Ana içeriğe geç
Sözlük

kalır ile cümle

kalır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sanjay asansörde mahsur kalır.Sanjay wird in den Schrein hineingezogen.
Ama sonradan onu kabul etmek zorunda kalır.Später gibt er es jedoch zu.
Yalnızca Beykoz'a dönük yüzünün dar kısmı karanlıkta kalır.Dennoch bleibt viel über den Inhalt im Dunklen.
Çiçekler kuruyup dökülür ancak sapı kalır ve her yıl aynı saptan tekrar çiçek açar.Die Linde ist mittlerweile fast völlig hohl, dennoch grünt und blüht sie jedes Jahr aufs Neue.
Partinin sonunda arabasının çekilmiş olduğunu bulan Mia apartmanına yürümek zorunda kalır.Auf dem Parkplatz muss sie anschließend beobachten, wie ihr Auto abgeschleppt wird.
O zaman yapılması gereken yapılmaz ve eğer işler yapılmadan kalırsa, maneviyat ve sanat bozulur.Wenn es keine Geschichte gibt, die erzählt werden will, versagen Kunst und Handwerk.
Kaptan bağırınca kapıyı kırmak zorunda kalırlar.Als das Tor bricht, dringen die Angreifer ein.
Yer ve zaman, eserde belirsiz kalır.Die Grundformen Raum und Zeit haften untrennbar an der Materie.
İsis kendini tanıtmak zorunda kalır.Die Iris ist ockerfarben.
İspanyollar teslim olmak zorunda kalır.Die Deutschen hatten sich ergeben.
Ancak U.B.C.S.'te zombilere dayanamaz ve takımdan geriye çok az kişi kalır.Die Stadt wird von Zombies überrannt und es gibt kaum noch Überlebende.
Adam Mickiewicz ve arkadaşları bu evde kalırlar, yemeklerini kendileri pişirirlerdi.Mikeš und seine Freunde können endlich essen.
Michael ve Sara baş başa kalırlar.Karen und Martha stehen vor dem Nichts.
Kahraman, abisi Murat'a kalır.Nachfolger wird sein Bruder Murakami.
Kadın orada 15 yıl kalır.Sie blieb dort 15 Jahre.
Patates, İnkalara özgü olarak kalırken, çikolata ise Aztekler tarafından üretilmekteydi.Gesüßt wurde Porridge in Schottland nur für Kinder, während die Engländer meist Zucker zufügten.
Brunnhilde, Gunther ve Hagen ile yalnız kalır.Nur Gunther, Brünnhilde und Hagen bleiben zurück.
Sonra Milo dahil herkes susuz kalır.Später trinkt Gertie durstig den ganzen See aus.
Zürih-Brunau'da nehir köprülerin ve Sihlhochstrasse adındaki otobanın altında kalır ve yukardan görünmez.In Zürich-Brunau legt sich über den Flusslauf auf Brücken eine Stadtautobahn, die Sihlhochstrasse.
Bu olaydan sonra Bernard, Oscar'a hep sadık bir dost olarak kalır.Bis dahin hatte Raúl seinem Bruder Fidel als stets loyaler Vize gedient.
Sadece iki çocuk sağ kalır.Nur die beiden Töchter überlebten ihn.
Uyarılar, kullanıcı gerekli işlemi yapana kadar ekranda kalır.Anschließend ruht die Verarbeitung auf dem Applikationsserver, bis der Benutzer eine Funktion auslöst.
Tenten gider, ama çok geç kalır.Er will sie küssen, doch es ist zu spät.
Fikret, hayatının rolünü canlandırmak durumunda kalır.Sie tun so, als ginge das Leben weiter seinen Gang.
Sihirli Ayna ona gerekli bilgileri vermek zorunda kalır.Der Zauberkünstler gibt ihm daraufhin seine Visitenkarte.
Bunun yerine de eski asker arkadaşı Riley ile yüzleşmek zorunda kalır.Letztere Würde musste er sich allerdings mit seinem Rivalen Mihály Újlaki teilen.
İnsanlar kasabalarına yürüyerek gitmek zorunda kalırlar.Die Arbeiter fuhren in die Städte.
Yürüyüş boyunca ayakları yere çok yakın kalır.Selbst große Distanzen werden zu Fuß zurückgelegt.
Bazı diğer türlerde ise bir çift ömür boyu beraber kalır.Wie bei vielen Pinguinarten bleibt ein einmal gefundenes Paar ein Leben lang zusammen.
Pano genellikle görünmez kalır.Die Hochblätter sind meist unscheinbar.
Onun coğrafi kapsamı, bir WAN ve LAN arasında kalır.Er ist die Verbindungsstelle zwischen dem WAN und einem angeschlossenen LAN.
Öldürülse bile ahtapotları hala bitkilerin üstünde kalır.Bei zu dichtem Befall starben die Pflanzen.
Bu nedenle Niko kendi seçimini yapmak zorunda kalır.So verlor Kim die Wahl.
İnsanların ve hayvanların saldırısına maruz kalır.Wird gegen Menschen und Tiere eingesetzt.
Genellikle uralarda daha çok genç işçiler çalşmaya yeni başladıklarında kalırlar.Dabei sind immer besonders viele junge Reiter am Start.
Dört adam kendilerini güverteye bağlayarak hayatta kalırlar.Alle vier Mann an Bord ertranken.
Kocasının evinde bin tür eziyete maruz kalır.Gemeinsam beschädigen sie einige Sachen in seiner Wohnung.
Yalnızca Eurylokhos kuşkulanıp dışarıda kalır.Ichirōhiko wird von seiner Leere aufgezehrt und verschwindet.
Sporcular elemelerde 3 hakka sahiptir, finale kalırlarsa 3 hak daha kazanırlar.Den Teilnehmern standen je drei Versuche zur Verfügung, den drei Besten dann weitere drei Würfe.
Saat elinde bir süre daha kalır ve sonra uykusunun geldiğini fark eder.Sie halten Sekunden bis Stunden an und können auch aus dem Schlaf heraus auftreten.
Söz uçar, yazı kalır.Les paroles s'envolent, les écrits restent.
Sorun çözümsüz kalır.Le problème reste à résoudre.
Yalnız kalır kalmaz, mektubu açıyordu.Elle ouvrit la lettre dès qu'elle fut toute seule.
Bana kalırsa, o hatalı.Selon mon opinion, il se plante.
Bazen Tatoeba'da üç saat kalırım.Quelquefois je reste trois heures sur Tatoeba.
Umarım kalırım.J'espère rester.
Bana kalırsa, Fransızca İngilizceden daha zordur.Le français est plus difficile que l'anglais, quant à moi.
Eğer kalırsan, bu bana fazla gelir.Ça voudrait dire beaucoup pour moi, si tu restais.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Quiconque associe à Allah (d'autres divinités) Allah lui interdit le Paradis ; et son refuge sera le Feu.
Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur (gode) kalır.Lorsque l'on cintre un tube, la paroi extérieure s'amincit (on l'appelle l'extrados).
David, Suzel ile konuşmak için arkada kalır.David reste auprès de Suzel.
Ancak şeytan ona hatırlatmayı unuttur ve Yusuf daha çok zindanda kalır.Après la fin du décompte, Satan révèle alors son plan : En fait, c'est lui qui avait parié sur Jésus.
Dünya'nın iyonosferinden geçen radyo dalgaları da benzer şekilde Faraday etkisine maruz kalır.Les ondes radio traversant l'ionosphère de la Terre sont aussi sujettes à l'effet Faraday.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Ensemble, ils vont devoir affronter la vérité.
1000 yıl boyunca donuk kalır ve 2999 yılının son gününde uyanır.Il se réveille mille ans plus tard, le 31 décembre 2999.
Kim geri kalırsa, ona da günah yoktur.Ainsi, ceux qui s'y sont aventurés ne sont jamais revenus.
Uygulama kapandığında sabitlenmiş not hala kalır.Lorsque l'application est fermée, la note épinglée demeure présente.
Triple H, ringlerden uzak kalırken Rated-RKO, DX'in kalan üyesi Shawn Michaels ile düşmanlığına devam etti.Avec HHH hors de combat, Rated-RKO a continué leur rivalité avec le seul membre restant, Shawn Michaels.
Rory, iki Amy'den birini seçmek zorunda kalır.Rory doit à présent choisir quelle Amy il veut.
Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar.Ils regardent donc comme nul ce qui a été fait sans eux.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod