kalıntıları ile cümle

kalıntıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Şehir duvarının kalıntıları.Išlikę miesto sienos fragmentai.
Kalıntıları hala mevcuttur.Tikrai, daiktai lieka.
Gözetleme kulesi kalıntıları bulunmuştur.Yra pasieniečių stebėjimo bokštas.
Kilisenin güneybatı köşesinde bir merdivenin kalıntıları göze çarpmaktadır.Prie bažnyčios pietryčių kampo prišlieta aukšta varpinė.
Halen kalıntıları ve mezarlıkları mevcut olup buraya "Eski Gındor" denilmektedir.)Išliko keli ąžuolai ir senos kapinaitės, vadinamos kapeliais.
Panamá Viejo eski Panama City şehrinin kalıntıları ve ülkenin eski başkentidir.Senoji Panama (isp. Panamá Viejo) – istorinė Panamos miesto dalis, žyminti ankstesniąją krašto sostinės vietą.
San Giovanni Evangelista Bazilikası'nın kalıntıları.Jono evangelisto bazilikos likučiai Šv.
Divin kalesi kalıntıları Divin Malikane ev ^ ^ soyisimleriBuvusi Zalvės bažnyčia Zalvės dvaras Zalvės silikatiniai namai
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Jos likučiai yra išlikę iki šių dienų.
Halen bu su değirmenlerin kalıntıları ve binaları yer almaktadır.Tai liudija išlikę apkasų bei pastatų pėdsakai.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Sama mees oli avastanud ka Titanicu vraki.
Olympian Zeus Tapınağı'nın kalıntıları.Kuju asus Zeusi templis.
Moray en sıradışı İnka kalıntılarını içermektedir.Moreen on levinum pinnakatte pinnas.
Norveç yenilgisinden sonra, Norveç grev kuvveti kalıntılarıyla Orkney'e geri dönerek kışlaları dolaştı.Pärast kaotust sõitis Olav koos Norra vägede jäänustega Orkney saartele, kus talvituti.
Zafer anıtının çevresinde ünlü Roma yolları gibi Roma İmparatorluğu kalıntıları bulunur.Trofeed ümbritsev ala on rikas Rooma riigi jäänukite poolest, nagu kuulsad Rooma teed.
Günümüzde ise sarnıcın kalıntıları hâlâ görülmektedir.Selle tammi jäänused on praegugi näha.
Mahallede "Theotokos Kilisesi" 'nin kalıntıları vardır.Linnas asub Saientoloogia Kiriku "vaimne keskus".
Hattuşaş'daki kalıntıları ilk olarak Fransız arkeolog Charles Texier keşfetmiştir.Esimese savitahvli avastas Knossosest Briti arheoloog Arthur Evans.
Bu inhibitörler enzimin aktivitesi için esas olan amino asit kalıntılarını değişime uğratırlar.Need inhibiitorid muudavad harilikult tähtsaid aminohappejääke, mis on vajalikud ensüümaktiivsuse tagamiseks.
Manş Adalar orta çağ Normandiya Düklüğün son kalıntılarıdır.Magnus Lagabøte saaga on viimane keskaegne Norra kuningasaaga.
Kalıntıları Colorado ve Utah'daki Morrison Oluşumu'nda bulunmuştur.Tema säilmeid on leitud Morrisoni kihistust Colorado, Wyomingi ja Utah' osariikides.
1991-1992 yıllarında iki geminin kalıntılarının da körfezin altında yattığı tespit edildi.1991. a detsembris arvati mõlemad laevad teenistusest välja.
Kalıntıları 1970 yılında bulunmuştur.Mõisahoone varises kokku 1970.
Dikenli karıncayiyenlerinin en eski kalıntıları Pliyosen çağından kalmadır.Vanimaid kiilkirjaga savitahvleid on säilinud Sumeri riigi ajast.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.6백만이넘는 유해가 안치되어 있는데, 일부는 1,300년이나 되었죠.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.De overblijfselen van meer dan 6 miljoen mensen liggen hier, sommige meer dan 1300 jaar oud.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.Die Überreste von über sechs Millionen Menschen sind dort untergebracht, einige sind über 1.300 Jahre alt.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.I resti di oltre 6 milioni di persone sono là sotto, alcuni vecchi di 1300 anni.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.Jazem aqui as ossadas de mais de seis milhões de pessoas, alguns deles com mais de 1300 anos.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.Les dépouilles de plus de six millions de personnes sont abritées là, certains vieux de plus de 1300 ans.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.Los restos de más de seis millones de personas se encuentran allí, algunos de más de 1300 años.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.Rămășițele a peste șase milione de oameni sunt adăpostite acolo, unele vechi de aproape 1.300 ani.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.Tàn dư của hơn 6 triệu người được lưu giữ ở đó, một số đã hơn 1300 năm tuổi.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.Több, mint hat millió ember maradványai található meg ott, néhány közülük több, mint 1300 éves.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.Tulang-tulang dari 6 juta orang lebih ditempatkan di sini beberapa berusia lebih dari 1.300 tahun.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.Znajdują się w nich szczątki ponad 6 milionów ludzi, niektóre mają ponad 1300 lat.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.Здесь находятся останки более шести миллионов людей. Некоторые из них насчитывают более 1300 лет.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.Там са останките на над шест милиона души, някои са над 1300 години.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.השרידים של יותר מ-6 מיליון אנשים מצויים שם, חלקם בני למעלה מ-1,300 שנים.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.رفات أكثر من ستة ملايين شخص ترقد بداخلها. بعضها عمره أكثر من 1300 عام.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.中には1,300年以上前の骨もあります これはモンパルナス墓地の下で撮りました
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Còn lại của dây cột gói hàng, và bánh cũ của hoa hồng, Có mỏng scatter'd, để làm cho một chương trình.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Jäänteitä pakettinaru, ja vanhoja kakkuja ruusut olivat ohuesti scatter'd, muodostavat show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Los restos de bramante, y las tortas de edad de las rosas, ¿Se scatter'd finas, para hacer un show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Maradványai csomagolóspárga, és a régi sütemények rózsa, Were vékonyan scatter'd, hogy egy show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Ostanki packthread, pecivo in starih vrtnic, so tanke scatter'd, da up show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Pozostałości packthread, stare ciastka róż, były słabo scatter'd, w celu uzupełnienia show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Restanten van paktouw, en oude taarten van rozen, Were dun scatter'd, om een show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Rester af packthread, og gamle kager af roser, var tyndt scatter'd, at gøre op et show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Rester av SEGELGARN, och gamla kakor av rosor, var tunt scatter'd, att göra upp en show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Reste von Bindfaden und alte Kuchen von Rosen, waren dünn scatter'd, um eine Show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Resti di packthread, e torte di rose antiche, Were sottilmente scatter'd, per costituire uno spettacolo.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Restos de packthread, e bolos de idade de rosas, foram mal scatter'd, para fazer um show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Resturi de sfoară, şi turte vechi de trandafiri, au fost slab scatter'd, pentru a face un spectacol.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.노끈의 잔존물, 그리고 장미의 오래된 케이크는 얇게 공연을 만회하기 위해서, scatter'd했다.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Sisa-sisa packthread, dan kue-kue mawar lama, Apakah tipis scatter'd, untuk membuat pertunjukan.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Zbytky motouz, a staré koláče z růží, byl tence scatter'd, aby se show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Zvyšky motúz, a staré koláče z ruží, bol tenko scatter'd, aby sa show.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Απομεινάρια του packthread, και παλιά κέικ από τριαντάφυλλα, Ήταν αραιά scatter'd, να συνθέτουν μια παράσταση.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Останки от канап, и стари пити от рози, тънко scatter'd, за да направи шоу.

İlgili Sayfalar