Ana içeriğe geç
Sözlük

kalır ile cümle

kalır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İsis kendini tanıtmak zorunda kalır.Denny oświadcza się Izzy.
Fakat askerimiz amacına ulaşsada geç kalır.Jednak wojska sojusznicze spóźniały się.
Toplam enerji sabit kalır.Oblicza się energię całkowitą.
Man Adası: Quocunque jeceris stabit (Latince, "Ne kadar hızlı fırlatsan da ayakta kalır.")Herb posiada dewizę "Quocunque Jeceris Stabit" ("gdziekolwiek mnie rzucisz, będę stał").
Daha sonra Ejder komiser daireden taşınmak zorunda kalır.Prezbiterium przebudowano na mieszkanie dla komendanta.
Gibonlar bütün ömür boyunca tek bir eşe sadık kalırlar.Partnerzy pozostają sobie wierni do końca życia jednego z nich.
Hava kararmış olmasına rağmen yollarına devam etmek zorunda kalırlar.Choć drogi te są utwardzone to ich przejezdność zależy od pory roku.
Bir kuram her zaman kuram olarak kalır.Jeden jest zawsze ostrzem.
Sen nereye gidersen ben de oraya gideceğim, sen nerede kalırsan ben de orada kalacağım.Kуда́ идёшь ты, туда́ и я. → Gdzie (dokąd) idziesz ty, tam idę i ja.
Bu doğar doğmaz keçiler arasında kalır ve kendini keçi sanır.Chodzi natomiast o to, co czuje nietoperz, będąc sobą samym.
En azılı suçlular bir anda hapishanede özgür kalır.Przynajmniej jeden podejrzany nadal pozostaje na wolności.
O gece anlatıcının evinde esrarengiz bir yangın çıkar, adam eşi ile birlikte kaçmak zorunda kalır.W nocy jego dom ogrania tajemniczy pożar, który zmusza narratora, jego żonę i służbę do ucieczki.
Yaklaşık iki yüzyıl sonra işçiler Barnabas'ın tabutunu açarlar ve Barnabas serbest kalır.Dwa wieki później Barnabas zostaje przypadkowo uwolniony ze swojego grobowca.
Ölmeyen oyuncunun eşyaları kalır.Wielka tajemnica zmarłej aktorki.
Bu önemli ürün tasarımı ve teknolojisi hiç değişmeden neredeyse 30 yıl boyunca üretimde kalır.Jego technologia wytwarzania pozostała niezmienna od praktycznie 300 lat.
Sadece haptofor grubu sabit kalır.Pozostała jedynie jednostka saperska.
Almanya'nın başkenti, Teltow ve Barnim yaylaları arasında kalır.Berlin znajduje się między płaskowyżami Barnim i Teltow.
Adamdan hamile kalır.Bycie ciąży nad człowiekiem.
Köpeklerin yumurtaları yaklaşık 48 saat boyunca döllenebilir durumda kalır.Jaja były składane w nawet 48-godzinnych odstępach.
Rachel da aşkını kabul eder ve işi teklifini reddedip onla kalır.Ruby nie chciała być tak jak ona i odrzuciła ofertę, a ponadto rzuciła pracę.
Onu doğrultmaya çalışırsan kırarsın, hali üzerinde bırakırsan öyle kalır.”Jeśli się ruszysz, to przełamie cię w pasie na dwie części."
Vettel yarış dışı kalırken Webber yarışı 3. tamamlayabildi.Vettel musiał zakończyć jazdę, a Webber ukończył wyścig na trzeciej pozycji.
Yatağına yatar ama bir süre uyanık kalır.Zostaje jednak odurzona i po pewnym czasie budzi się w chacie na odludziu.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.To nałożona przez niego samego pokuta.
Biraz onunla kalır.Pobiera się z nim.
On bir ay gebe kalır ve bir yavru doğururlar.11 tygodni by wysiedzieć jaja i wychować młode.
1973’teki “Pat Garrett and Billy The Kid” albümüne kadar bir süre sessiz kalır.Znalazła się na ścieżce dźwiękowej do filmu Pat Garrett i Billy Kid z 1973.
İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar.Obie kończą się niedostępnymi szczelinami.
Yarasalar gün boyu bir yere asılı kalırlar ve bu sırada hiç dışkılamazlar.Z kolei pracownicy szpitala przebywają w nim cały czas, nie opuszczając go.
Diğer zamanlarda kayalar güneşte pişirme veya soğuk rüzgarlara maruz kalır.Poza tym skały wystawione są na działanie słońca i zimnych wiatrów.
Küre suda eridiği zaman da yavrular serbest kalır.W trakcie lotu pszczoły zostają uwolnione.
Verilen emri yerine getirene kadar veya belirli bir zaman boyunca kalır ve sonra yok olur.Pojawiają się w określonych warunkach, trwają przez jakiś czas, następnie znikają.
İki saatte en yüksek kan düzeylerine ulaşır ve 8 saat etkili yoğunlukta kalır.Maksymalne stężenie we krwi występuje po 2 godzinach.
Metin burada yarım kalır.Pokrój Jest półkrzewem.
Bu laneti yapan büyücü, ömür boyu Azkaban'da tutsak kalır.Użycie go przeciw istocie ludzkiej karane było dożywotnim pobytem w Azkabanie.
Zeka seviyeleri normalden düşük olarak kalır.Jego inteligencja plasuje się poniżej przeciętnej.
Ama sonradan onu kabul etmek zorunda kalır.Wtedy przyznałem, że go znam.
Yaprakları her daim yeşil kalır yaprakları zambak yaprağına benzer.Wiecznie zielone drzewa podobne do figowców.
Bütün aile sokakta kalır.Ulica łączy ulicę.
Küçük yaşta anne ve babasını kaybedince teyzesi Kadriye'nin yanında kalır.Billy, po śmierci ciotki, swojej jedynej krewnej, zostaje sama.
Sadece iki çocuk sağ kalır.Ocalała tylko dwójka ludzi.
Sakin bir hayat umarlarken burada da karşılarına çıkan kanunsuzlarla çarpışmak zorunda kalırlar.Oczywiście, gdy nadejdzie już czas zapłaty, razem z winnymi będą musieli cierpieć niewinni.
Lokavt süresince işçilerin iş sözleşmeleri askıda kalır.W okresie urlopu nie można pracownikowi wypowiedzieć umowy o pracę.
Bu süre zarfında genel görelilik merak uyandıran bir kuram olarak kalır.Zdajemy sobie sprawę, że w tak religijnym środowisku to mogłaby być iskrą zapalną.
Bu yürüyüşe katılamayan güçsüz ya da hasta 7.500 tutuklu kamplarda ya da çevresinde kalır.Jest to niemożliwe dopóki nie wymordujemy lub przesiedlimy stamtąd 25 000 000 osób.".
Fakat Bing Bong orada kalır.Jednak Patryk Dong Bodi pozostał.
40 gün boyunca gözaltında kalır.Pozostaje pod ich opieką przez 14 tygodni.
Banka kredi havalesi yapmak zorunda kalır.Umowa powinna określać całkowity koszt pożyczki.
4. sezonda Juliet Jin'e Sun'ın onu aldattığını söylemek zorunda kalır.To również nie skutkuje więc Juliet wyjawia Jinowi że Sun go zdradziła.
Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur (gode) kalır.När han spänner det om sig växer hans asakraft (ásmegin) till det dubbla.
İspanyollar teslim olmak zorunda kalır.Spanjorerna ger upp.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Hon vill ta sitt straff.
Maggie bir ev tutmak zorunda kalır.Ida har ett hem.
Kondor genel olarak hayatta kalır ve salıverilir.Oftast överlevde kondoren och släpptes då fri.
Feanor'un oğullarından geriye Maedhros ve Maglor kalır.Av Fëanors söner finns nu bara Maedhros och Maglor kvar.
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.Problemet med kvantgravitationen och frågan om rumtidssingulariteters realitet förblir öppna.
İlk ikisini o zaman atar ancak 2 tane kalır.Återstår nu bara tvåan, som skall stå först.
En eski binalar 18. yüzyıldan kalırken, 1640 ve 1682 yıllarında yaşanan iki yangın kasabayı yıktı.De äldsta byggnaderna är från 1700-talet då bränderna år 1640 och 1682 förstörde staden.
Zoey, helikopter pilotu vurmak zorunda kalır ve helikopter şehir dışındaki sanayi bölgesine düşer.Zoey tvingas döda piloten, vilket gör att de kraschlandar i ett industriområde utanför staden.
Bu sayı, son Windows 7 sürümünde kalır.Detta tillägg ingår endast i Windows 7 Ultimate.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod