Şarabı, kadını ve şarkıyı sevmeyen bütün ömrü boyunca bir aptal kalır.He who loves not wine, woman and songs, remains a fool his whole life long.
Durum değişmeden kalır.The situation remains unchanged.
Nüfus sabit kalır.The population remains stationary.
Kamu oyu dengesi kendi lehine kalır.The balance of public opinion remains in his favor.
Bir bilet almak için en az bir saat beklemek zorunda kalırsın.You'll have to wait not less than an hour to get a ticket.
Dava karar verilmeden kalır.The lawsuit remains undecided.
Bana kalırsa o masumdur.I dare say he is innocent.
Büyük bir otelde kalırsanız, onların yüzme havuzu kullanabilirsiniz.If you stay at a big hotel, you can use their swimming pool.
Kırsalda kalırken iyi zaman geçirdim.I had a good time while I stayed in the country.
Işıkları kapatırsan minnettar kalırım.I'd appreciate it if you would turn out the lights.
Pazar günü genellikle evde kalırım.I usually stay indoors on Sunday.
Ben Pazar günleri evde kalırım.I stay at home on Sundays.
O olmazsa, çaresiz kalırım.Without him, I would be helpless.
Onun ölümünün sebebi bir sır olarak kalır.The cause of his death still remains a mystery.
Randevularına nadiren, kırk yılda bir, geç kalır.He is rarely, if ever, late for appointments.
O, her zaman okula geç kalır.He is always late for school.
O, zaman sınıfa geç kalır.He's always late for class.
O, her zaman mümkün olduğunca geç saatlere kadar yatakta kalır.He always stays in bed as late as he can.
O, her zaman gece geç saatlere kadar uyanık kalır.He always sits up late at night.
Çoğu zaman okula geç kalır.More often than not, he is late for school.
Sık sık okula geç kalır.More often than not, he is late for school.
O, sık sık okula geç kalır.He is often late for school.
O, sık sık işe geç kalır.He's often late for work.
Hafta sonu sık sık evden uzakta kalır.He often stays away from home on the weekend.
O ne zaman Tokyo'ya gelse bizimle kalır.Whenever he comes up to Tokyo, he stays with us.
O Tokyo'ya geldiğinde bizim evde kalır.Whenever he comes up to Tokyo, he stays at our house.
O, Japonya'da ne kadar uzun kalırsa Japoncası o kadar iyi olur.The longer he stays in Japan, the better his Japanese gets.
O, pazar günü nadiren evde kalır.He rarely stays home on Sunday.
O, Pazar günleri her zaman evde kalır.He's always at home on Sundays.
Bilgeliği babasından geri kalır değil.He is no less wise than his father.
O, her gelişinde uzun süre kalır.He stays a long time every time he comes.
Onun evinde kalırken bana büyük bir oda verdi.She gave me a large room while I stayed at her house.
Pazartesi günleri çoğunlukla okula geç kalır.She is often late for school on Mondays.
Yalnız kalır kalmaz mektubu açtı.The moment she was alone, she opened the letter.
O, okula nadiren geç kalır.She is seldom late for school.
Randevularına nadiren geç kalır.She is rarely late for appointments.
O sık sık okula geç kalırdı.She was frequently late for school.
O yağmurlu bir günde okula sık sık geç kalır.She is often late for school on a rainy day.
O utangaç ve her zaman arka planda kalır.She is shy and always remains in the background.
Hiç şikayetim yok. Bana kalırsa, her şey mükemmel.I've no complaints. As far as I'm concerned, everything is just perfect.
Anne her gün evde kalır.Mother stays at home every day.
Birçok çocuk, okuldan sonra kulüp etkinlikleri için kalır.Many children stay after school for club activities.
Yarın yağmur yağarsa evde kalırım.If it should rain tomorrow, I would stay home.
Yarına kadar kalırsan minnettar kalırım.I should be grateful if you would stay until tomorrow.
Yarın yağmur yağarsa, evde kalırım.I will stay home if it rains tomorrow.
Ne zamana kadar eczanen açık kalır?Until what time does your pharmacy stay open?
Savaşlar gelir ve gider, ancak askerler baki kalırlar.Wars come and go, but soldiers stay eternal.
Tanrı olmasa onu icat etmek zorunda kalırız.If God did not exist, we'd have to invent him.
Acele edin! Etmezseniz, geç kalırız.Hurry up! If you don't, we'll be late.
İnsanlar doğarlar ve haklar bakımından özgür ve eşit kalırlar.Men are born and remain free and equal in rights.
O ona bağlı olduğu için, insanlığın geleceği belirsiz kalır.The future of humanity remains undetermined, as it depends on it.
Hafif-kavrulmuş kahve markaları en popüler kalır.Light-roasted coffee brands remain the most popular.
Sonsuzluk için başlayanlar, kenarda kalırlar.Beginners for eternity, stay on the sidelines.
Banka sekizden ikiye kadar açık kalır.The bank stays open from eight until two.
O nadiren geç kalır.She is rarely late.
Fiyatlar oldukları gibi kalırlar.The prices remain as they were.
Kate hafta sonları Izu'da kalır.Kate stays in Izu on weekends.
Bir bardak soğuk biraya gerçekten minnettar kalırdım.I would really appreciate a glass of cold beer.
Kelimeler acısını ifade etmede yetersiz kalır.No words can express her deep sorrow.
İnsanlar gelirler ve giderler fakat dünya kalır.Men go and come, but earth abides.