Ana içeriğe geç
Sözlük

kalır ile cümle

kalır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Nefes almak için 10 dakika kadar su yüzeyinde kalır.Krom toho umí zadržet dech na 10 minut.
Bunun sonucunda Karen hamile kalır, ve Keith'e evlenme teklif eder.Elena řekne Tomovi, že je těhotná a společně plánují svatbu.
Tedavi ilerledikçe Elena işini bırakıp hastaneye yatmak zorunda kalır.Tom se pak dozví, kde Elena pracovala a jede za ní do nemocnice.
Böylece Voldemort tek başına kalır.Pak zůstává Mozart sám.
Kendisi ise kepengi tekrar kapatır ve içeride kalır.Kozoroh je vypátrá a znovu uvězní.
Osmanlı sol kanadının tamamı geri çekilmek zorunda kalır.Levá stěna rámu je odnímatelná.
Buna göre müziğinin bir veya daha fazla öğesi icracının yorumuna kalır.Ve svém výzkumu se hudební vědec, samozřejmě, zaměřuje na jednu nebo více disciplín.
Şehre dönen Jake ile kısa süreli bir ilişkisi olur, ama Jake yine ayrılmak zorunda kalır.Další den se s nimi indiáni spojí, ale Jake odchází pryč.
Tufan bütün yaratıkları silip süpürür ve ortada sadece Manu kalır.Askospory se zachytí na bliznách pestíků a vyklíčí v hyfy.
Jason yıkıntılar arasında kalır.Jason se z kómatu zotaví.
Ancak görüşmeler kısa sürede sonuçsuz kalır.Následky však naštěstí rychle odezní.
Batı ve güney kıyıları her zaman aynı kalır.Stejně tak je rozdílné jižní a severní pobřeží.
Annesi bu dönemde Arthur'la beraber kalır.Zůstanete zde nyní jen se svou mamičkou.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.Musí být vykonáván vždy v tekoucí vodě ponořením.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Vždyť jsi sám odsouzen k stejnému trestu.
Aşağıya inebilmek için birbirlerine tutunmak zorunda kalırlar.Vzájemně si pomáhají zbavit se pout.
Zorlu şartlar yüzünden altı kişilik ekipten geriye sadece iki kişi kalır.V rozsáhlém obytném komplexu zůstávají osamoceni jen dva lidé.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.Trupiál žlutooký je monogamní druh a pár spolu zůstává po celý rok.
Sonraki 20 yıl boyunca orada asılı kalır.Byli nuceni zde setrvat následujících dvacet měsíců.
Su arayışı sırasında yine yerli halkın saldırısına maruz kalırlar.Při pokusech o přistání narazil na odpor domorodého obyvatelstva.
Toplam enerji sabit kalır.Potenciální energie zůstává konstantní.
Fakat ikisi de sonsuza kadar ayrı kalırlar.Nyní budou navždy spolu.
Gölün su düzeyi bütün yıl boyunca hemen hemen aynı kalır.Vodní stav je rovnoměrný po celý rok.
UPS şebeke konumunda çalışırken aküler tampon şarjda kalır.Při sázení stromů dodržet spon.
Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır.Jakmile se do kapsy dostanou, zůstanou přisátá na bradavce dalších 100 dní.
Birincisi yükletene verilir, ikincisi mallara eşlik eder, üçüncüsü de taşımacıda kalır.První jej nabyde, druhá jej udržuje a třetí generaci dojde.
Brian ve Peter daha sonra yalnız kalır.Robert a Berta pak mluví o samotě.
Irak'ta kalırlarsa ne yapacaklar?Ce le mai rămâne de făcut în Irak?
Pazar günü işe gidip, Çarşamba günü haftasonu olduğunu sanarak evde kalır.De exemplu, se ducea la serviciu duminica, sau rămânea acasă miercurea, crezând că este weekend.
ABD, nükleer saldırılar altında kalır...Statele Unite sunt atacate cu o armă nucleară.
Düşük sıcaklıklı ortamlarda ise proteinin yapısı istikrarlı kalır ve işleyişi normal halde devam eder.Într-un mediu cu temperaturi scăzute, totuși, structura proteinei este stabilă și funcțiile sale sunt normale.
Geriye sadece 3 ev kalır.În prezent mai sunt în picioare doar 3 case.
Evden çıkmayı başaramaz ve sabaha kadar evde baygın durumda kalır.El nu-și găsește soția acasă, aceasta sosind abia dimineața.
Ancak Japonlar kalırlar.Rușii vor continua să rămână.
Daha sonra çiçek kapanır, gece kapalı kalır, ertesi gün aynı çiçek tekrar açılır.Seara, floarea se închidea, ascunzând în ea copilul, iar dimineața se deschidea din nou.
O zamandan beri adı defalarca değişir ve Carl von Linné'nin verdiği son şekliyle kalır.A fost descrisă pentru prima dată de Carl von Linné, și a primit numele actual de la Carl von Linné.
Bu duruma göre, suç işleyen kişi Tanrı ile baş başa kalır ve günahları için pişman olur.De aceea, iertarea e gratuită celui ce se căiește de păcatele sale și se întoarce la Dumnezeu.
Geride çok az sayıda Çek ve Slovak komünist kalır.Exista un mic număr de polonezi, secui și slovaci.
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.Problema gravitației cuantice și chestiunea existenței singularităților spațio-temporale rămân deschise.
Bazen platform sabit kalır taşların ağırlığı artar.Uneori construcțiile sunt ridicate pe un soclu de lespezi de piatră.
Ama sonucsuz kalır.Totuși, mai ezita.
Verba volant, scripta manent Söz uçar, yazı kalır.Verba volant, scripta manent este un proverb latin.
Batı ve güney kıyıları her zaman aynı kalır.Fațadele de sud și de nord erau identice.
İlk ikisini o zaman atar ancak 2 tane kalır.Din cele patru lănțișoare inițiale, s-au păstrat doar două.
Bir süre sonra da annesini akıl hastahanesine yatırmak zorunda kalır.Este trimisă ulterior de propria ei fiică la un azil de nebuni.
Bu şekilde "v" birinci harf olduğu için aynı kalır.Ytriul e primul element „d” în cadrul celei de-a 5-a perioade.
Daha sonraki parlamalarda Charlotte'un yanında kalır, ve Charlotte'un kollarında ölüşünü görür.Doamna Bonacieux abia apucă să-și vadă iubitul și moare în brațele lui.
Bütün aile sokakta kalır.Localnicii ieșiseră în stradă.
Bazı sayılar öyle büyüktür ki gösterimler bile onları ifade etmekte aciz kalır.Multe părți din povestire arată că personajele sunt prea mici ca să poată participa la eveniment.
İnsanların ve hayvanların saldırısına maruz kalır.Afectează atât omul cât și animalele.
Los Angeles, bir suç dalgasına maruz kalır.El intruchipează L.V., având multe cazinouri.
Daha sonra Ejder komiser daireden taşınmak zorunda kalır.Ulterior, sediul protopopiatului se mută în Turda .
Çünkü sende yapılan mucizeler Sodomda yapılmış olsaydı, bugüne dek ayakta kalırdı.Problema este, dacă ei erau ostili, am fi știut până acum.
Hekatonheirler ve kykloplar Zeus'a minnettar kalırlar ve ona yakıcı şimşekleri ve ateşi hediye ederler.Ca rasplată, ciclopii i-au oferit lui Zeus ca arme fulgerul și tunetul.
İnsanlarda çoğu enfeksiyon semptomsuzdur ve latent enfeksiyon olarak kalır.Deși cele mai multe infecții pot deveni latente, ele rămân asimptomatice.
Bir gece, bilinçli olarak arabasıyla duvara çarpar ve kıl payı hayatta kalır.Pe jumătate intenționat, într-o noapte, a intrat cu mașina sa într-un zid.
Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır.Odată ajunși, fiecare va rămâne atașat la un mamelon pentru următoarele 100 de zile.
Yalnız kalırsa sıkılıp evdeki eşyaları kemirebilirler.În luptă, poate ținti și se poate feri după clădiri.
Bir yaşına gelmiş yavrular analarının saldırgan davranışlarıyla uzaklaşmak zorunda kalırlar.Puii nou înțărcați sunt încurajați să plece prin comportamentul agresiv al mamei față de ei.
Ancak Vittorio dişi bir vampir olan Ursula'nın ona duyduğu ilgi nedeniyle sağ kalır.El a rămas printre cei vii doar datorită Ursulei, o vampiroaică care se îndrăgostise de el.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod