalşmaya yeni başladıklarında kalırlar.Dabei sind immer besonders viele junge Reiter am Start.
Dört adam kendilerini güverteye bağlayarak hayatta kalırlar.Alle vier Mann an Bord ertranken.
Sporcular elemelerde 3 hakka sahiptir, finale kalırlarsa 3 hak daha kazanırlar.Den Teilnehmern standen je drei Versuche zur Verfügung, den drei Besten dann weitere drei Würfe.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Quiconque associe à Allah (d'autres divinités) Allah lui interdit le Paradis ; et son refuge sera le Feu.
Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar.Ils regardent donc comme nul ce qui a été fait sans eux.
Gibonlar bütün ömür boyunca tek bir eşe sadık kalırlar.Les couples de cahows restent fidèles toute leur vie.
Yavrular birkaç hafta emzirilir ve uzun süre annelerinin yanında kalırlar.Ceux-ci sont ensuite allaités pendant deux mois et restent très longtemps auprès de leurs parents.
Fakat ikisi de sonsuza kadar ayrı kalırlar.Ils en reviendront tous deux changés à jamais.
Sonunda yine arabasız kalırlar ve yol ise çok uzaktadır.Le véhicule démarre, et le voyage dure longtemps.
Artık yeni bir tahliye noktasına ulaşmak zorunda kalırlar.Une seconde voie permettra d'avoir un point de croisement supplémentaire.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.Le fennec est monogame et les couples restent unis toute la vie.
3 ay evden çıkmaz ama daha sonra çıkmak zorunda kalırlar.Dégagé 3 mois plus tard, il ne sera pas remis en service.