Ana içeriğe geç
Sözlük

kahvehane ile cümle

kahvehane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Mahallede ayrıca 1 otel, 3 market, 2 kahvehane, 2 restaurant bulunmaktadır.Selain itu juga memiliki 3 hotel dan 2 rumah makan/restoran/kafe.
Viyana kahvehaneleri kahvelerin çeşitliliğiyle ünlüdür.Desa ini terkenal dengan hasil perkebunan kopinya .
Meydanda iki kahvehane bulunuyordu.Juga terdapat dua restoran di Beach.
Ünlü kahvehanelerin bir kısmı kapandı.Nhiều nhà máy rượu vang nổi tiếng bị đóng cửa.
Köyde bir bakkal ve 3 kahvehane bulunmaktadır.姉妹3人でカフェを開いている。
Kasaba meydanında bulunan Kahvehanenin sahibidir.現在は都内で喫茶店の店長。
Edebiyat ve kahvehane ilişkisinde Viyana'ya benzer bir görünüm Prag'da da vardır.バンコクにてアジアのハーブとイタリアの類似点研究と料理教室勉強。
Bugün Leopold Hawelka hala kahvehanenin girişinde konuklarını selamlamaktadır.利奥波德·哈维卡仍会坐在入口处,迎接客人。
Tipik Viyana kahvehanesi farklı şekillerde döşenebilir.葡萄酒有許多分類方式。
Erkekler, zamanlarının büyük bir bölümünü köy kahvehanelerinde geçirir.他们中的大多数在一家咖啡馆中度过了那个夜晚。
Mahallede bakkal ya da kahvehane bulunmamaktadır.不可於咖啡廳內或外對女僕拍照。
Bugün Alt Wien klasik kahvehaneler arasında sınıflandırılmamaktadır.大師龍目前被歸類於角龍科的分類未定屬。
Kahvehane ve lokanta da bulunmamaktadır.술이나 커피도 마시지 않는다.
Bu zorbalardan bazıları lüks kahvehaneler kurmakla nam salmıştı.그리고 그 쥐같은 놈들이 날 맛있는 고깃덩어리로 만들어놨어.
Tipik Viyana kahvehanesi farklı şekillerde döşenebilir.빈에서 볼 수 있는 커피는 아주 다양하다.
Ayrıca 2 adet kahvehanesi vardır.D, E의 두 콩코스이 있다.
Sokakları kahvehanelerle doludur.카페 거리로 유명하다.
Bugün Alt Wien klasik kahvehaneler arasında sınıflandırılmamaktadır.בני העת העתיקה לא הבדילו בין התקופה הקלאסית להלניסטית.
Sonbahar 1945’te kahvehane yeniden açılabildi.באוגוסט 1945, הוקם יישוב הקבע.
1544 yılında İstanbul’da Tahtakale’de iki Suriyeli Arap ilk kahvehaneyi açmışlardır.בשנת 1554 נפתח בית הקפה הראשון באיסטנבול על ידי שני סוחרים סורים.
Yaşam Boyu Eğitim Yönergesi çerçevesinde ilçede bulunan kahvehanelerde eğitim çalışmaları yapılmıştır.בנוסף מתקיימות במהלך שנת המכינה סדרות מרוכזות בנושאים שנלמדים במכינה.
4 kahvehane, 3 bakkal bulunmaktadır.מציפים בפנים 3 פולי קפה ומציתים.
Mahallede dükkan ve kahvehane mevcuttur.Наблизо има магазинчета и кафенета.
Bakkal, kahvehane vb. bulunmamaktadır.Пиещият кафето не може да гледа собствената си чаша.
Kahvehanelere gitmezdi ve sıra gecelerine katılmayı çok seviyordu.On je volio biti kući, ona noćni život.
Bu binada muhtarlık hizmet bürosu ve kahvehane yer almaktadır.Trenutno je u izgradnji nadogradnja službenih prostorija i caffe bara.
Bakkalı, Kahvehanesi bile yoktur."Bez práce nie sú koláče!"
Sonbahar 1945’te kahvehane yeniden açılabildi.Jeseni 1964 je bila prenovljena kavarna.
Bakkal, kahvehane vb. bulunmamaktadır.Pivo ne pušča sledi od kave.
1980'lerden bu yana kahvehane daha çok bir gececi kahvehaneye dönüşmüştür.Do poznih 1880-ih let so skoraj vse nasade kave zamenjali s čajevci.
Ayrıca 2 restoran ve 3 de kahvehane bulunmaktadır.Na voljo sta tudi dve kavarni in več trgovin.
Ayrıca 2 adet kahvehanesi vardır.Pripravil je dva ločena kozarca.
Kahvehanelerde genellikle küçük çaplı yiyecekler ve hamur tatlıları ya da pastalar bulunur.V predalčkih so običajno drobna darilca in sladkarije.
Kimi kahvehanelerde de edebiyat ya da felsefe ağırlıklı özel programlar yapılmaktadır.S področjem fikcije v ožjem smislu se ukvarjata filozofija in literarna teorija.
Gençler Beyazıt’taki Küllük Kahvehanesi'nde toplanır.Jauniklių apdare vietoj baltos vyrauja pilkšva spalva.
Sokakları kahvehanelerle doludur.Tänav on varustatud tänavalaternatega.
"Bir esrarkeş kahvehanesinde piyano çalar"A tanár felhívja a szülőket és ezt mondja:
"Bir esrarkeş kahvehanesinde piyano çalar"Billy odpowiada: "Jest pianistą w palarni opium".
"Bir esrarkeş kahvehanesinde piyano çalar"아편 동굴에서요."
"Bir esrarkeş kahvehanesinde piyano çalar""Mon père joue du piano dans un salon d'opium."
"Bir esrarkeş kahvehanesinde piyano çalar""Tata cântă la pian într-un club de opium."
"Bir esrarkeş kahvehanesinde piyano çalar""Баща ми свири на пиано в бърлога за опиум".
"Bir esrarkeş kahvehanesinde piyano çalar""Мій тато грає на фортепіано у лігві курців опіуму".
"Bir esrarkeş kahvehanesinde piyano çalar""Мой отец работает пианистом в борделе".
"Bir esrarkeş kahvehanesinde piyano çalar"במאורת אופיום."
"Bir esrarkeş kahvehanesinde piyano çalar"في إحدى الحانات"
"Bir esrarkeş kahvehanesinde piyano çalar"先生はびっくりして 家に電話をかけました
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.A tak, do nástupu kaviarní, celá populácia popíjala v podstate celý deň.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.Bis zum Aufstieg des Kaffeehaus war die komplette Bevölkerung tatsächlich den ganzen Tag betrunken.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.Così, infatti, fino all'arrivo delle caffetterie, l'intera popolazione era quotidianamente sbronza.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.Így azután, amíg divatba nem jöttek a kávéházak, gyakorlatilag a teljes népesség egész nap részeg volt.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.그리고 사실상 커피 전문점이 번창할 때까지 실제로 전체 인구가 하루 종일 술에 취해있던 것이나 마찬가지였습니다.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.Så innan caféerna började dyka upp hade man konsekvent en befolkning som var berusad hela dagen.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.Tak w efekcie, przed rozwojem kawiarni, cała populacja, była pijana przez cały dzień.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.Takže až do rozkvětu kaváren byla celá populace Velké Británie vlastně celý den nalitá.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.Và cho đến khi sự xuất hiện của quán cà phê, thì toàn bộ dân chúng ai cũng say sưa suốt ngày.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.Y así fue hasta que surgieron los cafés. Toda una población estaba embriagada todo el día.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.Κι οπότε, ουσιαστικά, μέχρι τη δημιουργία του καφενείου, όλος ο πληθυσμός ήταν ουσιαστικά πιωμένος όλη μέρα.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.И така, на практика, до разпространението на кафенетата, цялото население било на практика пияно по цял ден.
Bu nedenle, kahvehanelerin yğkeslişine kadar aslında hemen hemen bütün nüfüs gün boyu sarhoş geziniyordu.Таким образом, до появления кофеен почти все население целый день было пьяным.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod