Semeni mezarın üzerinde kalır ve hiç kimse dokunmaz.Non ti prostrerai davanti a loro e non li servirai.
Geleneksel olarak denetmenler yazarlar için anonim kalırlardı ama bu standart yavaş yavaş değişmektedir.Tradizionalmente i revisori non sono noti agli autori, ma questo aspetto sta cambiando lentamente.
Sparta'da çocuklar 7 yaşlarına kadar aileleriyle kalır daha sonra devlete ait kurumlara giderdi.A Sparta i ragazzi lasciavano le loro famiglie, all'età di sette anni, per essere allevati dallo Stato.
Uygulama kapandığında sabitlenmiş not hala kalır.Quando l'applicazione viene chiusa, la nota affissa rimane presente.
Hamile kalır, ve çocuğu evlatlık vermeye karar verir.Lei è incinta e vuole tenere il bambino.
Kış mevsiminde tamamen beyaz bir renge kavuşur, sadece kuyruğunun ucu siyah kalır.In inverno la pelliccia diventa totalmente bianca, tranne la punta della coda che rimane nera.
Bu yamaç yağış gölgesinde (yağış duldası) kalır.Salsa di soia scura (蔭油S, yìn yóuP).
Bir süre birlikte olurlar ve Blair ondan hamile kalır.Intraprenderà una relazione con Chris del quale rimarrà incinta.
İspanyollar teslim olmak zorunda kalır.I giapponesi si arrendono.
Artık yeni bir tahliye noktasına ulaşmak zorunda kalırlar.Attualmente è in attesa di una nuova destinazione d'uso.
Louis Leplee, sesini dinler ve hayran kalır.Ava Loiacono, Sentire e provare.
Stevenage güneyde Welwyn Garden City ve kuzeyde Letchworth Garden City arasında kalır.La città è ubicata tra Letchworth Garden City a nord e Welwyn Garden City a sud.
İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar.Come sempre, entrambi hanno domande senza risposte.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.In caso contrario, va incontro a penalità.
Ama her zaman sinirli kalır.Tuttavia, fanno questo solamente quando sono nervosi.
Çiftler çoğunlukla yıllarca beraber kalır.Spesso la coppia digenitori rimane fissaper molti anni.
Sadece kuluçka zamanı uzun süre karada kalırlar.Le reali dimensioni del disastro rimarranno per lungo tempo sottostimate.
Elde 1 kalır.Resta solo 1.
Sonuç olarak, glukoz kan dolaşımında kalır, bu da glukozun kan seviyesini yükseltir.Di conseguenza, il glucosio rimane nel flusso sanguigno, dove i livelli di glucosio aumentano.
Öykü bir sabah okula geç kalır ve taksiyle gitmek zorundadır.Inizia a lavorare per Il Mattino, ancora studente universitario.
1990'lı yıllarda Porto Riko'ya geçer ve 16 Nisan günü ölünceye kadar burada kalır.Dalla metà degli anni novanta si era trasferito a Porto Rico, dove è morto il 16 aprile 2010.
Kaptan bağırınca kapıyı kırmak zorunda kalırlar.Quando la barra si esaurisce si aprirà una porta.
Bir süre sadece müzik dinler ve bu süre zarfında elektro gitar sesine hayran kalır.Ama la musica rock e nel tempo libero suona la chitarra elettrica.
Sutcliffe, bombayı ayarlarken yaratık serbest kalır ve Sutcliffe dondurucu suda kaybolur.Quando Sutcliffe fa scattare la bomba, la creatura si libera finendo col mangiare Sutcliffe.
Geride çok az sayıda Çek ve Slovak komünist kalır.Un piccolo numero di cechi e di slovacchi di ideologia comunista rimase in Unione Sovietica.
Anne ve yavru yaklaşık bir yıl kadar birlikte kalır.I piccoli rimangono con le madri per circa un mese.
Bu arada Doktor ve arkadaşları şaşkınlıklar içinde ortada kalır.Il Dottore e i suoi compagni ne rimangono coinvolti.
Yapılan düğünün tüm parası fakir Yaşar Usta'ya kalır.Il denaro ricavato veniva affidato a una cassa per gli studenti poveri.
Çiftler sosyal olarak tekeşlidir ve eşlerden biri ölünceye kadar birlikte kalırlar.Le coppie sono monogame e rimangono unite fino alla morte di uno dei partner.
Sonuç olarak piyasada sadece kötü otomobiller kalır.Perciò, anche in questo caso, la vettura riscosse uno scarso successo di vendite.
Ölüm nerede vuku bulursa kişi orada kalır.Chi muore lascia al mondo, chi resta se la spassa.
Brunnhilde, Gunther ve Hagen ile yalnız kalır.Si allontana quindi con Gutrune e gli altri cavalieri, lasciando soli Brunilde, Gunther e Hagen.
Başlık kışın kaybolur ancak yerine koyu dikey çizgiler kalır.Il cappuccio si perde in inverno e lascia solo delle strisce verticali.
Tenten gider, ama çok geç kalır.Riesce ad uscire da Origin, ma è troppo tardi.
Anlaşma gereğince Cleveland Browns isim, renk ve forma hakları Cleveland'da kalır.Alla fine si giunse a un accordo che mantenne a Cleveland il nome, i colori e la storia dei Browns.
Irak'ta kalırlarsa ne yapacaklar?Dapoi che farei più in Italia?
Santiago Metropolitan Bölgesi sınırlarında kalır.Si trova nella Regione Metropolitana di Santiago.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.I sopravvissuti dovranno continuare a tenere duro fino a quando non arrivano i rinforzi all'alba.
Ölmeleri üzerine hepsi Hasbî'ye kalır ama o da yiyemeden ölür.Ha riflettuto, si è allontanato da tutte le colpe commesse: egli certo vivrà e non morirà."
Yavrular 2-3 yıl kadar annelerinin yanında kalır.I cerbiatti rimangono con le loro madri fino ai due anni.
Yaşlı amca orada kalır ve bir daha haber de alınamaz.È fuori stampa e non verrà ristampato.
Niobyum çözeltide kalır.Non di tutti rimane una lapide.
Albüm plantin plak alır ve yaklaşık iki yıl listelerde kalır.L'album invece ottiene il disco di platino e rimane per sei mesi in classifica.
6 Ocak, Sarıkamış Harekâtında 3. Ordu karargahı ateş altında kalır.Sul Caucaso il 6 gennaio il quartier generale della Terza Armata si trovò sotto il fuoco nemico.
Ölmeyen oyuncunun eşyaları kalır.Quotazioni di artisti deceduti.
Burada yaşayan ailesinin yanında 3 yıl kalır.Vi restò tre anni e mezzo assieme alla sua famiglia.
Bazı sayılar öyle büyüktür ki gösterimler bile onları ifade etmekte aciz kalır.Tra di loro c'è talmente tanta tensione che non riescono nemmeno a dirsi una parola.
Sandy evliliğini kurtarmak için hayati önem taşıyan bir karar vermek zorunda kalır.Orson decide di fare tutto il possibile per salvare il proprio matrimonio.
Toplam havzası 13.085 km² olup bunu a 8,085 km²'si Romanya'da ve 5,000 km² Sırbistan'da kalır.Il bacino del Timiș copre un'area di 13.085 km² (in Romania 8.085 km², in Serbia 5.000 km²).
Bombalar patlar ve tüm polis teşkilatı yeraltına tutsak kalır.Gente attaccata ai cancelli e l'intera ambasciata in piena evacuazione.
Stark ağır yaralanır ama sağ kalır.Viene gravemente ferito, ma si salva.
Arsace başrahibin kolları arasına yığılıp kalır.Sfortunatamente il preservativo si sfila dentro di lei.
Öldüğü takdirde iki bin kişi işsiz kalır.Nell'anno in cui rimase in funzione vi morirono circa duemila dei deportati.
Bu eşya 5 dakika boyunca oyuncunun üstünde kalır.Così modificata rimane di proprietà dell'attore per 5 anni.
Hutter akşam koltuğun üzerinde uyuya kalır.Durante la sera, Hank finisce con l'addormentarsi sul divano.
Michael, 16 yarışın 6'sında yarış dışı kalır.5, è costretta al ritiro al sedicesimo giro.
Dişiler yılda bir gebe kalır ve kasım ya da aralık ayında yavrularlar.La gestazione dura poco più di un anno e le femmine partoriscono in novembre o in dicembre.
Cisminin rotasyon ekseninden uzaklığı her zaman sabit kalır.L'occhio sinistro di Kohaku è sempre chiuso.
Donlu toprak platoların bazı kısımları büyürken diğer kısımları çürümeye maruz kalır.Con qualche pianta di marijuana saldano il resto del debito.
Angel, Cordelia'ı öldürmek için gider ama çok geç kalır.Andi vorrebbe rimediare ma è troppo tardi.