Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Actualmente no quedan restos.
Ama günümüze bir liman kalıntısı kalabilmiştir.Hoy sigue funcionando un pequeño puerto de la localidad.
Yanmış evinin kalıntıları üstündeydi.Restos del Edificio incendiado.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.El castillo permaneció en ruinas durante más de dos siglos.
Günümüzde bu döneme ait birçok arkeolojik kalıntıya ulaşılmıştır.En esta zona se han hallado innumerables restos arqueológicos de la época.
Fakat Kargıcak mevkii civarlarında eski yaşam kalıntıları olduğu hala görülebilir.En las proximidades aún se pueden observar zonas de regadío de una gran antigüedad.
Ardından kalıntıların külleriyle kendisini kapladı.Se movía con paletas adosadas a sus costados.
Yelken Atarcası da bu kalıntıyla ilişkilidir.La eslora de flotación está relacionada con las capacidades de navegación del navío.
Aynı zamanda geçmişten günümüze arkeolojik kalıntıların kaldığı ovalardan biridir.Asimismo, abarca el mayor número de restos arqueológicos encontrados hasta la fecha.
Toplanan bitkiler hakkında, ele geçen bitki kalıntıları fikir vermektedir.Además de mantener colecciones de plantas vivas.
Relikt bir türdür (kalıntıları kalmış, çok az sayıda).Mayor fiabilidad (menos piezas).
Kale kalıntıları.Restos de castillo.
Bu tahmini bulunan kalıntılar da desteklemektedir.Existen restos prehistóricos que así lo confirman.
Kişinin fiziksel kalıntılarını belirtir.Mejora el aspecto físico de la persona.
Sahne binasının kalıntıları, yapılan kazılarda büyük ölçüde ortaya çıkarılmıştır.Esta vitrina es de gran importancia por los bienes en ella guardados.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Condénese a multa a quien, volviendo de lejanas regiones, introdujesen novedades (?).
Antik kalıntılar bulunmaktadır.Se conservan las antiguas dependencias.
Bu, Asya'da fosilleri ve kalıntıları bulunmuş dinozorların listesidir.Esta es una lista de volcanes activos y extintos de Ecuador.
Eski Sovyet komuta yapısının son kalıntıları da 1993 haziranında ortadan kaldırıldı.Le ultime vestigia della vecchia struttura di comando sovietica sono state disciolte nel giugno del 1993.
Bu iki çiçeğin kalıntıları II. Ramses'in mezarında bulunmuştur.Resti di entrambi i fiori sono stati trovati nella camera sepolcrale di Ramses II.
Kroll-Garten Oteli nihayet 1956'da kapanmış ve bir yıl sonra son binaların kalıntıları temizlenmiştir.Il Kroll-Garten chiuse definitivamente nel 1956 e un anno dopo le ultime autorizzazioni vennero revocate.
Kalıntılar 13.900 yıllıktır.Totale: 13.900 anni.
Anıtsal kalıntıları, yüzyıllar boyunca gezginlerin ve yazarların ilham kaynağı oldu.Queste monumentali rovine hanno ispirato l'immaginazione di turisti e scrittori per molti secoli.
Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanıbaşında yerde duruyordu."I reggimenti parevano inchiodati al suolo".
Günümüze bu eski yerleşim yerinden kalıntılar kalmıştır.Dell'antico edificio oggi rimangono alcuni resti.
Şehir duvarının kalıntıları.Il parco urbano delle Mura.
Eski zaman kalıntılarındaki her insan kafalı hayvan sfenks sayılmaz.Non tutti gli animali con testa umana dell'antichità sono sfingi.
Filmin yapımı Cameron'ın RMS Titanic'in kalıntılarını görüntülediği 1995 yılında başladı.La produzione del film iniziò nel 1996, quando Cameron fece alcune riprese del vero relitto del Titanic.
Katrinanın kalıntıları Pennsylvania'nın doğusunda yeni bir siklona doğru çekilmiştir.I residui di Katrina sono stati assorbiti da un nuovo ciclone ad est attraverso la Pennsylvania.
Geriye küçük lepton kalıntıları kalmıştır.Lì vi trovano i resti di Olson.
40 kalıntıdan daha kısa olan zincirler için protein yerine genelde peptit terimi kullanılır.Al di sotto di circa 40 residui è più frequentemente usato il termine peptide anziché proteina.
Ama günümüze bir liman kalıntısı kalabilmiştir.È attualmente in costruzione un nuovo porto.
Kalıntı şizofreniden ayırmak zor olabilir.Probabile differenziazione per schizoendemismo.
Bu kalıntılarda yazısız dikili taşlardır.Queste foglie sono prive di stipole.
Divin kalesi kalıntıları Divin Malikane ev ^ ^ soyisimleriDivinità dei cancelli dell'oltretomba
Ülkenin bütün bölgelerinde Eski Taş Çağı ve Bakır Çağı'ndan kalıntılar bulunmuştur.In tutto il parco sono stati rinvenuti molti reperti relativi ad insediamenti dell'età della pietra.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Ora non c'è più nulla da mangiare.
Ayrıca Çobanoğulları döneminden kalan bir hamam kalıntısı da günümüze kadar ulaşmıştır.Era inoltre contrapposta ai suoi figli Etere (la luce) ed Emera (il giorno).
Ayrıca köy merasında Erken ve Geç Roma Dönemlerine ait yerleşim kalıntıları bulunmaktadır.Ancora molto controverso è il problema sul popolamento della città prima e dopo la conquista romana.
Çünkü köyün Yeşilırmak'a yakın bölümünde eski bir kilise kalıntısı bulunmaktadır.Infatti nei pressi dell'insediamento ci sono resti di una antica chiesa.
M.Ö. 7. yüzyıla uzanan tarihin kalıntılarına, Ağva'ya bağlı civar köylerde rastlamak mümkün.Si deve forse ai Pasta, nel Settecento, la definitiva evoluzione in villa.
Günümüze çok az kalıntısı kalmıştır.Oggi ne restano pochi resti.
Yamaçtaki surların içinde apsisli bir kilise kalıntısı bulunur.Di conseguenza, nei sotterranei della prigione vi è una complessa rete di tubi.
Günümüzde ise sarnıcın kalıntıları hâlâ görülmektedir.Attualmente sono visibili i resti dell'insediamento.
Vela süpernova kalıntısı bize en yakın kalıntılardan birisidir.Il superammasso della chioma è uno dei più vicini superammassi conosciuti.
Yanmış evinin kalıntıları üstündeydi.Morta nell’incendio della Casa.
Antik kentte en eski kalıntılar Helenistik devirden kalma mezarlardır.Gli ipogei ellenistici di Napoli sono degli antichi siti cimiteriali sotterranei.
Kazan hanlarının eski kale kalıntıları üzerine Korkunç Ivan'ın emriyle kurulmuştur.Venne eretto su ordine di Ivan il Terribile sopra le rovine del precedente castello dei khan di Kazan'.
San Giovanni Evangelista Bazilikası'nın kalıntıları.Oratorio di San Giovanni Evangelista.
Yapıya ait herhangi bir kalıntı günümüze ulaşamamıştır.Probabilmente nessuna parte del tetto rimase al suo posto.
Günümüzde Vatikan'daki İsviçreli Muhafızlar bu geleneğin kalıntısıdır.Ancor oggi le guardie svizzere del Vaticano vengono reclutate in questo cantone.
Kaleden günümüze yalnızca kuzey ve doğu yönünde uzanan sur duvarı kalıntısı gelebilmiştir.Della fortezza oggi rimane solo parte del basamento delle mura volte a nord e a est.
Halen bu su değirmenlerin kalıntıları ve binaları yer almaktadır.Di queste sopravvivono le strutture e le ciminiere.
Sene 1992'de geminin kalıntıları Fransız arkeolog Franck Goddio tarafından bulundu.Il relitto fu scoperto nel 1992 dall'archeologo subacqueo Franck Goddio.
Ama İtalya'da bulunan birçok Bizans kalıntıları Franklara karşı zayiata uğradılar.La stragrande maggioranza dei suini allevati in Italia segue questa filiera.
"Salonina", Yunan ve Roma Kalıntıları Sözlüğü, William Smith (1870).(EN) Voce Amburbium del Dizionario di Antichità greche e romane di William Smith (1875).
Görevin en önemli amacı Mars'ta yaşam için kalıntılar bulmaktı.Questo avrebbe di per sé ostacolato il raggiungimento di Marte.
Günümüze ulaşabilen kalıntıları yok denecek kadar azdır.Oggi rimane molto poco di quello che potevano essere gli affreschi di un tempo.
Az da olsa tarihi kalıntılara rastlanılmakla birlikte kesin tarihi veri bulunmamaktadır.Da questi si estrapolano, con un minore grado di certezza, le possibili date degli altri eventi.
Halen ev kalıntıları bulunmaktadır.Sono presenti solo case di vacanza.