Ana içeriğe geç
Sözlük

kalır ile cümle

kalır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu durumda vuruşu yapan oyuncu, oyun dışında kalır.Por isso, é necessário o jogador ficar longe dele.
İspanyollar teslim olmak zorunda kalır.O governador espanhol rendeu-se.
Kazanan takımlar Çeyrek final aşamasına kalır.O atual campeão já entra na fase de quartas-de-final.
Kabul edilir ve orada kalır.Ela foi e ficou.
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.O problema da gravitação quântica e a questão da realidade da singularidade gravitacional permanecem abertos.
Edge 45 dakika gibi bir süre ringde kalır.Segundo ele, o Yeti teria ficado imóvel por 45 minutos.
Kendi kız arkadaşı tarafından terkedilince de onların odasında kalır.Depois de brigar com o namorado dela, ela fica na casa.
Kral talebi kabul etmek zorunda kalır.O rei atende favoravelmente às petições.
Tek, kimsesiz kadın sorunlarla başbaşa kalır.Mas é outro sem jeito com as mulheres.
Metin burada yarım kalır.Na metade fica o umbigo.
Bu sırada Tosca gelir ve konuşmaları yarıda kalır (Tosca: Mario!Não tardou para a criação de uma palavra para designá-los, no caso Tosco (tuscu).
Yatağına yatar ama bir süre uyanık kalır.Ele deverá ficar de cama e não mais se levantará.
Şafak sökerken aktif hâle gelir ve gün boyunca dönem dönem aktif kalır.É mais ativo ao amanhecer e ao entardecer, e passa o resto do dia na densa vegetação.
Bazen de bu işler bahara kalır.Às vezes, ocorrem trovoadas durante a primavera.
Bu durum karşısında İngiliz ler bu kurulları tanımak durumunda kalırlar.Por esse motivo, não admira que os ingleses se tenham querido apoderar dessas possessões.
Köy halkı yazın yayla'lara çıkarak 3 ay boyunca orda kalırlar.A estação seca da cidade abrange os três meses restantes.
Yalnız kalırsa sıkılıp evdeki eşyaları kemirebilirler.Com grande estresse, só relaxa após testar suas receitas em casa.
Bu olaydan sonra da Kırşehir'e gidip yerleşir ve hayatının sonuna kadar (15 yıl )burada kalır.Decide comprar a propriedade e instalar-se aqui até ao fim da sua vida.
Vilgax ve Diagon serbest kalır.Vilgax absorve Diagon e o mata.
Bu şekilde, hem ölenin külü kolay toplanır ve hem de kullandıkları örtü yanmamış olarak kalırmış.Ele, com toda simplicidade, trouxe-as em seu hábito, sem que este se queimasse.
Boyundan dolayı okulda zorbalığa maruz kalır.È vítima de gozações na escola pelo seu peso.
Çiftler sosyal olarak tekeşlidir ve eşlerden biri ölünceye kadar birlikte kalırlar.O casal se despede, preparando-se para morrer juntos.
Bu modda ISA saldırı konumundadır, Helghast ise savunmada kalır.Por este milagre Santa Clara é representada segurando o Ostensório na mão.
Qui-gon ve Obi-wan Darth Maul'la duello etmek üzere geride kalırlar.Enquanto isso, Obi-Wan e Qui-Gon foram separados durante a batalha com Darth Maul.
Pazar günleri evde kalırım.Eu fico em casa nos domingos.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.En de vijanden van God gaan naar de hel."
Çiftler çoğunlukla yıllarca beraber kalır.De paartjes blijven vaak meerdere jaren lang samen.
Kim geri kalırsa, ona da günah yoktur.Zij die niet terugkwamen, konden nooit nog aanspraak maken op een terugkeer.
En eski binalar 18. yüzyıldan kalırken, 1640 ve 1682 yıllarında yaşanan iki yangın kasabayı yıktı.De oudste gebouwen dateren uit de 18e eeuw; twee stadsbranden in 1640 en 1682 verwoestten de stad.
Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar.Gelukkig zijn zij die niet zien en toch geloven."
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?Hij zei: 'wie ben jij om dit te beweren?' en voegde daaraan toe: 'We worden afgeslacht als we dit uitzenden.'
Jenny, Forrest’ın yanına geri döner ve bir müddet onunla kalır.Jenny komt op een dag terug en ze verblijft enige tijd bij Forrest.
Sadece iki çocuk sağ kalır.Twee van de kinderen blijven echter in leven.
Sonuç olarak piyasada sadece kötü otomobiller kalır.Na een tijdje blijven dus enkel nog slechte auto's over.
Hamming Kodlarını çıkartınca geriye orijinal veri sözcüğümüz 0110101 kalır.Verwijderen van de Hamming-pariteitsbits levert het oorspronkelijke datawoord 0110101 op.
Anlaşma gereğince Cleveland Browns isim, renk ve forma hakları Cleveland'da kalır.De rechter besloot dat de naam, kleuren en resultaten van de Browns in Cleveland moesten blijven.
Appa da Aang ile birlikte 100 yıl boyunca bir buz kütlesinin içinde kalır.Een ijsberg waar Aang en Appa 100 jaar lang in zullen blijven.
Grup, yolculukları sırasında bir dizi sorunla karşı karşıya kalır.De groep trotseert meerdere gevaren tijdens hun tocht.
Katilden başka herkes olduğu yerde kalır.De moordenaar kan niemand anders zijn dan ...
Daha fazlasını beklemem çünkü beklediğimle kalırım.Ik heb meer te doen, ik blijf niet wachten/zo staan.
İlkbahara kadar ağaç üzerinde kalır.De vruchten blijven tot in het voorjaar aan de boom.
Paramız bize kalır.Er wordt wel op gehengeld.
Çok korkan George bunu kabul etmek zorunda kalır.Met tegenzin gaat George hiermee akkoord.
Bu hikâyeden herhangi bir şeyi eksiltirseniz kesecek ne kalır'' dedi.Als nu deze strijd ontbrandt, waar zult gij dan staan?"
Anne ve yavru yaklaşık bir yıl kadar birlikte kalır.Moeder en kind blijven daarna nog één maand bij elkaar.
Yavrular 2-3 yıl kadar annelerinin yanında kalır.De welpen blijven één tot twee jaar bij de moeder.
Gerçekten cezalandırılmazlar ama Tanrıdan ayrı olarak ve bağışlanma ümidinden mahrum elem içinde kalırlar.Zij zullen onder hen geene slaven dulden en de overtreders dezer conditie zullen gestraft worden.
Geriye sadece Nica kalır.Slechts één nimf bleef achter.
Hamile kalır, ve çocuğu evlatlık vermeye karar verir.Ze wordt echter zwanger van hem en is van plan het kind te houden.
David, Suzel ile konuşmak için arkada kalır.Tom gaat een tijdje op kantoor helpen om Sumaya te helpen.
Aşağıdaki 13 kule hayatta kalır.Van daaruit lopen dertien treden naar beneden.
Çaresiz Votan onların bu isteğine razı olmak zorunda kalır.De parochiepriester dient welwillend te staan tegenover dit verlangen.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Verder legde hij zichzelf ook een straf op.
Amulius uzun yıllar kral kalır.Gratianus wordt korte tijd koning.
Bütün aile sokakta kalır.Dat is alles wat je nodig hebt op straat.
Asla dakik değildir ve her zaman bir yerlere geç kalır.Nooit te vroeg en nooit te laat.
1000 yıl boyunca donuk kalır ve 2999 yılının son gününde uyanır.Pas 1000 jaar later, in het jaar 2999, wordt hij weer ontdooid.
Her tarafı tüyle kaplı olan Hermione, haftalarca hastanede kalır.Katja is zodanig vervloekt dat ze wekenlang in het ziekenhuis ligt.
Angel, Cordelia'ı öldürmek için gider ama çok geç kalır.Korra probeert te ontsnappen maar het is te laat.
Oyuncular genelde kendi pozisyonunda kalır.De spelers hebben meestal een vaste positie in het veld.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod