Ana içeriğe geç
Sözlük

kalır ile cümle

kalır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Orada bir tek Gandalf kalır.Залишається один Роланд.
Daha sonra Ejder komiser daireden taşınmak zorunda kalır.Незабаром Фібі переїздить з сімейного будинку у власну квартиру.
Bebek ona ve Sid'e kalır.Гаррі залишається з дитиною сам.
Bir süre burada kalır ve para kazanmak için iş yaparlar.Чоловіки їздять на роботу, щоб заробити гроші на життя.
Geriye kalır 4 çocuk.Залишилось четверо дітей.
Sırt ve anal yüzgeçleri vücutlarının çok arka kısmında kalır.Спинний та анальні плавці зміщені дуже до заду тіла.
İlk ikisini o zaman atar ancak 2 tane kalır.У свою чергу, Надаль лише дві.
Eğer bulursa, siyah oyuncu siyah oyuncu olarak kalır.У випадку нічиєї переможцем оголошують гравця, який грає чорними.
Bir daha evlenmeyen Behçet Efendi de hayatı boyunca Makbule Hanım'a sadık kalır.Як правило, паличка, що вибрала свого господаря, залишається з ним на все життя.
Batı ve güney kıyıları her zaman aynı kalır.Західне, південне і північне прясла мають однакову довжину.
Ama sonucsuz kalır.Він нескінченний.
Bunun sonucunda da Rick küçük kızı vurmak zorunda kalır.Природно, потрібно задіяти сестричку.
Tom randevulara nadiren geç kalır.Том рідко запізнюється на зустрічі.
Onlar birlikte yemek yiyen bir aile birlikte kalır diyor.Кажуть, що родина, яка їсть разом, разом і залишається.
Okula nadiren geç kalırım.Я рідко запізнююся до школи.
Heyet önce deniz yoluyla Trabzon'a gelir ve birkaç gün burada kalır.[3][4] Aralık ayında Ankara'ya gelinir.Делегація спочатку приїжджає до Трабзону морем і залишається тут на кілька днів.
Çorum’un yaklaşık 27 kilometre uzağında kalırken Laçin ilçesine ise 1 km’dir.Знаходиться приблизно за 27 кілометрів від Чорума, він знаходиться в 1 км від району Лачин, що у Туреччині.
Simon Vouet İtalya'da 1627 yılına kadar kalır.Simon Vouet strávil v Itálii roky 1613 až 1627.
Sonra Milo dahil herkes susuz kalır.Mavro) ve vsi Žedno.
Sefer üyeleri genellikle yaklaşık altı ay boyunca istasyonda kalır.Několikačlenná posádka pobývá na stanici obvykle po dobu šesti měsíců.
(2) Yahudiler içinde yaşadıkları toplumlara temelde yabancı kalırlar.(2) Židé pro okolní společnost nezbytně zůstávají cizinci.
Sonraki sabah, Nina yalnız uyanır ve provaya geç kalır.Ráno ale zaspí a dorazí na zkoušku pozdě.
Alcina'nın büyülü sarayı harabeye döner ve Morgana yerlere kapanıp kalır.Alcinin kouzelný palác se rozpadne v prach a ona sama s Morganou se propadají do země.
Galaksilerin pek çoğu hayatlarında en az bir kez çarpışmaya maruz kalır.Většina galaxií pravděpodobně projde ve svém životě přinejmenším jednou významnou srážkou.
Ama sonucsuz kalır.Ale zůstává neoblomný.
Yine de, her zaman güneşle aynı yükseklikte kalırlar.I tak se toto povětšinou nachází mimo samotné Slunce.
Aile, yaşadıkları maddi sorunlar nedeniyle babaanne Saadet'in yanına taşınmak zorunda kalır.Jeho matka ho kvůli finančním problémům musela předat do náhradní rodiny.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Král však nechce ani poslouchat.
Sadece iki çocuk sağ kalır.Přežily jen dvě.
Tenten gider, ama çok geç kalır.Spěchá domů, ale přijde pozdě.
Stark ağır yaralanır ama sağ kalır.Stannis je zraněný, ale přežije.
Kalanlar ise düşman tarafından ya öldürülür ya da esir edilerek işkenceye maruz kalırlar.Měl bych opustit zbytek vězňů a zanechat je smrti a mučení?
Los Angeles, bir suç dalgasına maruz kalır.Los Angeles je zmítáno válkou drogových kartelů.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Často doplácí na unáhlenost.
Bu süre içerisinde tamamen hareketsiz kalır.Ten je v momentální době dlouho nefunkční.
Enfeksiyon iyileştikten sonra, tipik olarak izi kalır.Po vyléčení infekce na místě obvykle zůstává jizva.
Örneğin iki takım onunculuk konumunda berabere kalırsa 2,5 puan almışlardır.Zahraniční zkušenosti ukazují, že na jedno ztracené místo by mělo přibýt 2,5 nového.
1000 yıl boyunca donuk kalır ve 2999 yılının son gününde uyanır.Rozmražen je až po 1000 letech, 31. prosince 2999 a zjišťuje, že se nachází v Novém New Yorku.
Paramız bize kalır.Peníze neubývají.
İsolde ölmüş olan sevgilisi yanına yığılır kalır.Jednoho dne nalezne svého milence zavražděného.
İzzy severek şiir yazar ve zamanı kalırsa "büyük" bir Wrestling hayranıdır.Izzy je vášnivý do psaní básní a velký fanoušek Wrestlingu.
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.Problém kvantové gravitace a otázka reality prostoročasových singularit zůstávají otevřené.
Bu şekilde "v" birinci harf olduğu için aynı kalır.Tento tvar také bývá připodobňován písmenu „V“, jakožto k iniciále Volar.
Bebek ona ve Sid'e kalır.Ava ho s dítětem opustí.
Böylece kadının göğsü açıkta kalır.Žena s odhalenou hrudí představuje Pravdu.
Yok edilene kadar oyunda kalırlar.Shniješ, než tě najdou.
Öteki oyuncular bir önceki puan durumunda kalırlar.Jinak zůstane v předchozím stavu.
Adam kaçamaz ve korkudan donuk kalır.Ten ji přijme a odchází, aniž by vypadal vyplašeně.
Test sırasında bir kaza olur ve Banner, tehlikeli Gama ışınlarına maruz kalır.V laboratoři však dojde k nehodě, při které je Bruce vystaven značnému množství gama radiace.
Irak'ta kalırlarsa ne yapacaklar?Co se stane po příjezdu do Spojených států?.
Ayrıca, kimi yıldızlar yakın komşularının da etkisi altında kalırlar.Kromě toho přitahovalo i ostatní vlivné firmy do nejbližšího sousedství.
Yalnız kalırsa sıkılıp evdeki eşyaları kemirebilirler.Mohou se cítit nabiti a uvolněni ve společnosti.
Yaz tatillerinde ise orada kalır.V průběhu letních prázdnin jezdí každý den.
İlk ikisini o zaman atar ancak 2 tane kalır.Dál jen při mně stůj 2.
Kral savaşmak ya da geri çekilmek arasında bir tercih yapmak durumunda kalır.Když mu dá král vybrat mezi popravou a vyhnanstvím.
Uç ne kadar kısa kalırsa o kadar fazla çözülme riski vardır.Čím delší je vyjednávání, tím menší je ochota riskovat.
Daha sonra Ejder komiser daireden taşınmak zorunda kalır.V pozdější době byl Panský dům upraven na byty.
Sabit basınç altında hâl değiştirirken sıcaklıkları sabit kalır.Při vypařování za stálého tlaku se teplota nemění.
Böylece devlet kontrolündeki dil ve beraberinde insan düşüncesi de devletin gerçeklik tanımına bağlı kalır.Stav řešení podnětu a odpověď úředníka občanovi vidí v systému i veřejnost.
Övgü ya da eleştiriler karşısında tepkisiz kalırlar.Na kritiku reagují lhostejností nebo hněvem.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod