Kahve yapacağım.Vou fazer um café.
Kahveye ihtiyacım var.Preciso de café.
Tom'un köpeği kahverengi.O cachorro de Tom é marrom.
Bu, iki kahverengi saçlı ebeveynin neden sarı saçlı bir çocuk üretebileceğini açıklar.Dit verklaart ook waarom twee bruinharige ouders een blond kind kunnen produceren.
Hazır kahve, 1901 yılında Chicago'da çalışan bir Japon bilim adamı olan Satori Kato tarafından bulunmuştur.Oploskoffie werd uitgevonden in 1901 door Satori Kato, een Japanse wetenschapper die in Chicago werkte.
Zulma ve Elvira gelip Mustafa'nin kahve ziyaretine geleceği haberini getirirler.Elvira en Zulma komen zeggen dat Mustafà op de koffie komt.
Ağustos 2006'da, Elle magazine babasının ünlü, kahverengi örme hırkası ve pijamalarıyla poz vermiştir.In augustus 2006 werd ze gefotografeerd voor ELLE Magazine in haar vaders beroemde bruine vest en pyjamabroek.
Türkçe günün ilk öğünü anlamına gelen "kahvaltı" sözcüğü kahve içimi öncesi yenen şeyler demektir.Het Turkse woord voor ontbijt, kahvaltı, betekent 'voor de koffie'.
Çok kahve içerler.Hij drinkt te veel cacao.
Orihime, mangadaki resimlerde kahverengi gözlere sahiptir fakat animede gri.Orihime heeft bruine ogen in de kleurenpagina's van de manga, maar grijze ogen in de anime.
Kahve Dükkanı'nda çalışan Margaret'tan hoşlanmaktadır.Hij is verliefd op Margaret een roodborstje dat bij de Coffeeshop werkt.
Kahve, Etiyopya ekonomisi için son derece önemlidir.De koffie is belangrijk voor de economie van Beaumont.
Kahve içmeyi çok sever.Hij drinkt graag kokosnootmelk.
Köy muhtarlık binası ve bitişiğinde kahvehane mevcuttur.Er ligt overal koffie naast je kopje.
Kelime anlamı ile Amerikan kahvesi) sıcak su ekleyerek espresso kaynatmak yöntemi ile hazırlanan kahve çeşidi.Caffè americano (of Americano) is een koffiebereiding waarbij een espresso wordt aangelengd met heet water.
Sokakları kahvehanelerle doludur.De straten lagen vol met lijken.
5 Ekim - Kahve satışları durduruldu.Op 5 oktober werd de verkoop afgerond.
İlk-kış kuşları, çoğunlukla kahverengidir.Onvolwassen vogels zijn overwegend bruin gekleurd.
Luigi Lavazza S.p.A. (İtalyanca söyleyiş: ]]), bir İtalyan kahve ürünü üreticisidir.Luigi Lavazza, S.p.A. is een Italiaanse koffiebrander.
Gobi kahverengi ayısı, bazen Tibet mavi ayısı ile aynı alt türe ait olarak sınıflandırılır.Soms wordt de Gobibeer geclassificieerd als behorend tot dezelfde subsoort als de Tibetaanse blauwe beer.
Grand Theft Auto: Vice City'de beyaz ya da kırmızı Hawaii gömlekle birlikte kahverengi pantolon giyinirler.In GTA: Vice City dragen ze witte of rode Hawaïaanse shirts met een bruine broek.
4. Yeşil evde oturan kahve içer.De bewoner van het groene huis drinkt koffie.
Kanal kahve çok önemlidir.Het belang van het kanaal is zeer groot.
Bu sırada çeşitli gitarlar üzerinde çalıştı ve yerel kahvelerde şarkı söylemeye başladı.Ze begon daar al vroeg met zingen en op te treden in diverse cafés.
Tweek Tweak, South Park'ın kahve bağımlısı karakteri.Tweek Tweak is een personage van de animatieserie South Park.
Tavanın içine 1 küçük kahve fincanı hamur konur.In de apsis is een café ingericht met een klein podium.
Çoğunlukla gridir, ama bazen kahverengi de olabilir.Meestal is hij bruin, maar ook weleens grijs.
Kahverengi elbiseli olan ise bir Curiattır.Het mannetje in broedkleed is onmiskenbaar.
Frappuccino Starbucks tarafından satılan buzlu kahvenin ticari markasıdır.In supermarkten worden koffiebonen, roomijs en ijskoffie van Starbucks verkocht.
Nestlé'ye ait olan bir hazır kahve markasıdır.Het hoort bij een koffiezetsysteem dat is ontwikkeld door Nestlé.
Mahallede 5 adet kahvehane vardır.In het koor zijn vijf glas in loodramen aanwezig.
Bi’ Kahve 2 Sohbet.Een kopje koffie 6.
Dişileri kahverengidir ve süslü değildir.Wijfjes zijn bruin en weinig opvallend.
Kararınızı reddediyorum" diye bağırdı ve küçük bir kahverengi şişe içindeki sıvıyı içti."Ik weet niet eens hoe ik een fles champagne moet ontkurken", zei hij na de huldiging in gebroken Engels.
Atakpamé'ye yakın bölgelerde toplanan kakao, kahve gibi ürünler bu şehir üzerinden dağıtılmaktadır.In het westen van Atakpamé worden vooral cacao en koffie verbouwd, die deels via de stad worden afgevoerd.
Caribou Coffee, bir Amerikan kahve şirketi ve kahvehane zinciridir.Denny's is een Amerikaanse koffiebar en familierestaurantketen.
Kahvedeki insanlar hep bir ağızdan "Tamam!" demiş.De douane zegt "OK"!
Kahveci 17 Ocak 2012'de profesyonel kariyerini noktaladığını duyurdu.De Bleeckere zette op 17 december 2011 een punt achter zijn carrière.
Ayrıca kahve dolduran kadına bakan erkeğe de bakar gibidir.Ook in De plaaggeest is zij te zien als koffiejuffrouw.
Örneğin, bir kahve fincan sapı meydan okuyucu sebep olabilir.Een droomloper zou bijvoorbeeld een kopje thee tevoorschijn kunnen denken.
Günde üç yerine bir kahve için" dedi.Kookrubriek met dagelijks een andere kok.
Göğsünde kahverengi çizgiler vardır.Op zijn borst is er een witte vlek.
Sonra yerime gelerek bir kahve içtim.Nadien begon hij met het uitbaten van een café.
Ayrıca Türk kahvesi de Osmanlı zamanından beri yerel halk tarafından içilen ve sunumu yapılan bir kahvedir.Ook wordt Turkse koffie gedronken en is de lokale alcoholische drank rakija.
Mahallede bir bakkal ve bir de kahvehane vardır.Voorts heeft het dorp ook een bakkerij en een café.
Kahverengi ale, koyu kehribar rengi ve kahverengi arasında bir bira türüdür.Het bier komt in twee varianten, blond en bruin.
5. sezonda kahverengi-kızıl renkte saçları vardır.Op het vijfde sterniet is er een roodbruine haarband.
Köy kahvesinde wireless internet hizmeti bulunmaktadır.In grote delen van het dorp is gratis draadloos internet beschikbaar via het Open Wireless-systeem.
Sıcak suyla pişirilerek kahve özünün suya geçmesi sağlanır.Pas dan kan er met heet water koffie van worden gezet.
Köyde 3 bakkal ve 1 kahvehane de yer almaktadır.Het dorp omvat 7 straten en heeft één café.
Beyaz olanlarında kahverengi burun olabilmesine rağmen siyah tercih edilmektedir.Zwarte neus, behalve wanneer het een bruine hond betreft, dan mag de neuskleur bruin zijn.
Bana biraz kahve yapabilirmisin, ister misin? - Tabii ki, tabii ki ...Vindt u het belangrijk dat u in de trein koffie kunt verkrijgen?
Kuş tüyü, yukarda koyu çizgilerle soluk kahverengidir.Van boven is de vogel bruin met donkere streepjes.
1989'da Adnan Kahveci ile politik danışmanığa başlamıştır.In 1989 begon de samenwerking met Alain Prost fout te lopen.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Verder wordt er tabak en koffie verbouwd.
Bir fincan kahve ister misin?Wilt u een kopje koffie?
Ben çayı kahveye tercih ederim.Ik heb liever thee dan koffie.
Kahve soğuk.De koffie is koud.
Ben kahve içmem.Ik drink geen koffie.
Sabahları her zaman bir fincan kahve içerim.'s Morgens drink ik altijd een kop koffie.