Sadece Doktor'un yanında olan Sessizlik ve düşmanı Dalekler kalır.В результате сражения с Доктором и его союзниками в живых остаётся лишь Далек Каан.
Sokaktaki insanlar tarafından da kah laf işitir, kah kuş beyinli ithamlarına maruz kalır.Известны даже случаи имитации человеческой речи, особенно если птица обитает в границах населённого пункта.
Böylece kadının göğsü açıkta kalır.Одержим женской грудью.
Bir gün barda tanıştığı bir adamla birlikte olur ve ondan hamile kalır.Однажды она знакомится в баре с состоятельным мужчиной и проводит с ним ночь.
Sonra Milo dahil herkes susuz kalır.Не пережив этого, Маллой начинает пить.
Burada yaklaşık on yıl kalırlar.Проходит около десяти лет.
Erkek ve dişi uzun süre birlikte kalır ve yuvalarında çiftleşirler.Они и их потомки долгие годы оставались в этом месте и размножились.
Hayata veda etmeden önceki son yarım yılda, beyni keskin ve canlı kalırken, vücudu iflas etti.В течение 13 дней после смерти, пока верующие прощались с ней, её тело оставалось нетленным.
Tokyo'ya geldiğinde etrafa çok yabancı kalır.По пути в Лондон он сталкивается с множеством приключений.
Jenny, Forrest’ın yanına geri döner ve bir müddet onunla kalır.Однажды Дженни приезжает и останавливается у Форреста.
Kar yaklaşık 265 gün kalır.Снежный покров держится около 240 дней.
Max 1942 yılında Max, Hubermann'ların evinden ayrılmak zorunda kalır.В этом же 1938 году Магеррам отправляет сватов в дом Гинзбург.
Bunun sonucunda Karen hamile kalır, ve Keith'e evlenme teklif eder.Пит врёт, что они тайно женаты и Китнисс ждёт ребенка.
Sonrasında Türk ailenin oturma izni bitince ülkelerine dönmek zorunda kalırlar.Турецкие граждане при въезде в Россию отправляются обратно на родину.
Banka kredi havalesi yapmak zorunda kalır.Банк забирает территорию в качестве оплаты за кредит.
Bazen çalarak, bazen dilenerek hayatta kalır.Иногда грабили, иногда просили милостыню.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Зачастую из-за волнения заикается.
Osmanlı sol kanadının tamamı geri çekilmek zorunda kalır.Весь левый фланг обороны Джексона теперь рушился.
Erkek hayvan dişinin yanında kalır ve yavruların bakımında yardım eder.Животные, оказавшись поблизости от Творца, с любовью тянутся к нему.
Sİmler zamanında çıkış yapmazsa, bir gün daha kalmak zorunda kalırlar.Если Роженица не принесла их вовремя, то делает это позже.
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.Но притеснения со стороны властей очевидны.
Genellikle yalnız dolaşır ve yoğun ormanlarda kalır.يعيش بالوحدة ويبقى في الغابات الكثيفة عادةً.
Jenny, Forrest’ın yanına geri döner ve bir müddet onunla kalır.تعود جيني لزيارة فورست وتبقى معه.
Los Angeles, bir suç dalgasına maruz kalır.و يخضع حاليًا لوس كابوس لعملية الموافقة.
Homer'ın kötü tasarladığı araba sonucu, şirketi iflas eder ve Herb, evsiz kalır.أفلست شركته نتيجة التصميم السئ لعربه هومر وأصبح هربرت مُشرد في الشارع بدون منزل .
Bu canlılar güney ve batı Avustralya sularının yerlisidir ve genellikle sığ, ılık sularda kalırlar.الموطن الأصلي لهذه المخلوقات هو جنوب وغرب أستراليا، وغالبا ما تبقى في المياه الضحلة معتدلة الحرارة.
Victor, anlatsa da kimsenin kendisine inanmayacağını bildiği için kadının asılması konusunda çaresiz kalır.كان فيكتور عاجزًا عن منعها من الشنق لأنه عَلِمَ أن لا أحد سيصدق قصته.
Bu yüzden çekilmek zorunda kalır.لكنه اضطر إلى التراجع.
Yaz tatili için teyzesi ve eniştesi ile birlikte kalırken ruh emicilerin saldırısına uğrar.وعندما كان يقيم مع خالته وزوج خالته من أجل عطلته الصيفية، تعرض لهجوم الديمنتورات (المصاصين).
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.الشحنة الكهربائية الكلية لنظام معزول تظل ثابتة بغض النظر عن التغيرات داخل النظام نفسه.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.إن لم تؤمن بالله وكان الله موجوداً، فسيكون جزاؤك الخلود في جهنم، وهذه خسارة لامحدودة.
Paramız bize kalır.وتنامى المال.
Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur (gode) kalır.فإذا كانت الساعة تؤخر وجب تقصير طول الرقاص ، وإذا كانت الساعة تقدم وجب زيادة طول الرقاص .
Bunun gösterdiği, içeride kalanların bazılarının sağ kalırken, birçok insanın kaçmaya çalışırken öldüğüdür.وقد تكون هذه دلالة على أن الكثير من الناس كانوا قد قتلوا وهم يحاولون الهرب بينما نجا بعض الباقين.
Adam kaçamaz ve korkudan donuk kalır.امشي، قد يكون هو على خوف بدون شك.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.الماء إذا استقر في البركة لمدة طويلة يفسد.
1975 ve 1976 yıllarında Küba dışında çok az yabancı kuvvet Angola’da kalır.في عامي 1975 و1976، انسحبت معظم القوات الأجنبية باستثناء الكوبية.
Düşük sıcaklıklı ortamlarda ise proteinin yapısı istikrarlı kalır ve işleyişi normal halde devam eder.بينما في البيئة ذات درجة الحرارة المنخفضة, يبقى تركيب البروتين ثابت و يتم إنتاج صبغات الشعر الداكن بشكل طبيعي.
Ancak Japonlar kalırlar.ذا أمريكان ستاتيستيشين.
Böylece tüm uçucu bileşenler gider ve geriye proteinler kalır.مما يؤدي إلى تطاير المواد الطيارة، تاركة البروتين خلفها.
Bu dönemden sonra, bir süre boyunca Gürkan yazarlıktan uzak kalır.خلال المدة المحددة لا تتوقف عن الكتابة لأي سبب.
Batı ve güney kıyıları her zaman aynı kalır.كما تعد الشواطئ الشمالية والجنوبية مختلفة إلى حد كبير كذلك.
İspanyollar teslim olmak zorunda kalır.الأمة الأضعف يجب أن تستسلم.
Yavrular 2-3 yıl kadar annelerinin yanında kalır.العجول تفضل البقاء مع أمهاتهم لمدة تصل إلى عامين.
Bu durum karşısında İngiliz ler bu kurulları tanımak durumunda kalırlar.وتتابع الحكام البريطانيون على تلك المستعمرة.
Yavrular yumurtadan çıktıktan 42-46 gün sonra palazlanır ve iki aylığa kadar ebeveynine bağımlı kalır.تبدأ الفراخ بالتريّش بعد حوالي 42 أو 46 يوما من فقسها، وتبقى تعتمد على أهلها لحوالي الشهرين.
Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar.والثاني: يراه جميع أهل الموقف مؤمنهم وكافرهم؛ ثم يحتجب عن الكفار فلا يرونه بعد ذلك.
Yatağına yatar ama bir süre uyanık kalır.النوم المجموعة وضعت على السرير في حين أن مجموعة أخرى بقيت مستيقظا.
Napolyon Paris’in teslim olmasından çılgına dönse de 6 Nisan günü tahtı bırakmak zorunda kalır.استسلام باريس، بعد رفض نابليون مبارزة جنرالاته يقرر التنازل عن العرش في فونتينبلو، 6 أبريل.
Fakat sadece bir ağ yüzeyinde kalır.ولكن هذا يبقى من ضمن حدود سحابة أورط .
İlk ikisini o zaman atar ancak 2 tane kalır.إذا ليسا بعد اثنين بل جسد واحد.
Outsiders #32 (1986) 'ye kadar grubun lideri olarak kalır ve derginin bu tarihten sonra adı değiştirilir.وكان يعمل كقائد للفريق حتى باتمان والغرباء العدد 32 (1986) وتغير اسم القصص المصورة لاحقًا.
Bir Kage emekli olup unvanını başkasına devredebilir; unvan bir kere verilince sürekli o kişide kalır.يجب أولاً أن تدافع عن نفسك بسيفك وعامة سينتشر الشيء بنفسه بعد ذلك إذا كان يستطيع.
Böylece devlet kontrolündeki dil ve beraberinde insan düşüncesi de devletin gerçeklik tanımına bağlı kalır.و بهذا يمكن القول بأن وظيفة العلاقات العامة وجدت مع وجود الإنسان نفسه.
Ahenk Gözü açılır ve Doktor bu sırada serbest kalır.ثم يغلق المريض عينيه ويلاحظ الطبيب ما يحدث لمدة دقيقة كاملة.
Fakat ikisi de sonsuza kadar ayrı kalırlar.تبقى الأزواج معا للأبد.
Baba ve oğlu yurtdışında kalırlar.لبعض الوقت شعر الوالد والابن بالاغتراب.
Niobyum çözeltide kalır.ما تبقى من الغشاء.
Daha sonra Norman aynadan uzaklaşır ve aynanın karşısında karşılıklı kalırlar.بعد ذلك, ذهب إمينيم خلف الكواليس و ينظر للمرآة.
Elde 1 kalır.يحمل الرقم 1.