Ana içeriğe geç
Sözlük

kalır ile cümle

kalır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1935'ten itibaren GWU'da kalırken, uygulamalı kuantum mekaniğinde Edward Teller ile çalıştı. 2.From 1935, while remaining at GWU, he worked with Edward Teller in applied quantum mechanics.
''Bana kalırsa adalet tecelli edecek.As far as I'm concerned, justice will be served.
Bunun yanı sıra, açlık ve sosyal ayrımcılığa maruz kalırlar.They also experience hunger, social discrimination, and exclusion from decision-making processes.
Malikane alevler içinde kalırken, Evie koşarak uzaklaşır.Evie escapes as the manor is engulfed in flames.
Hayat ya da uzuv: Bacağınız bir binanın altında kalırsa ne olur?Life or Limb: What happens when your leg gets trapped under a building?
Sorun çözümsüz kalır.Das Problem bleibt ungelöst.
Yayan geç kalırız.Zu Fuß kommen wir recht spät an.
Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.Wer einen Freund ohne Fehler sucht, bleibt ohne Freund.
Kedilerin olmadığı yerde meydan farelere kalır.Ist die Katze aus dem Haus, feiern die Mäuse Kirtag.
Dakiklik benim gücüm değil. Ben hep geç kalırım.Pünktlichkeit ist nicht meine Stärke. Ich komme immer zu spät.
Aptal, aptal kalır, buna karşı bir ilaçla bile şifa yoktur.Doof bleibt doof, da helfen keine Pillen.
Kusursuz bir arkadaş arayan, arkadaşsız kalır.Wer Freunde ohne Fehler sucht, bleibt ohne Freunde.
Hayatta hep mutlu olursam, hayalini kuracak neyim kalır?Wenn ich immer glücklich wäre, wovon sollte ich dann träumen?
İnsanlar gelir ve gider. Ne kalır geriye? Sadece anılar.Menschen kommen und gehen. Das Einzige, was bleibt, sind Erinnerungen.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?Da sagten die Knechte zu ihm: Sollen wir gehen und es ausreißen?
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Die Ungläubigen müssen jedoch ewig in der Hölle bleiben.
Kim geri kalırsa, ona da günah yoktur.Wer kehrtmacht, wird damit (Gott) keinen Schaden zufügen.
Yani "aziz keşiş Florencius" onu tanımlayan yazar gibi bilinmeyen birisi olarak kalır.Der «heilige Mönch Florencius» bleibt ein Unbekannter, wie der Autor, der sich auf ihn bezieht.
Sen nereye gidersen ben de oraya gideceğim, sen nerede kalırsan ben de orada kalacağım.Wohin du gehst, dahin gehe auch ich, und wo du bleibst, da bleibe auch ich.
Ressam, eşinin yanında sadece Pierre’yi aşırı bir şekilde sevdiği için kalır.Der Maler bleibt nur bei seiner Frau, weil er Pierre über die Maßen liebt.
Sonraki sabah, Nina yalnız uyanır ve provaya geç kalır.Am nächsten Morgen verschläft Nina, erwacht allein und eilt zur Ballettprobe.
Şehir ve İspanyol filosu, 16. yüzyılın sonlarında İngiliz korsanlarının tehditi altında kalır.Die spanische Flotte und die Stadt waren Ende des 17. Jahrhunderts von englischen Freibeutern bedroht.
Peynirler mahzenlerde iki veya üç ay kalır.Der Käse bleibt zwei bis drei Wochen in dem Gefäß.
Buzdolabında 1-2 hafta stabil kalır.Es hält sich nur 1–2 Tage im Kühlschrank.
Ancak şeytan ona hatırlatmayı unuttur ve Yusuf daha çok zindanda kalır.Doch der Satan lasse es die Juden nicht verstehen.
Kendisi ise kepengi tekrar kapatır ve içeride kalır.Er schließt die Tür wieder und bleibt stehen.
Bu yer, yaklaşık 1300 yıl yerleşik olarak kalır.Dieser Ort blieb etwa 1300 Jahre besiedelt.
Ama her zaman sinirli kalır.Wirst du jemals nervös?
Pierre birbirine uzak ve onunla ilgilenmeyen ebeveynleri arasında arada kalır.Pierre pendelt unbekümmert zwischen den entfremdeten Eltern hin und her.
Öykü bir sabah okula geç kalır ve taksiyle gitmek zorundadır.Morgens geht sie zur Arbeit und er in die Schule.
Bağımsızlık hareketinin liderleri Bernardo O'Higgins ve José Miguel Carrera kaçmak zorunda kalırlar.Die Führer der Unabhängigkeitsbewegung Bernardo O’Higgins und José Miguel Carrera mussten fliehen.
Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur (gode) kalır.Als sie durch Zufall beinahe auf Düischen trifft, reist sie überstürzt ab.
Tommy ise hayatta kalır.Honey, das wird mich überleben.
Genel durumda bu deniz aslanları kolonilerinin yakınlarında kalırlar.In den allermeisten Fällen bleiben diese Seelöwen in der Nähe ihrer Kolonien.
Duruşmanın son gününde Doris mahkemeye geç kalır.Wanda erscheint verspätet zum Gerichtstermin.
Maggie bir ev tutmak zorunda kalır.Währenddessen raubt Gus ein Haus aus.
Gılgamış, bunu yapmayı beceremez ve uyanmadan yedi gün uyuya kalır.Schliefe sie jedoch, könne sie nachts nicht schlafen und wäre morgens unausgeschlafen.
Çiftler çoğunlukla yıllarca beraber kalır.Paare bleiben in der Regel wahrscheinlich mehrere Jahre zusammen.
Sami, yaşlı adama nasıl davranacağına karar vermeke çelişkiler içinde kalır.Ernst ist unsicher, wie er sich seinem Sohn gegenüber verhalten soll.
Bu süre içerisinde tamamen hareketsiz kalır.Hier verbringen sie die Zeit völlig inaktiv.
Brian ve Peter daha sonra yalnız kalır.Später schlafen sie und Peter miteinander.
Puerto Montt, başkent Santiago'nun yaklaşık 1100 km güneyinde kalır.Puerto Montt liegt etwa 1100 Kilometer südlich der Hauptstadt Santiago.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Darauf bekommt er selbst die Strafe.
Niobyum çözeltide kalır.Es bliebe aber alles bieder.
Osmanlı Devleti çaresizce ateşkes talep etmek zorunda kalır.Der Reichskanzler bat um Vermittlung eines Waffenstillstands.
Kaldı ki bu sırada Catherine hamile kalır.Zu diesem Zeitpunkt war Catherine bereits schwanger.
Bu haklar mirasçılara devredilemeyeceğinden dava konusuz kalır.Sie tun alles, um die Erben auszutricksen.
Bir kamçı ana hücrede kalır, öbürü ise ondan türetilir.Eine Kausch am Vorderrand des Segels (dem Vorliek), die andere am hinteren Rand (dem Achterliek).
Bir süre sonra o küp de altından çekilir ve adam yerde kalır.Nach einer Weile wird dieser unter ihm weggezogen, und er bleibt auf dem Boden zurück.
Qing Hanedanı sırasında, onlar Hôrqin-Moğolların etkin baskısı altında kalırlar.Während der Qing-Dynastie kamen sie unter starken Einfluss der Hôrqin-Mongolen.
Archibaldo da Lavinia yerine onun manken taklidini yakmak zorunda kalır.Statt seiner soll nun Arlecchino brennen.
Puerto Natales şehri 100 km güneybatıda kalır.Die Stadt Puerto Natales liegt etwa 100 km südöstlich.
Semeni mezarın üzerinde kalır ve hiç kimse dokunmaz.Die Inschrift auf seinem Grab lautet: "Und kein Schatten eines Vorwurfs belastet seine Seele.
1814'te Rancagua Muharebesi'nde yenilir ve Arjantin'e kaçmak zorunda kalır.1814 wurde er in der Schlacht von Rancagua geschlagen und musste nach Argentinien fliehen.
En büyük apistogramma türleri 10 santime ulaşabilir (erkekler), çoğu daha küçük kalır.Die größten Apistogramma-Arten werden etwa zehn Zentimeter lang, die meisten bleiben kleiner.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Schließlich lernt er, die Gegebenheiten zu akzeptieren.
Rachel da aşkını kabul eder ve işi teklifini reddedip onla kalır.Doch Bob nimmt seinen Beruf ernst und lehnt das Angebot ab.
Örneğin iki takım onunculuk konumunda berabere kalırsa 2,5 puan almışlardır.Haben beide die gleiche Schlagzahl benötigt, bekommen beide 0,5 Punkte.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.Folglich müssen sie alle bis zum Sonnenaufgang um ihr Leben kämpfen.
Bunun otuz bini hakikatli sır olarak Ali'de kalır.Seine dreißig Zutaten werden geheim gehalten.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod