Hızlı yemek yemezseniz, okula geç kalırsınız.If you don't eat fast, you will be late for school.
Bazen Tatoeba'da üç saat kalırım.Sometimes I stay for three hours at Tatoeba.
John'un beş elması var. Birini Mary'ye verir. Çantada kaç tane elma kalır?John has five apples. He gives one to Mary. How many pears are left in the bag?
Şüpheli kalırım.I remain skeptical.
O her zaman toplantılara geç kalır.He's always late to meetings.
Her şey olduğu gibi kalır.Everything remains as it was.
Bana kalırsa pişmanlık en sert cezadır.For me, regret is the harshest punishment.
Yaşlı insanlar, zorunda kalırlarsa torunları için fedakârlıkta bulunmaya hazırdırlar.The elderly people are ready to sacrifice for their grandchildren, if they have to.
Umarım bir süre Tom'la kalırım.I just hope I get to stay with Tom for a while.
Bana kalırsa Tom seni gerçekten seviyor.I think Tom really likes you.
Bana kalırsa bir avukata ihtiyacın var.I think you need a lawyer.
Bana kalırsa dinlemelisin.I think you ought to listen.
O her zaman derse geç kalır.He's always late to class.
Bana kalırsa Tom çok hasta.I think Tom is very sick.
Bana kalırsa bu konuşmaya dışarıda devam etmeliyiz.I think we should continue this conversation outside.
Bana kalırsa yatmalısın.I think you should be in bed.
Bana kalırsa sessiz olmalısın.I think you should be quiet.
Bana kalırsa Tom'u buraya getirmelisin.I think you should bring Tom here.
Bana kalırsa bunu almalısın.I think you should buy this.
Bana kalırsa Tom'u aramalısın.I think you should call Tom.
Bana kalırsa Tom'u seçmelisin.I think you should choose Tom.
Bana kalırsa Boston'a dönmelisin.I think you should come back to Boston.
Bana kalırsa Tom'a bir şans vermelisin.I think you should give Tom a chance.
Bana kalırsa telefon numaranı Tom'a vermelisin.I think you should give Tom your phone number.
Bana kalırsa Tom'la dönmelisin.I think you should go back with Tom.
Bana kalırsa otursan iyi olur.I think you'd better sit down.
Bana kalırsa fikrini değiştireceksin.I think you'll change your mind.
Bana kalırsa bunu ilginç bulacaksın.I think you'll find it interesting.
Bana kalırsa bunu çok ilginç bulacaksın.I think you'll find it very interesting.
Bana kalırsa partideki herkesi tanıyacaksın.I think you'll know everybody at the party.
Bana kalırsa bunu seveceksin.I think you'll like it.
Bana kalırsa hepiniz hatalısınız.I think you're all wrong.
Bana kalırsa sen en büyüksün.I think you're the greatest.
Ben hep elveda derim ve kalırım.I always say goodbye, and I stay.
Ben bir süre burada kalırsam en iyisi olacağını düşünüyorum.I think it's best if I stay here for a while.
Tom'un karısı her zaman çocuklarla evde kalır.Tom's wife always stays home with the kids.
Tom her zaman derse geç kalır.Tom is always late to class.
İstersen kalırım.I'll stay if you want.
Genellikle geç saatlere kadar uyanık kalırım.I usually stay up late.
Eğer burada kalırsak Tom için bir sakıncası olmaz.Tom won't mind if we stay here.
Bizim esas sorunumuz çözümsüz kalır.Our main problem remains unsolved.
Burada ne olursa, burada kalır.What happens here, stays here.
Geç kalırsam beni bekleme.If I'm late, don't wait for me.
O anlaşmayı imzalamak zorunda kalırsan o geçersizdir.If you were forced to sign that contract, then it's invalid.
Bunu imzalamak zorunda kalırsanız sözleşme geçersiz.If you were forced to sign it, the contract is invalid.
Eğer sözleşmeyi imzalamak zorunda kalırsanız bu geçersiz.If you were forced to sign the contract, it's invalid.
Küçük erkek kardeşim romanlar okuyarak bütün gece ayakta kalırdı.My younger brother used to often stay up all night reading novels.
Erkek kardeşim sık sık bütün gece uyanık kalır.My brother often stays awake the whole night.
Tom genellikle bütün gece ayakta kalır.Tom often stays up all night.
Burada kalırsam sorun olur mu?Is it OK if I stay here?
Anne ve babası fabrikadayken Emily evde tek başına kalır.Emily stays at home alone when her parents are in the factory.
Tom nerede kalır?Where does Tom stay?
Tom neden kalırdı?Why would Tom stay?
Aile onun küçük maaşıyla yaşamak zorunda kalır.The family is forced to live on his little salary.
Benim yanıtım aynı kalır.My response remains the same.
Bana kalırsa Tom'un çok iyi bir işi yok.I think Tom doesn't have a very good job.
Onu şimdi tartışabilsek çok müteşekkir kalırım.I'd very much appreciate it if we could discuss it now.
Tom her zaman pazar günleri öğleye kadar yatakta kalır.Tom always stays in bed until noon on Sundays.
Tom henüz kalkmadı. O genellikle 7.30'a kadar yatakta kalır.Tom isn't up yet. He usually stays in bed until 7:30.
Tom genellikle gece geç saatlere kadar kalır.Tom often stays up late at night.