Ana içeriğe geç
Sözlük

kalır ile cümle

kalır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Vichy hükümeti varlığını sürdürür ancak Almanya'nın fiili bir kukla devleti olarak kalır.Vichy-regimet fortsatte å eksistere, men nå kun som en tysk marionettstat.
Geriye sadece 3 ev kalır.Bare tre hus sto igjen.
Yatağına yatar ama bir süre uyanık kalır.Han setter seg på senga, og etter hvert så sovner han.
Gerçekten cezalandırılmazlar ama Tanrıdan ayrı olarak ve bağışlanma ümidinden mahrum elem içinde kalırlar.De får ingen straff, men kan ikke nå Paradiset, og de er nektet Guds nærvær for alltid.
Merkür, Venüs, Dünya ve Mars ise yıldızın içinde kalırlardı.Planetene Merkur, Venus, jorden og Mars ville alle befunnet seg i stjernens indre.
Çünkü sende yapılan mucizeler Sodomda yapılmış olsaydı, bugüne dek ayakta kalırdı.Dersom de mektige gjerningene som er gjort hos deg, hadde skjedd i Sodoma, ville byen ha stått den dag i dag.»
Elde 1 kalır.Han blir ifølge 1.
İspanyollar teslim olmak zorunda kalır.Spanjolene måtte gi etter.
Kim geri kalırsa, ona da günah yoktur.Den som gjør en (i utgangspunktet) straffbar handling i nødverge kan ikke straffes.
Bu laneti yapan büyücü, ömür boyu Azkaban'da tutsak kalır.Den som tas i å benytte en av disse forbannelsene dømmes automatisk til livsvarig fengsel i Azkaban.
Buzdolabında 1-2 hafta stabil kalır.I kjøleskapet, 1/2-1 time.
Tekrar Viyana'ya 1767'de giden ikili, burada 1768 yılının kasım ayına kadar kalırlar.De dro til Wien igjen i slutten av 1767 og ble der til desember 1768.
Son parlama olduğunda 1974 yılında kalırlar.1974 Den siste Fleksnes.
Man Adası: Quocunque jeceris stabit (Latince, "Ne kadar hızlı fırlatsan da ayakta kalır.")Mottoet under våpenskjoldet er latinsk: Quocunque Jeceris Stabit – Hvorhen du kaster det, vil det stå.
Pano genellikle görünmez kalır.Ringmerket er vanligvis ikke synlig.
Stark ağır yaralanır ama sağ kalır.Rose ble alvorlig skadet, men overlevde.
Ancak şeytan ona hatırlatmayı unuttur ve Yusuf daha çok zindanda kalır.Ved deres samtale forteller Gabriel om menneskets fall og at Satan inngår i Guds valg.
Yavrular birkaç hafta emzirilir ve uzun süre annelerinin yanında kalırlar.Ungene bilr bolet i flere uker og klynger seg deretter til moren.
Yaz kış yeşil kalır.Den er vintergrønn.
Her zaman Sünger Bob ve Patrick'ten uzak kalır ve ikisinden de nefret eder.Han er ofte gretten, pessimistisk og hater både Svampebob og Patrick.
Sadece iki çocuk sağ kalır.Bare to søstre overlevde.
Eğer bazı köylüler miri terkederlerse, kalanlar daha yüksek vergi ödemek zorunda kalırdı.Anførerne for bondehæren ble hugget ned, flere avrettet ved dom, andre måtte betale store bøter.
Harry, Donna'yı takip eder fakat geç kalır.Ian prøver å advare ham, men kommer for sent.
Yalnız kalırsa sıkılıp evdeki eşyaları kemirebilirler.Om de blir forstyrret, ruller de seg sammen og lar seg falle ned på bakken.
Övgü ya da eleştiriler karşısında tepkisiz kalırlar.Verken ros eller kritikk synes å påvirke dem.
Çiftler sosyal olarak tekeşlidir ve eşlerden biri ölünceye kadar birlikte kalırlar.Båndene mellom individene er sterke og parene lever som oftest sammen til en av dem dør.
Her zaman öğrenci olarak kalırsa insan, öğretmenine borcunu ödememiş olur.”I min alder kan en mann ikke lenger våge å lytte til sin hjerte.»
Paramız bize kalır.Gullet og pengene.
Aile, karavana düşmeden önce hemen karavandan iner ve ormanda mahsur kalır.Familien kommer seg ut av bilen like før den styrter ned i dalen.
Geriye bir tek vurucu kalırsa sonraki topu kazanabilmek için sürekli sayı yapmak zorundadır.Siden behøver da kun å dele ett gjenværende hull for å vinne matchen.
Toplam havzası 13.085 km² olup bunu a 8,085 km²'si Romanya'da ve 5,000 km² Sırbistan'da kalır.Elven har et nedbørfelt på 13 085 km², hvorav 8 085 km² i Romania og 5 000 km² i Serbia.
Genellikle sakat kalırlar.Normalt å være spaltet?
Wellington'a olan dar giriş yolları Miramar Yarımadası'nın doğusunda kalır.Den trange innseilingen til Wellington ligger like øst for Miramarhalvøyen.
Asit lavlar akışkan olmadıklarından çevreye yayılamazlar; tersine, kubbemsi yığın olarak katılaşıp kalırlar.La dem heller ikke trampe med føttene, slik at det kan erkjennes hva de skjuler av pynt.
Barıştan sonra korsanlar işssiz kalır.Etter handlingen blir Peer fredløs i bygda.
Zombilere gaz salır fakat daha uzun süre kalır.Under nedkjøling vil atomer flytte seg, men det tar tid.
Hamile kalır, ve çocuğu evlatlık vermeye karar verir.Sofie blir gravid og velger å beholde barnet.
Sonraki 20 yıl boyunca orada asılı kalır.Han beholdt makten de neste 20 år.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.Fuglene er monogame og parene lever trolig sammen livet ut.
Baba ve oğlu yurtdışında kalırlar.Hans eneste sønn forsvant utenlands.
Autobot'lar insan dostlarıyla son kez vedalaşır fakat Ratchet Dünya'da kalır.Troys tur til Tijuana ender med at han må vinke farvel til farens bil når tyver stikker av med hjulene.
Niklas onunla okul için bir projede beraber çalışmak zorunda kalır.Leonardo slår seg sammen med Gabriel for et skoleprosjekt om Hellas.
Bunun yerine de eski asker arkadaşı Riley ile yüzleşmek zorunda kalır.Han skal ha slått til den norske lagkameraten Riise med en golfkølle.
Esareti sırasında Sezar eğer serbest kalırsa korsanların hepsini öldüreceğine dair söz vermiştir.Mens han satt fange ga han piratene løftet at straks han ble satt fri ville han få dem alle drept.
Sonuçta nişanlı kalırlar (ve Nachi de Gutchan’ın onayını alır).Selv ble T.V. Soong gift med Chang Yüeh-ch'ia (張樂恰 Zhang Yueqia).
Bu yüzden çekilmek zorunda kalır.Han ble da tvunget til å trekke seg tilbake.
İki yeni çift yalnız kalırlar.Ellers sitter de to kamrene for seg selv.
Ve taht Osiris'e kalır, artık Osiris Tanrıların, insanların ve her şeyin kralıdır.Området er riket til guden Osiris og residensen til andre guder og overnaturlige vesener.
Dişileri daha uzun yaşar ve eylül ayı gibi geç zamana kadar kalırlar.Hannene dør innen midtsommer, mens hunnene lever lengre, helt til begynnelsen av september.
Uyarılar, kullanıcı gerekli işlemi yapana kadar ekranda kalır.Formen må ikke nødvendigvis tegnes på skjermen, så lenge man gjør de riktige bevegelsene med kontrolleren.
Bu birlikteliğin sonucunda Callisto hamile kalır ve Arcas adında bir oğlan çocuğu dünyaya getirir.Uansett ble Kallisto gravid og fødte en sønn ved navn Arkas.
Kardeşi Finrod, Nargothrond'a gitmesine rağmen kendisi kalır.Bëor tok tjeneste hos Finrod i Nargothrond.
"Ben giderim şarkım kalır.I alle fall så dro jeg hjem og skrev sangen».
Bu nedenle, kasılmış durumdaki kaslar gevşeyemez ve belirli bir süre bu şekilde (kasılı) kalırlar.I tillegg til disse kommer ordener som ikke lenger utdeles og som regnes som hvilende.
Dilber yalnız ve çaresiz kalır.Sangens jeg-person er lei og ensom.
Tenten gider, ama çok geç kalır.De får den slokket, men for sent.
Ne var ki Elene yaşlı adamdan hamile kalır.Han finner ut at elefanten er gravid.
Sonuç olarak piyasada sadece kötü otomobiller kalır.Som resultat av dette solgte maskinen svært dårlig.
Köleler iaşe kaynaklarından uzaklaşmış ve etrafı çevrilmiş durumda kalır.Elevene kommer fra Ilseng og spredt bebyggelse i omegn.
Yöre 200 yıl Karya toprakları olarak kalır.Besetningen får 200 år på seg til å utføre oppdraget.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod