Ana içeriğe geç
Sözlük

kalır ile cümle

kalır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Acele yürüyen yolda kalır.Haste makes waste.
Umudun olduğu sürece bir şans kalır.As long as you have hope, a chance remains.
O, tehlike karşısında sakin kalır.He remains calm in the face of danger.
Eğer inatçı olursan kesinlikle yalnız kalırsın.If it becomes stubborn indeed it stands alone.
Okula bir taş atımlık mesafede kalsa da, sık sık okula geç kalır.Though he lives within a stone's throw of the school, he is often late.
Her zaman birtakım tehlikeye maruz kalırız.We are always exposed to some kind of danger.
Kim şarap, kadın ve şarkı sevmez; bütün hayatı boyunca aptal kalır.Who loves not women, wine and song remains a fool his whole life long.
Bir insan ne ekerse onu biçmek zorunda kalır.What one has sown one will have to reap.
Bana kalırsa, ben planı kabul etmeyeceğim.As far as I'm concerned, I will not approve of the plan.
O, Londra'da kalırken, o onu görmek için gitti.He went to see her while she stayed in London.
Londra'da kalırken onunla tanıştım.During my stay in London, I met him.
Yarın yağmur yağarsa, evde kalır mısın?If it rains tomorrow, will you stay at home?
Ya geç kalırsa ne olacak?What if he should happen to be late?
Mike her zaman sakin kalır.Mike always stays cool.
Bob'a kalırsa, bir şey dönüyor. Buna karşılık, Jane çok dikkatli.As far as Bob is concerned, anything goes. By contrast, Jane is very cautious.
Paris'te kalırken, tesadüfen onunla tanıştım.While staying in Paris, I happened to meet him.
Paris'te kalırken, ona rastladım.I met him while I was staying in Paris.
Mümkün olan kısa süredeki bir cevaba müteşekkir kalırım.I would appreciate a reply as soon as possible.
Dick bazen okula geç kalır.Dick is sometimes late for school.
Taksi yoksa yürümek zorunda kalırız.If there are no taxis, we'll have to walk.
Hikayenin en üzücü kısmı söylenilmek için kalır.The saddest part of the story remains to be told.
Sorun çözümsüz kalır.The problem remains unsolved.
Sorun çözülmemiş kalır.The problem remains unsolved.
Sorun çözülmeden kalır.The problem remains to be solved.
O köyde sadece bir aile kalır.In that village only one family remains.
Cinayet gizem olarak kalır.The murder remains a mystery.
Sonuç görülmek için kalır.The result remains to be seen.
Bunun temel anlamı aynı kalır.The basic meaning of it remains the same.
Vatansever, ahlaki ilkelerine bağlı kalır.The patriot sticks to his moral principles.
Otel kış boyunca kapalı kalır.The hotel remains closed during the winter.
Hemen başlamazsan geç kalırsın.If you don't start at once, you will be late.
İsviçre'ye gelen ziyaretçiler Alp dağlarına hayran kalırlar.Visitors to Switzerland admire the Alps.
Bir süre burada kalır mısın?Will you stay here for a while?
Lütfen bir süreliğine burada kalır mısın?Will you stay here for a while?
Bu saat günde üç dakika geri kalır.This clock loses three minutes a day.
Süt iki gün boyunca taze kalır.The milk will keep for two days.
Kate hafta sonu boyunca Izu'da kalır.Kate stays in Izu over the weekend.
Sekizden üç çıkarsa beş kalır.Subtract three from eight and you get five.
Sekizden üç çıkarırsan beş kalır.If you take 3 from 8, 5 remains.
Ondan iki çıkarırsan sekiz kalır.Subtract two from ten and you have eight.
Ondan iki çıkarsa sekiz kalır.Two from ten leaves eight.
"Bay Smith ile konuşabilir miyim?" "Hatta kalır mısınız?""May I speak to Mr Smith?" "Will you hold the line?"
Kapı kapalı kalır.The door remains closed.
Ben bir üniversite öğrencisiyken geç saatlere kadar uyanık kalırdım.I used to stay up late when I was a high school student.
Nihai karar başkana kalır.The final decision rests with the president.
Karım evde kalırdı fakat şimdi çalışıyor.My wife used to stay home, but she works now.
Geçen sene kardeşim okula her gün geç kalırdı.Last year, my brother was late for school every day.
Bana kalırsa; bu resmi beğenmedim.For my part, I don't like this picture.
Bana kalırsa benim itirazım yok.For my part, I have no objection.
Bana kalırsa işler iyi gidiyor.As far as I'm concerned, things are going well.
Bana kalırsa, ben onun planına karşı değilim.So far as I am concerned, I am not against his plan.
Bana kalırsa, sevdiğin şeyi yapabilirsin.As far as I'm concerned, you can do what you like.
Gerçekten kalmamı istiyorsan, burada kalırım.I'll stay here if you really want me to.
Bana kalırsa, umurumda değil.I, for my part, don't care.
Saatim bir günde iki dakika geri kalır.My watch loses two minutes a day.
Saatim bir günde üç dakika geri kalır.My watch loses three minutes a day.
Saatim bir günde beş dakika geri kalır.My watch loses five minutes a day.
Saatim haftada üç dakika geri kalır.My watch loses three minutes a week.
Los Angeles'ta kalırken Hollywood'u ziyaret ettim.I visited Hollywood while I stayed in Los Angeles.
Zaman değişebilir ama insan doğası aynı kalır.Times may change, but human nature stay the same.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod