Fakat sadece bir ağ yüzeyinde kalır.Ce rămâne la suprafața insulei.
Biraz onunla kalır.El locuiește împreună cu aceasta.
Genç dişiler sürüde kalırlar ama genç erkek hayvanlar 2 yaşına vardıklarında sürüden kovulurlar.Totuși trebuie familiarizați cu pisicile când sunt tineri întrucât le vor vâna la vârsta adultă.
Sonuç görülmek için kalır.Rezultatul rămâne de văzut.
Vatansever, ahlaki ilkelerine bağlı kalır.Patriotul rămâne fidel principiilor sale morale.
Sawyer ve Miles Juliet'i gömmek için geride kalır.Sawyer és Miles hátra maradnak, hogy eltemessék Julietet.
Buzdolabında 1-2 hafta stabil kalır.Hűtőszekrényben 1–2 hétig tárolható.
Sonraki sabah, Nina yalnız uyanır ve provaya geç kalır.Másnap reggel Nina egyedül találja magát az ágyban és késésben is van.
Geleneksel olarak denetmenler yazarlar için anonim kalırlardı ama bu standart yavaş yavaş değişmektedir.A múltban a bírálók személye általában rejtve maradt a szerzők előtt, de ez a helyzet lassan megváltozik.
Odada söylenen odada kalır.A hálószobába az ún.
Paramız bize kalır.A Megérjük a pénzünket!
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Hiába azonban, bűnhődnie kell.
Çiftler çoğunlukla yıllarca beraber kalır.A pár általában egész évben együtt marad.
Yaz kış yeşil kalır.Télen is zöld marad.
Elde 1 kalır.1-ben áll.
Napolyon Paris’in teslim olmasından çılgına dönse de 6 Nisan günü tahtı bırakmak zorunda kalır.Napóleon gaztettnek tartotta Párizs feladását, április 6-án lemondott a hatalomról.
Bu anlamda daha orta ağırlıktaki bebekler daha sık hayatta kalırlar.Így a közepes felé hajló tömegű kisbabák nagyobb számban maradnak életben.
Çünkü sende yapılan mucizeler Sodomda yapılmış olsaydı, bugüne dek ayakta kalırdı.Ha Szodomában történtek volna a nálatok történt csodák, mind a mai napig fennállna.
Yine de, her zaman güneşle aynı yükseklikte kalırlar.A melléknapok mindig a napkoronggal azonos magasságban figyelhetők meg.
Eğer 24 saat içinde çekilmezlerse, Arap Birliği olarak yeni önlemler almak zorunda kalırız." demiştir.Ha nem írják alá, akkor három héttel később a szovjethatalom halálos ítéletét fogják aláírni.”
Öldüğü takdirde iki bin kişi işsiz kalır.Betegségek miatt kétezer emberük halt meg eközben.
Kefaletle serbest kalır.A szánt elengedjük.
Köylüler kiliseye girerler ama Santuzza ve Lucia dışarıda meydanda kalırlar.A falu lakosai mind bemennek a templomba, a téren csupán Santuzza és Lucia néni marad.
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.A kvantumgravitáció problémája és a téridő szingularitások valóságának kérdése nyitott marad.
Bu arada Buffy ise hayatta kalır ve bundan sonra hep arkadaşlarının yanlarında olacağını söyler.Lily megnyugtatja, hogy mindennek ellenére barátok maradnak majd.
Jason yıkıntılar arasında kalır.Jason a lehulló törmelék alatt vész.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.A faj monogám és úgy tűnik egy életre áll párba.
Stark ağır yaralanır ama sağ kalır.A néző súlyosan sérült, de életben maradt.
Dağa tırmanırken bir bataklığa saplanıp kalır bu sırada aşağıdan ateş sesleri duyar.Felmászik egy hegyre, itt figyel fel rá, hogy a partról füst száll fel.
6. sezonun finalinde ise uyku lanetine maruz kalır, Bonnie öldüğü zaman Elena uyanacaktır.Egy idő múlva Bonnie megtöri Elena alvó átkát, és Elena felébred.
Avlanırken çok yavaş hareket eder ve uzun süre hareketsiz kalır.Mozgása lassú, bár elég könnyen vadászik.
Yatağına yatar ama bir süre uyanık kalır.Egy ideig még a földön fekszik, aztán talpra áll.
Asla dakik değildir ve her zaman bir yerlere geç kalır.Mindig keresi a kalandot, soha nincs túl sokáig egy helyben.
Ama yese de zayıf kalır.Szalmája is gyengébb.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.A király figyelme már Kr. e.
Daniş, oğluyla birlikte kalır.Húrin a fiával együtt temette el.
Dişileri eylül ayına kadar sağ kalır.A termés nyál közepétől szeptemberig érik meg.
İzleyici yalnız kalır.Sebős egyedül marad.
Yavrular 2-3 yıl kadar annelerinin yanında kalır.A kölyköket 2-3 hónapos korukig az anyjuk eteti.
Bu tip RAM'lerde bilgiler yüklendikten sonra sabit kalır.A gép kikapcsolásakor a RAM-ban tárolt információ elveszett.
Sadece Doktor'un yanında olan Sessizlik ve düşmanı Dalekler kalır.Ő mögöttük ott rejtőzik az igazi ellenség, a dalekek.
Bir süre sonra adam Hercule Poirot'ya bakarken yere yığılıp kalır.Mire megérkezik a vonat, Hercule Poirot megoldja az ügyet.
En sonunda çeteden iki kişi kalır.Már csak ketten hiányoznak a bandából.
Harry, Donna'yı takip eder fakat geç kalır.Flóra, Tamás után siet, de csak késve éri el.
Aynı zamanda sözü geçen 4 parçacıktan sadece bir tanesi kalır.Kár, hogy ami egyben teljes, négybe épp én osztom azt.
Biraz onunla kalır.Szinte henceg vele.
Yolda Nazilerin çeşitli işkencelerine maruz kalırlar.A prostituált különféle erotikus kínzási módokat hajt rajta végre.
Çiftler sosyal olarak tekeşlidir ve eşlerden biri ölünceye kadar birlikte kalırlar.A párok egész évben együtt maradnak és a kötelék köztük addig tart, amíg valamelyikük el nem pusztul.
Fakat askerimiz amacına ulaşsada geç kalır.De az útnak indult felmentősereg elkésett.
Benzer koşullar altında kemiriciler gibi küçük memeliler ise ada devleşmesi sürecine maruz kalır.A bálványhoz hasonló kisebb-nagyobb szobrok elterjedtek lehettek a szigeten a rézkorban.
Hamile kalır, ve çocuğu evlatlık vermeye karar verir.Ekkor Sun bevallja, gyereket vár.
Aşağıya inebilmek için birbirlerine tutunmak zorunda kalırlar.Ezután már tovább bent kell tartani őket, hogy összeszokjanak.
Tenten gider, ama çok geç kalır.Már fordulna is el, de elkésett.
Bütün aile sokakta kalır.Mindenki az utcára vonult.
Şaban da parasız kalır.Szapolyai sem tétlenkedett.
Bu kadın yolunu kaybedince bir ağacın altında uyuya kalır.Miután ez megadatott neki, csendben örökre elalszik egy fa alatt.
Tüm süreç boyunca Rufus sadece Ron'un cebinde kalır.Ron és Rufus elválaszthatatlanok, Rufus állandóan gazdája zsebében tartózkodik.
Fakat en sonunda Harry ve Eddie karşı karşıya kalırlar.Egyszerre azon kapják magukat, hogy Eddie és Tommy verekednek.
Poirot, Yüzbaşı Hastings’i de yanına alarak Surrey’e gider ama geç kalır.Inkább azt tanácsolja nekik hogy Hemingford felé menjenek, bár az kicsit messzebb van.
Sihirli Ayna ona gerekli bilgileri vermek zorunda kalır.A varázspontok a varázslatok elmondásához szükségesek.