Su, sanıldığı gibi kahvenin sonunda değil; kahveyi içmeden önce içilmektedir.Prima di mettersi in viaggio il caffè non è consigliato, se non dopo aver mangiato.
Ben kahveyi çaya tercih ederim.Предпочитаю чаю кофе.
Kahveyi tercih ederim.Я предпочитаю кофе.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Запрещался табак и алкоголь.
Amerikalılar genelde çay yerine kahveyi tercih ederler.يفضل الأمريكيون عموماً القهوة على الشاي.
Tütün ve kahveyi yasakladı.تدخين السجائر و التبغ .
Konuk kahveyi içtikten sonra yine aynı miktarda kahve doldurulur.ولما استقال من الوزارة أعادوا شرب القهوة إلى سابق عهده.
Amerikalılar genelde çay yerine kahveyi tercih ederler.Americanos geralmente preferem café a chá.
Konuk kahveyi içtikten sonra yine aynı miktarda kahve doldurulur.Quem agora há de encher-me a taça outra vez?
Yayında Lawler, Kaufman’a tokat attı ve Kaufman’da Lawler’ın yüzüne kahveyi fırlattı.Kaufman respondeu jogando seu café em Lawler.
Genel olarak, Amerikalılar kahveyi severler.De uma maneira geral, norte-americanos gostam de café.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Verder wordt er tabak en koffie verbouwd.
Neden kahveyi koyu seviyorsun?Waarom houd je van zwarte koffie?
Kahveyi süte tercih ederim.Ik heb liever koffie dan melk.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Oferuje mu na przykład papierosa czy kawę.
Amerikalılar genelde çay yerine kahveyi tercih ederler.Amerikaner i allmänhet föredrar kaffe framför te.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Alkohol och tobak var förbjudna.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Забороняється споживання спиртних напоїв та паління.
Amerikalılar genelde çay yerine kahveyi tercih ederler.Після десерту американці люблять випити чашку кави, рідше — чай.
Babam koyu kahveyi sever.Мій батько любить міцну каву.
Tom kahveyi çaydan daha çok sever.Тому більше подобається кава, ніж чай.
Kahveyi sevdiğini biliyorum.Я знаю, що тобі подобається кава.
Hangisini daha çok içersin, kahveyi mi yoksa çayı mı?Чого ти більше п'єш, чаю чи кави?
Kahveyi şekersiz içemem.Я не можу пити каву без цукру.
Amerikalılar genelde çay yerine kahveyi tercih ederler.Americanii beau de trei ori mai multă cafea decât ceai.
Çay (tsaey) ile kahveyi (Merkezî ve Aşağı guuxi, Yukarı ve Batı guuxe’) Ruslardan öğrenmişlerdir.Este formată din satele Ghiduleni (sat-reședință), Roșcanii de Jos și Roșcanii de Sus.
Ne çayı ne de kahveyi severim.Nu-mi place nici ceaiul nici cafeaua.
Bu kahveyi çok ince öğüt.Macină foarte fin cafeaua asta!
Konuk kahveyi içtikten sonra yine aynı miktarda kahve doldurulur.A kávé elfogyasztása után jósolni is szoktak a kihűlt kávézaccból.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Dohányt és bort termeszt.
Kahveyi sever misin?Szereti a kávét?
Amerikalılar genelde çay yerine kahveyi tercih ederler.Amerikanere drikker tre gange så meget kaffe som te.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Ia juga melarang alkohol, kopi, dan tembakau.
Amerikalılar genelde çay yerine kahveyi tercih ederler.Pada masa perang, orang Amerika semakin menyukai teh manis.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Nó cũng thích hút và ăn thuốc lá.
Tütün ve kahveyi yasakladı.タバコとコーヒーが嫌い。
Kahveyi yerden uzak tutmak için kahve filtresi.茶巾筒 他の道具の水濡れを避けるために茶巾を収納する。
Tom kahveyi Maria'nın önüne koydu.トムはコーヒーをマリアの前に置いた。
Amerikalılar genelde çay yerine kahveyi tercih ederler.미국인들은 보통 차보다 커피를 좋아한다.
Amerikalılar genelde çay yerine kahveyi tercih ederler.ככלל, אמריקאים מעדיפים קפה על פני תה.
Tütün ve kahveyi yasakladı.איסור על עישון ועל הימורים.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Производство на кафе и тютюн.
Mary kahveyi süzmek için kağıt filtre kullanır.За да прецеди кафето Мари използва хартиен филтър.
Amerikalılar genelde çay yerine kahveyi tercih ederler.Dažniausiai amerikiečiai vietoje arbatos renkasi gerti kavą.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Tabakas buvo uostomas ir rūkomas.
Çay (tsaey) ile kahveyi (Merkezî ve Aşağı guuxi, Yukarı ve Batı guuxe’) Ruslardan öğrenmişlerdir.Kasachia), iš kurio kilo ir rusų vartotas kasogai (rus. Касоги).
Kahveyi yerden uzak tutmak için kahve filtresi.Į puodą įstatomas filtras, kad nepraleistų kavos grūdelių.
Ancak bazıları her zamanki gibi kendisine bir kahve aldı, bazıları ise kahveyi başkası için aldığını söyledi.Ale někteří lide si koupili kávu pro sebe, jako obvykle, jiní zase řekli, že koupili kávu někomu jinému.
Ancak bazıları her zamanki gibi kendisine bir kahve aldı, bazıları ise kahveyi başkası için aldığını söyledi.Algunos se compraron un café, como siempre, pero otros dijeron que compraron un café para alguien más.
Ancak bazıları her zamanki gibi kendisine bir kahve aldı, bazıları ise kahveyi başkası için aldığını söyledi.그 중 일부는 늘 하던대로 커피를 사서 자신들이 마셨지만, 일부는 다른 사람들에게 커피를 사주었다고 했습니다. 똑같은 커피 구매 행위도
Ancak bazıları her zamanki gibi kendisine bir kahve aldı, bazıları ise kahveyi başkası için aldığını söyledi.Nekateri so si privoščili svojo običajno kavo, drugi pa so rekli, da so kavo kupili nekomu drugemu.
Ancak bazıları her zamanki gibi kendisine bir kahve aldı, bazıları ise kahveyi başkası için aldığını söyledi.Nhưng một số người mua cà phê cho mình, cách mà họ thường làm, Số khác nói rằng họ mua cà phê cho người khác
Ancak bazıları her zamanki gibi kendisine bir kahve aldı, bazıları ise kahveyi başkası için aldığını söyledi.Niektórzy kupowali kawę dla siebie, a inni mówili, że postawili ją komuś innemu.
Ancak bazıları her zamanki gibi kendisine bir kahve aldı, bazıları ise kahveyi başkası için aldığını söyledi.Sommigen kochten koffie voor zichzelf, zoals gewoonlijk, maar anderen voor iemand anders.
Ancak bazıları her zamanki gibi kendisine bir kahve aldı, bazıları ise kahveyi başkası için aldığını söyledi.Но някои купиха кафе за себе си, както обикновено правеха, но други казаха, че са купили кафе за някой друг.
Ancak bazıları her zamanki gibi kendisine bir kahve aldı, bazıları ise kahveyi başkası için aldığını söyledi.Но одни купили кофе себе, как они это делали всегда, а другие сказали, что купили кофе для кого-то другого.
Ancak bazıları her zamanki gibi kendisine bir kahve aldı, bazıları ise kahveyi başkası için aldığını söyledi.Хтось, як і зазвичай, купував каву для себе, а дехто казав, що пригостив іншого.
Ancak bazıları her zamanki gibi kendisine bir kahve aldı, bazıları ise kahveyi başkası için aldığını söyledi.他の人のために買った人もいました つまり 同じ買い物でも 一方では自分のため
Biz kahveyi alıyoruz, kavuruyoruz, ve daha sonra bunu birilerine satmak istiyoruz.Ми отримуємо каву, ми смажимо її, а потім хочемо продати її комусь.
Bu bölgede sipariş verdiğiniz kahveyi bugün veya yarın teslim alabileceksiniz.Ušetříte 500 mil.