Vajinada 24 saatten fazla kalırsa toksik şok sendromu oluşabilir.If left in the vagina for more than 24 hours toxic shock syndrome may occur.
Abonelik, etkinleştirme tarihinden itibaren 1 yıl aktif kalır.The subscription remains active for 1 year from the date of activation.
Kondor genel olarak hayatta kalır ve salıverilir.The condor generally survives and is set free.
İşlem düşük voltajda (5 - 6 V) ilerler, böylece serbest flor serbest kalır.The process proceeds at low voltage (5 – 6 V) so that free fluorine is not liberated.
Mısır prefect'i genellikle makamda üç ya da dört yıl kalırdı.A prefect of Egypt usually held the office for three or four years.
Bill'e hâlâ kör olduğunu söylemek zorunda kalır.He is forced to admit to Bill he is blind.
Ölmeleri üzerine hepsi Hasbî'ye kalır ama o da yiyemeden ölür.They all ate it except Ranga and they died.
Bu şekilde işaretlenmiş bloklar, bundan sonra ayrılmamış olarak kalır.Blocks marked as such remain unallocated from then on.
Kan şekeri düzeyleri çok yüksek kalırsa vücut kısa vadede iştahı bastırır.If blood sugar levels remain too high the body suppresses appetite over the short term.
Eğer protaktinyum reaktörde kalırsa az miktarda U-232 de üretilir.If the protactinium remains in the reactor, small amounts of U-232 are also produced.
Aşağıdaki 13 kule hayatta kalır.The following 13 towers survive.
Bir gün Randy Marshall'ı öyle kızdırır ki onu kovmak zorunda kalır.Randy annoys Marshall so much that he fires him.
Baba ve oğlu yurtdışında kalırlar.His wife and daughter remained abroad.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?The servants said unto him, Wilt thou then that we go and gather them up?
Canio ve Beppe bu teklifi kabul edip giderler ama Tonio geride kalır.Canio and Beppe accept, but Tonio stays behind.
Ama trajik bir kaza ve paralarının çalınması yüzünden planlarını değiştirmek zorunda kalırlar.But a tragic accident and the theft of their money change their plans.
Sen nereye gidersen ben de oraya gideceğim, sen nerede kalırsan ben de orada kalacağım.Wherever you go, there you are.
1000 yıl boyunca donuk kalır ve 2999 yılının son gününde uyanır.He remains frozen until the last day of the year 2999.
Candy, köpeği öldürülünce yalnız kalır.Candy is lonely after his dog is gone.
Dünya'nın iyonosferinden geçen radyo dalgaları da benzer şekilde Faraday etkisine maruz kalır.Radio waves passing through the Earth's ionosphere are likewise subject to the Faraday effect.
Sonraki sabah, Nina yalnız uyanır ve provaya geç kalır.The following morning, Nina wakes up alone and realizes she is late for the dress rehearsal.
Donna, bina kapanıncaya kadar tuvalette gizlenirken; Doktor, depoda kalır.Donna hides out in a toilet cubicle until they close, the Doctor stays in a storage room.
Andrei hala babasına saygı duyuyor gözükürken, Ivan ise inatla savunmada kalır.Andrei seems to look up to his father while Ivan remains stubbornly defensive.
Yasa düzenleyicisi olarak görev yapar ve emekli olana kadar bu görevde kalır.He is appointed by the Crown, and holds office until retirement.
Bazı yarışmalarda, bir retiarius aynı anda iki secutores ile karşı karşıya kalır.In some battles, a single retiarius faced two secutores simultaneously.
Bir gece, bilinçli olarak arabasıyla duvara çarpar ve kıl payı hayatta kalır.One night, he intentionally drives his car head-on into a wall and barely survives.
Avcıların ve vampirlerin güçlerini kaybetmemesine rağmen, cadılar tamamen güçsüz kalırlar.Though Slayers and vampires retain their powers, witches for example are left entirely powerless.
Katı yakıt reaktörlerinde, ksenon-135 yakıtta kalır ve reaktör kontrolüne müdahale eder.In solid-fuel reactors, xenon-135 remains in the fuel and interferes with reactor control.
Yoksul insanlar genellikle bu kırılma noktasının altında kalırlar.Poor people usually fall below this cut-off.
Airborne: Bu sınıf oyunculara sessiz kalırken hızlı hareket etme imkânı sunar.Airborne: This division makes players move fast while remaining quiet.
Standart Model ötesinde Teorileri harika deneysel destekten yoksun, son derece spekülatif kalır.Theories beyond the Standard Model remain highly speculative, lacking great experimental support.
Texas'da kızının evinde kalırken, 26 Ekim 2014 tarihinde büyük bir felç geçirdi.While staying at his daughter's home, he suffered a major stroke on October 26, 2014.
Ancak, yaratık asansörün kablosunu keser ve Doktor ile Ida üssün 10 mil altında kalır.The lift cable snaps shortly after, trapping Ida and the Doctor 10 miles underground.
Kane'in onu kurtarma çabası sonuçsuz kalır.Lewis' efforts to rescue him remain unchanged.
Uygulama kapandığında sabitlenmiş not hala kalır.When the application is closed, the pinned note still remains.
Hamile kalır, ve çocuğu evlatlık vermeye karar verir.She becomes pregnant, and they decide to keep the baby.
RecO sonra tek iplikli DNA üzerinden SSBP'nin yerini alır ama SSBP RecO'ya bağlı kalır.RecO then displaces SSBP from the ssDNA, although SSBP remains attached to RecO.
Özel görelilikte, paralel jeodezikler paralel kalır.In special relativity, parallel geodesics remain parallel.
Eski Yeşil kapak pasaport geçerlilik belirtilen süre sonuna kadar geçerli kalır.The old Green cover passports remain valid until the end of their stated period of validity.
Tenten gider, ama çok geç kalır.She does, but it is too late.
(2) Yahudiler içinde yaşadıkları toplumlara temelde yabancı kalırlar.(2) Jews remain essentially alien in the surrounding societies.
Elektronlar atomlarına bağlı kalır fakat yakın atomlara transfer edilebilir.Electrons remain bound to atoms but are able to transfer to adjacent atoms.
Fakat sadece bir ağ yüzeyinde kalır.Maybe only on a single surface.
Benettonlar altıncı ve yedinci sırada kalırken, Schumacher Herbert'in önündeydi.The Benetton cars were sixth and seventh; Schumacher in front of Herbert.
Karışım ayarlanıncaya ve soğumaya hazır olana kadar bu sıcaklıkta kalır.The mix remains at this temperature until it sets and is ready for cooling.
Bay Yengeç'in annesi tek başına burada kalır.Da-jin's pregnant mother goes to the restroom alone.
Glenn, Maggie ve Sophia, Dale ve Andrea ile birlikte Hershel'in çiftliğinde kalır.He, Maggie, and Sophia stay at Hershel's farm with Dale and Andrea.
Bunun sonucunda birtakım hayati organlar (böbrek, kalp, beyin) kansız kalır ve ölüm meydana gelir.There, we are introduced to a world of excitement and intrigue, and more death follows.
Eğer bazı köylüler miri terkederlerse, kalanlar daha yüksek vergi ödemek zorunda kalırdı.Had they proceeded immediately, residents would have faced higher tax rates.
Ahtapotlar kapalı dolaşım sistemine sahiptirler yani kan damarlar içinde kalır.Octopuses have a closed circulatory system, in which the blood remains inside blood vessels.
Öykü bir sabah okula geç kalır ve taksiyle gitmek zorundadır.Now the school has morning classes and turns into a college in the afternoon.
Bu dönemde Cromwell dış politikada da zorlu gündemlerle karşı karşıya kalır.During this period Oliver Cromwell also faced challenges in foreign policy.
Buna rağmen konvoyun büyük kısmı yok olur ve askerler gecenin karanlığında savaşmak zorunda kalır.The convoy is destroyed and the Marines fight into the night.
75 kişi hayatta kalırken, 101 kişi kazada öldü.101 people died in the accident while 75 survived.
İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar.Both ask questions of each other that go unanswered.
Kalıcı kar katmanları uzun süre şehirde kalır.Ledgewood Mall is located in Ledgewood.
Honda Civic, günümüzde Honda Accord ve Honda Jazz arasında kalır.The Civic currently falls between the Honda Fit and Accord.
Genellikle yalnız dolaşır ve yoğun ormanlarda kalır.It is generally solitary and stays in dense jungles.
Fakat Bing Bong orada kalır.Maria, Bong Sta.
Yaz tatillerinde ise orada kalır.It remains open in the summer holidays.