Daha sonra çiçek kapanır, gece kapalı kalır, ertesi gün aynı çiçek tekrar açılır.De volgende dag verwelken ze, maar 's avonds gaan weer nieuwe bloemen open, zo wekenlang.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.Als ze in het water staan drijven ze soms.
Baba ve oğlu yurtdışında kalırlar.De koning en zijn gezin wisten naar het buitenland te ontkomen.
Muharebe sırasında şehirdeki iki büyük hastane kapatılmak zorunda kalır.Tijdens de oorlog lagen er twee militaire vliegvelden in de buurt.
Aşağıki rampa diye anılırken daha sonra köyün adı Aşağı Kirampa olarak kalır.De gebroeders Staehely laten hierna de naam Spirit vallen.
Ve öldüklerinde bütün malları devlete kalırdı.Na hun dood gingen al hun bezittingen naar het hofje.
Yavrular birkaç hafta emzirilir ve uzun süre annelerinin yanında kalırlar.De jongen worden vijf weken gezoogd, maar blijven enkele maanden bij hun moeder.
Andrei hala babasına saygı duyuyor gözükürken, Ivan ise inatla savunmada kalır.Als de vader van Ivan ook valt voor Zareda, besluit Ivan zelf naar het front te vertrekken.
Gökadaların pek çoğu hayatlarında en az bir kez çarpışmaya maruz kalır.Veel kinderen zijn een groot deel van de nacht onrustig.
(Aslında bu 1>p>0 ve a ≥ 0 için doğru kalır.)(Lopende slechts van Letter A tot E, en is niet verder vervolgd.)
Son 32 Gruplarında ilk dört sırayı 24 takım Son 32'ye kalır.De beste vier per groep gaan door naar de laatste 32.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Uiteindelijk komt ze achter de waarheid door Force-visioenen.
Suç Esmeralda'nın üzerine kalır.De hoofdplaats is Esmeralda.
Lüks otellerde onun adıyla kalır.Die nacht in een hotel hoort hij zachtjes zijn naam.
Kardeşi Finrod, Nargothrond'a gitmesine rağmen kendisi kalır.Bëor nam dienst bij Finrod in diens stad Nargothrond, waar hij 44 jaar bleef.
Fakat genelde çok düz olan bu adalar sıklıkla sular altında kalır.Nadeel was wel dat deze weilanden vaak onder water stonden.
Bu aynı alanda fibroblastlar hayatta kalır ve çoğalırlar.In deze afweercellen weten tbc-bacteriën te overleven en zich te vermeerderen.
Evde kalırım.Ik blijf thuis.
Sorun çözümsüz kalır.Het probleem blijft onopgelost.
Beş ilâ altı gün arası kalır.Hij blijft vijf à zes dagen.
Bana kalırsa, Fransızca İngilizceden daha zordur.Volgens mij is Frans moeilijker dan Engels.
Atlarsam, sağ kalır mıyım?Als ik spring, overleef ik het dan?
Ben burada kalırım.Ik blijf hier wel.
Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur (gode) kalır.Kiedy jednak się na niej znajdzie ogon trzyma wyprostowany, wzdłuż pleców.
Yok edilene kadar oyunda kalırlar.Pozostają w grze do momentu zniszczenia.
Eğer protaktinyum reaktörde kalırsa az miktarda U-232 de üretilir.Jeżeli pozostawimy protaktyn w reaktorze, to dojdzie również do powstania niewielkich ilości U-232.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.Aby przetrwać, muszą doczekać świtu.
Justin'e tutkun kalır.Znęca się nad Justinem.
Bu yüzden çekilmek zorunda kalır.Z tego powodu był zmuszony wycofać się.
Çünkü sende yapılan mucizeler Sodomda yapılmış olsaydı, bugüne dek ayakta kalırdı.Bo gdyby w Sodomie działy się cuda, które się w tobie dokonały, zostałaby aż do dnia dzisiejszego.
Dilber yalnız ve çaresiz kalır.Wiktor czuje się samotny i przygnębiony.
Tommy ise hayatta kalır.Tylko Mike przeżył.
Suç Esmeralda'nın üzerine kalır.O zbrodnię została oskarżona Esmeralda.
Elbruz Kulübesi, Ocak 1943'ün başına kadar Alman işgali altında kalır.Elbrus pozostał aż do początku stycznia 1943 pod okupacją niemiecką.
Kozalaklar uzun yıllar kapalı kalır.Szyszki pozostają zamknięte przez wiele lat.
Ahtapotlar kapalı dolaşım sistemine sahiptirler yani kan damarlar içinde kalır.Ośmiornice mają zamknięty układ krążenia – krew pozostaje w obrębie naczyń krwionośnych.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Pewnego dnia jednak musi zmierzyć się z prawdą.
Oidipus yine de kuşku içinde kalır.Settipani nadal może budzić wątpliwości.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?Vân Phong spytał: "Kiedy przychodzą narodziny i śmierć, to jak możemy tego uniknąć?"
Maggie bir ev tutmak zorunda kalır.Izabela zajmuje się domem.
Bombanın patlamasından sonra toprakta ne kimyasal, ne de nükleer atık kalır.Stwierdzają, że w strefie uderzenia nie ma skażenia chemicznego ani radioaktywnego.
Topraklarının çoğu bu ovanın içinde kalır.Większość jej gwiazd pozostaje w jej wnętrzu.
Vichy hükümeti varlığını sürdürür ancak Almanya'nın fiili bir kukla devleti olarak kalır.Panie Karski, proszę mnie ewentualnie wyprowadzić z błędu, ale czy Polska jest krajem rolniczym?
Yarışı bitiremeyen kahvaltıyı hazırlamak zorunda kalır.Zawodniczka nie ukończyła rywalizacji.
Niobyum çözeltide kalır.Cała reszta to Odpady.
Kar yaklaşık 265 gün kalır.Zasolenie wynosi 265‰.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.Psy leśne są prawdopodobnie monogamiczne, czyli jedna para łączy się na całe życie.
Kalan diğer taşlar Banka'da kalır.Pozostałe środki miały być deponowane w bankach.
İki yeni çift yalnız kalırlar.Pozostałe dwie pary pozostają wolne.
Potasyum klorür uzaklaştırıldığında geride geride küçük magnezyum kürecikleri kalır.Kiedy chlorek potasu wyparował, w rurce pozostały małe kuleczki magnezu.
Geriye kalır 4 çocuk.Czterech chłopców pozostaje.
Öldüğü takdirde iki bin kişi işsiz kalır.W sumie w czasie marszu śmierci zabito 2 tysiące osób.
Ancak kimsenin işleri yolunda gitmez ve ummadıkları şeylerle yüzleşmek zorunda kalırlar.Jak ludzie radzą sobie z sytuacjami, na które nie ma rady?
Beşli iğne yapraklar ağaç üzerinde 10-17 yıl kadar kalır.Igły pozostają na drzewie 10–17 lat.
Dörtvektörün boyu yine aynı kalır.Liczba kręgów pozostaje taka sama.
Jack, Sawyer ve Kate iskelede ağızları ile elleri bağlı bir şekilde Diğerleri'nin yanında kalırlar.Podczas gdy Kate i Sawyer mają obok siebie klatki coś między nimi iskrzy.
Geriye sadece 3 ev kalır.Zostały w niej tylko 3 domy.
Bazen platform sabit kalır taşların ağırlığı artar.Niekiedy, by zwiększyć cierpienie, ciało obciążano kamieniami.
Anne ve yavru yaklaşık bir yıl kadar birlikte kalır.Młode pozostaje z matką do około 1 roku.
Görev sırasında Romanenko o dönemde uzayda en uzun kalma rekoru olan 326 gün uzayda kalır.Jurij Romanenko pozostał na pokładzie stacji ponad 326 dni.