Eski şehir, Atina'nın 78 km güneybatısında kalır.تبعد المدينة عن أثينا مسافة 78 كيلومتر من جهة الغرب.
Tommy ise hayatta kalır.أدوبي سيستمز.
Hamile kalır, ve çocuğu evlatlık vermeye karar verir.الحمل، أو إذا كنتي تخططي لصتبحي حاملاً.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?فقال: هل أخذنا أموال الناس بغير حق فعلينا قضاؤها؟ فقال عمرو: ولا قيراط.
Ama sonucsuz kalır.وهو غير مكتمل.
Yaşlı amca orada kalır ve bir daha haber de alınamaz.ويتم إرساله مرة أخرى ومازال لا يمكنه معرفة أي شيء.
Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır.في الصيف، من المعتاد أن تجد مئة شخص يصعدون إلى القمة من خلال الطريق العادي كل يوم.
Bana kalırsa hepiniz hatalısınız.أظن أنكم كلكم مخطئون.
Bill'e hâlâ kör olduğunu söylemek zorunda kalır.Ele então é forçado a admitir a Bill que está cego.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Satã é o deus dos demônios em Gehenna e um ser de poder ilimitado.
Canio ve Beppe bu teklifi kabul edip giderler ama Tonio geride kalır.Canio e Beppe aceitam, mas Tonio recusa.
Sonraki sabah, Nina yalnız uyanır ve provaya geç kalır.Na manhã seguinte, Nina acorda sozinha e percebe que está atrasada para o ensaio.
Mısır prefect'i genellikle makamda üç ya da dört yıl kalırdı.Um prefeito do Egito geralmente manteve o ofício por três ou quatro anos.
Karl trenden ayrılır, ama diğerleri rejenerasyon sonrası hafıza kaybı yaşayan Doktor ile kalır.Karl sai, mas os outros seguem a Doutora, que sofre de amnésia pós-regenerativa.
Bob, Maggie'ye katılır ve Sasha bunun üzerine onlara katılmak zorunda kalır.Bob, no entanto, concorda com Maggie, e Sasha é obrigada a concordar com eles.
Fakat ikisi de sonsuza kadar ayrı kalırlar.Os dois podem agora ficar juntos para sempre.
Ve gerçekten de Schopenhauer, Mainländer'in felsefi eserini en çok etkilemiş düşünür olarak kalır.De fato, Schopenhauer iria permanecer como a maior influência nas obras filosóficas de Mainländer.
Aksi takdirde, CPU, her veri parçasını kaynaktan hedefe kopyalamak zorunda kalırdı.De outra maneira, a CPU teria que copiar todos os dados da fonte até o destino.
Elazığspor ise son haftalarda aldığı kritik sonuçlar sayesinde zorlukla ligde kalır.Este sistema tem sido criticado nas últimas décadas devido à lentidão com que as decisões finais são emitidas.
"Seçimler ikinci tura kalırsa hangi tarihte yapılacak?".«Quando, afinal, há segundo turno em uma eleição?».
Bu laneti yapan büyücü, ömür boyu Azkaban'da tutsak kalır.O uso das tais maldições implica prisão perpétua em Azkaban.
İkili LeChuck'ın iskelet ordusuna tutsak düşmeden önce sadece bir an başbaşa kalır.Os dois compartilham um momento antes de exército de esqueletos de LeChuck raptá-los.
Peynirler mahzenlerde iki veya üç ay kalır.Os queijos demoram de dois a três meses na maturação.
İmbat hâmile kalır ve bundan Brian suçlu tutulur.Brisa Marítima acaba engravidando, e Brian se sente culpado imediatamente.
Bill, askerlerle kalırken; Doktor ve Nardole, TARDIS'le buldukları laboratuvara gider.Bill fica para trás enquanto o Doutor e Nardole viajam na TARDIS para o laboratório .
Bazı yarışmalarda, bir retiarius aynı anda iki secutores ile karşı karşıya kalır.Em alguns combates, um reciário podia ter de lutar com dois secutores em simultâneo.
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.Mas as autoridades estão a ser cautelosas.
Kaptan bağırınca kapıyı kırmak zorunda kalırlar.O capitão então tentou arrombar a porta.
(2) Yahudiler içinde yaşadıkları toplumlara temelde yabancı kalırlar.(2) Os judeus permanecem essencialmente estranhos nas sociedades vizinhas.
Augustus Hill, yakalanırken sakat kalır ve cezaevinde tekerlekli sandalye ile dolaşır.Debilitado, Assis está preso a uma cadeira de rodas.
Yarışı bitiremeyen kahvaltıyı hazırlamak zorunda kalır.Foi um dos participantes que não conseguiram terminar a corrida.
Sen nereye gidersen ben de oraya gideceğim, sen nerede kalırsan ben de orada kalacağım.Não importa onde você esteja; você sempre estará lá.
İglo, kışın sonuna kadar yıkılmadan kalır.Floresce preferencialmente no final do inverno.
Homer'ın kötü tasarladığı araba sonucu, şirketi iflas eder ve Herb, evsiz kalır.No entanto o fracasso total do carro de Homer levou a empresa à falência e Herb tornou-se um mendigo.
Bu süre içerisinde tamamen hareketsiz kalır.Desde então se sente completamente deslocada.
Bu nedenle Niko kendi seçimini yapmak zorunda kalır.Luce deve, então, fazer sua escolha.
Orada bir tek Gandalf kalır.Winehouse é a única a permanecer.
Stark ağır yaralanır ama sağ kalır.Foi gravemente ferido, mas sobreviveu.
Glenn, Maggie ve Sophia, Dale ve Andrea ile birlikte Hershel'in çiftliğinde kalır.Ele, Maggie e Sophia esconderam-se na fazenda de Hershel, junto à Dale e Andrea.
Ama sonradan onu kabul etmek zorunda kalır.Mais tarde eles a adotam.
Tam sanı çözümsüz kalır.O problema parece sem solução.
Ölmeleri üzerine hepsi Hasbî'ye kalır ama o da yiyemeden ölür.E, quanto a isso, Ele deu provas a todos, ao ressuscitá-l'O dentre os mortos!
Mecburcu pas geçerse sağındaki oyuncu ihaleye 650 ile başlamak zorunda kalır.Olhando no televisor, o jogador deve esperar o 106 aparecer.
Çiftler çoğunlukla yıllarca beraber kalır.Eles geralmente mantêm-se durante anos.
Katie evde Randy ile birlikte kalır ve kızların banyosunda Kanlı Mary oyununu oynarlar.Katie fica com Randy, e ela pede a ele para jogar Bloody Mary com ela.
Krallık Albany, Kent ve Edgar'a kalır.Albany oferece o trono para ser exercido simultaneamente por Kent e Edgar.
Geriye kalır 4 çocuk.Só sobram quatro pessoas.
Triple H, ringlerden uzak kalırken Rated-RKO, DX'in kalan üyesi Shawn Michaels ile düşmanlığına devam etti.Com Triple H afastado, Rated-RKO continuou a rivalidade com Shawn Michaels.
79. bölümde ikizlere hamile kalır.Ex. xx. 12 Temer os pais.
Kısa süre içinde kadın hamile kalır ve bir kız çocuğu dünyaya getirir.A jovem acaba ficando grávida e dá à luz uma menina.
Buraya ailesi ile birlikte gider ve bir zaman burada kalır.Volta para junto da sua famíla, desta vez para sempre.
Autobot'lar insan dostlarıyla son kez vedalaşır fakat Ratchet Dünya'da kalır.Ao final da temporada, Maddy diz adeus a seus amigos e confessa seu amor por Rhydian.
Gruptan kalanlar tekrar bir araya gelir ve benzinin bitmek üzere olmasından dolayı kamp yakmak zorunda kalır.Eles voltam ao armázem e a viatura acaba explodindo devido a um vazamento de gasolina.
Geriye sadece 3 ev kalır.Uma semana depois, apenas três times restavam.
Daha fazlasını beklemem çünkü beklediğimle kalırım.Vi que não tinha mais porque permanecer depois daquilo.
Daima gece avlanır ve uyanık kalırlar.Caçam de noite e descansam de dia.
Toprakları işgal altına kalan Algu, Kaydu’ya yenilerek geri çekilmek zorunda kalır.O mundo segue em direção à contagem regressiva para o arrebatamento.
Feraye ile sekiz sene evli kalırlar.Estão casados há oito anos.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Muitas vezes pode resultar em obstrução.
Bazen bir koloni kraliçesiz kalır ve yeni kraliçe yetiştirmekte zorlanır.Apenas dez operárias e uma única rainha são suficientes para se estabelecer uma nova colônia.