Ana içeriğe geç
Sözlük

kalıntı ile cümle

kalıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1887 yılında manastırın toprakları ve kalıntıları Harenne ailesi tarafından satın alındı.1899 wurde das Kloster und die Liegenschaft von der Regierung des Kantons käuflich erworben.
Hot Springs dışındaki kasabalarda hala bu olayın kalıntıları durmaktadır.In Desert Hot Springs gibt es mehrere Spas mit heißem Wasser.
Kalıntıları günışığına çıkarmak için arkeolojik kazılara başlanmıştır.Archäologische Funde lassen aber auf eine Besiedlung bereits zur Bronzezeit schließen.
Şehir duvarının kalıntıları.Die Stadtmauer der Kolonie.
Köyde birçok yerde eski yerleşim yerlerine ait kalıntılara raslanılmaktadır.Innerhalb des Ortes sind mehrere alte Wohngebäude in gutem Zustand erhalten.
Ancak kalıntıları görülmektedir.Ihre Reste sind noch zu sehen.
Ceneviz duvar kalıntıları hâlâ görülebilir.Die Steinmauern des Hommaru sind bis heute zu sehen.
Tahmini ve gerçek örnek verileri arasındaki fark hesaplanır ve kalıntı olarak bilinir.Die Differenz zwischen Vorhersage und wahrem Bild wird gespeichert.
Eski taş devrinden beri çok sayıda kalıntılara ev sahipliği yapmıştır.Das Haus teilte sich seit dem Spätmittelalter in zahlreiche Linien auf.
Aynı zamanda geçmişten günümüze arkeolojik kalıntıların kaldığı ovalardan biridir.Auch für die heutigen Archäologen stellt er in gewisser Weise einen Wendepunkt dar.
Ardından kalıntıların külleriyle kendisini kapladı.Anschließend wurden diese mit einem Erdhügel bedeckt.
Konrad ordusunun elimine edilmeyen kalıntısıyla Konstantinopolis'e doğru çekilmeye başladı.Der Konflikt blieb unter Konrad ungelöst.
Günümüze kadar kalıntıları kalmış olan eski Romalı zafer takları MÖ.Aus dieser Zeit stammt der heute noch erhaltene romanische Kirchturm.
Ormanlar kalıntılar halinde küçük parçalar halindedir.Innerhalb der Waldflächen befinden sich kleine Tümpel.
Kemaller köyü ve yayla çevresinde Roma zamanına uzanan belirsiz kalıntılar mevcuttur.Es gibt in der Umgebung sowohl Spuren aus der Kelten- als auch aus der Römerzeit.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Die Machtbefugnisse beider Herrscherhäuser haben sich jahrhundertelang überschnitten.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Ceci est particulièrement mis en évidence par les vestiges d'anciennes rivières trouvées dans tout le pays.
Araştırmacılar, gölün sularında en az 500 kişinin kalıntılarına ulaştı.Il semble que les eaux du lac aient renfermé les restes d'au moins 500 individus.
2012 yılında, Powazki Mezarlığı kısmen Pilecki'nin kalıntıları bulabilmek için bir çaba ile kazılmıştır.En 2012, le cimetière de Powązki est partiellement fouillé dans le but de retrouver ses restes, sans succès.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Hurry to the Dove's Nest of Evil (鳩よ悪の巣へ急げ, Hato yo Aku no Su e Isoge?)
Bunun bir nişanesi olarak oldukça büyük bir Namazgah kalıntısı Hamdibey nahallesinde bulunmaktadır.Ce à quoi tu appelles les associateurs leur paraît énorme.
Tarihi kalıntıları ve doğal güzellikleri ile tanınır.Elle est connue par son histoire et ses beautés naturelles.
Ancak kalıntıları görülmektedir.On en voit encore les restes.
Panamá Viejo eski Panama City şehrinin kalıntıları ve ülkenin eski başkentidir.Panamá Viejo est la partie restante de la vieille ville de Panama, la capitale du pays.
1973 yılında bir süpernova kalıntısı olarak tanımlanmıştır.C'est en 1973 qu'il fut identifié comme étant un rémanent de supernova.
Yelken Atarcası da bu kalıntıyla ilişkilidir.Ceci est également associé à la marée.
Günümüze ait kalıntıları Arjantin'in Misiones Eyaletinde bulunmaktadır.Sa présence est incertaine dans la province de Misiones en Argentine.
Görünürde birkaç duvar kalıntısı mevcuttur.On y voit encore quelques pans de mur.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Le Titanic est retrouvé.
Kalıntıları henüz belirlenememiştir.Ses restes n'ont pas été retrouvés.
Bu sazlıkta bir Venedik barajının kalıntıları da bulunmuştur.On y trouve aussi les restes d'un moulin à vent.
San Giovanni Evangelista Bazilikası'nın kalıntıları.Église San Giovanni Evangelista.
Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.Ce taxon est aujourd’hui considéré comme une forme d'Homo erectus.
Şehir duvarının kalıntıları.Une partie des murailles de la ville.
Antik çağdaki adı ve burada bir yerleşme olup olmadığını gösteren herhangi bir kalıntıya rastlanmamıştır.Rien n'en subsiste, ou laisse deviner leur présence ancienne.
Yazılı kalıntısı bulunmayan kültürler hakkındaki bilgilerin çoğu bu kaynaklardan oluşmaktadır.La connaissance de beaucoup de cultures non-alphabétisées est tirée en grande partie de ces sources.
Şuayip Şehri: Alandaki önemli arkeolojik kalıntıdır.La ville est cependant restée un important site archéologique.
Çok eski bir yerleşim yeridir 2000 yıl öncesine ait tarihi kalıntılar mevcuttur.Ancienne place forte, il existe depuis mille ans.
Şehrin duvarları ve bazı Hıristiyan Kiliseleri ile birçok kalıntılar hala durmaktadır.S'y trouvent de nombreuses mosquées, ainsi que plusieurs églises chrétiennes.
Günümüzde ise sarnıcın kalıntıları hâlâ görülmektedir.On peut d'ailleurs toujours voir les restes de l'épave.
Sözü edilen mezraların kalıntılarına hala rastlanmaktadır.L'identité des saints représentés reste à déterminer.
Köken olarak eski Makgadikgadi Gölü'nün bir kalıntısıdır.C'est un des restes de l'ancien lac Makgadikgadi.
Eski köprünün yüksekliği, kalıntıları üzerine yapılan Selçuklu eserinden yakl.Barrage de l'ancien moulin sur le Sesserant Saut du Sesserant au niveau des Cuves de Bléfond.
Son olarak 1939-40 yılında eğitim verip kalıntıları terk edildi.Le retour des réfugiés de 1939-1940 y est donc prohibé.
2.000 yıl yaşında olduğu tahmin edilen kalıntının kalbinde, x-ışını kaynağı 1E 161348-5055 bulunur.Un possible pulsar a été découvert dans ce rémanent, 1E161348-5055.
Aslında Norman'ın kalıntıları bunlar.Il est l'œuvre des Normands.
Bu mevkide, birçok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır.À cette époque il y a sur le site du monastère plusieurs églises et chapelles.
Kalıntıları ülkesine getirilerek Londra'daki Highgate Mezarlığı'na defnedilmiştir. ^ vgl.Sa dépouille fut inhumée au cimetière de Highgate de Londres.
Şimdilerde tahrip ve yok olan bu kalıntılar daha 20-30 yıl öncesine kadar mevcudiyetini muhafaza etmiştir.Cette déception, voire ce dégoût, est déjà à son paroxysme à ses vingt et un ans.
Kalıntıların bir bölümü müzenin alt katında görülebilmektedir.Des restes des bases médiévales peuvent encore être vus dans le sous-sol du musée.
Ayrıca altı adet kilise kalıntısı mevcuttur.Les trois églises existent encore.
Mevcut kalıntılar çok sınırlıdır.Ses revenus restent très limités.
Günümüze bu su kemerinin sadece kalıntıları ulaşmıştır.Or à cette époque, seule la voie d’eau répond à ces exigences.
2000 yılında, eski bir Roma şehri olan Missionis'in kalıntıları Eski Cuma yakınlarında keşfedilmiştir.Au XIXe siècle, il a été découvert aux Bétonnières au sud du bourg les vestiges d'une ancienne villa romaine.
Ama günümüze bir liman kalıntısı kalabilmiştir.Actuellement, une partie du port a gardé ce statut.
Hala çok sayıda mağara kalıntısı vardır ve tam olarak incelenememiştir.Il y a encore de nombreux tombeaux et très certainement des pièces intéressantes à découvrir.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.On conçoit la frayeur qui règne à cet instant.
Bu yüzden şimdi kalıntılar çıkartılıyor.Leurs stocks arrivent donc à expiration.
Ancak bu bölgelerde 13 ile 7 milyon yıl öncesine ait fosil kalıntılara pek rastlanılmamaktadır.On a trouvé à ce jour très peu de fossiles d'hominidés datés entre 7 et 14 millions d'années en Afrique.
Fosil kalıntıları ilk olarak Palaeoloxodon antiquus falconeri olarak tanımlanmıştır.Palaeoloxodon antiquus Dessin de Palaeoloxodon antiquus.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod