Ben ondan bir çay istemiş olsam da o bana bir kahve getirdi.He brought me a coffee even though I had asked for a tea.
Ben şekersiz kahve içemem.I cannot drink coffee without sugar.
Muz kahverengi ve lapa gibiydi.The banana was brown and mushy.
Kahveni nasıl istersin; şekerli şekersiz?How do you like coffee — with or without sugar?
Tom neredeyse kahvesini genzine kaçırıyordu.Tom almost choked on his coffee.
O bana kahve servis etti.He served me coffee.
Brezilya kahve talebimizin çoğunu yerine getirir.Brazil fulfills most of our demand for coffee.
Tom Maria'nın önüne bir fincan kahve koydu.Tom put a cup of coffee in front of Maria.
O zaten üç fincan kahve içti.He's already drunk three cups of coffee.
Mary kahveyi süzmek için kağıt filtre kullanır.Mary uses a paper filter to strain coffee.
Biz çok kahve içtik.We drank a lot of coffee.
Çok kahve içtim.I drank a lot of coffee.
Tom kahveyi Maria'nın önüne bıraktı.Tom left the cafe in front of Maria.
Tom'un uzun kahverengi saçı var.Tom has long brown hair.
Tom bize biraz kahve yaptı.Tom made us some coffee.
Ben beş dakika önce uyandım. Çalışmaya başlamadan önce kahveye ihtiyacım var.I woke up 5 minutes ago. I need coffee before I can start working.
Daha fazla kahveye ihtiyacımız var.We need more coffee.
Starbucks kahve satın almak için en iyi yerdir.Starbucks is the best place to buy coffee.
Ben kahvenin üzerinde sıcak kakao tercih ederim.I prefer hot cocoa over coffee.
Tom kahve makinesini prize taktı.Tom plugged in the coffee maker.
Tom kahvesine süt koydu.Tom put milk in his coffee.
Kahve içer.He drinks coffee.
O, kahve içer.He drinks coffee.
Biz kahveyi severiz.We like coffee.
Konuşurken kahve içelim.Let's drink coffee while we talk.
Kahve fincanı ağzına kadar dolu.The cup of coffee is full to the brim.
Tom kahve içiyor.Tom is drinking coffee.
Tom şimdi kahve içiyor.Tom is having coffee now.
Ben de bir fincan kahve isterim, lütfen.I'd like a cup of coffee, too, please.
Adam kahve içiyor.The man is drinking coffee.
Tom her gün kahve içiyor.Tom drinks coffee every day.
Tom biraz kahve alıyor.Tom is getting some coffee.
Henüz kahvemi içmedim.I haven't had my coffee yet.
Tom bir fincan kahve isteyip istemediğimi sordu.Tom asked me if I wanted a cup of coffee.
Şu andan itibaren, ofise geldiğimde masamın üzerinde sıcak bir fincan kahve istiyorum.From now on, I want a hot cup of coffee on my desk when I arrive at the office.
Son derece açık tenim var ve hiç kahverengi değilim.I have extremely light skin and not at all brown.
Kahveye şeker koymam.I do not put sugar in the coffee.
Bir fincan kahve için buluşalım.Let's meet for a cup of coffee.
Bejo bronz fincanda zencefilli bir kahve yapar.Bejo makes a ginger coffee in a bronze cup.
Kahve popüler bir içecektir.Coffee is a popular beverage.
Tom kahve çekirdeklerini kavuruyor.Tom is roasting coffee beans.
Tom çayı kahveye tercih ediyor.Tom prefers tea to coffee.
Tom gömleğimin her yerine kahve döktü.Tom spilled coffee all over my shirt.
Gömleğimin her yerine kahve döktüm.I spilled coffee all over my shirt.
Bir kahve içelim.Let's go for a coffee.
Tom bana kahve verdi.Tom served me coffee.
Kızıl kahverengiye bak!Look a mahogany!
"İçecek bir şey ister misin?" "Bir kahve,lütfen.""Would you like something to drink?" "A coffee, please."
Linda kahve hazırlayacak.Linda will prepare coffee.
Kahvemi kimin içtiğini biliyor musun?Do you know who drank my coffee?
Tom çay havluları nerede? Kahveyi döktüm.Tom where are the tea towels? I have spilled coffee.
Tom en sevdiği kahve kupasını kazara kırdı.Tom accidentally broke his favorite coffee mug.
Tatlın ile kahve ister misin?Would you like coffee with your dessert?
Mary'nin iri kahverengi gözleri var.Mary has big brown eyes.
Küçük bir kahve ister misin?Would you like a small coffee?
O kahve sevmiyordu.She didn't like coffee.
Biraz kahve iç, Jamal.Have some coffee, Jamal.
Kahve içmeye gidelim mi?Shall we go for some coffee?
Kahveden hoşlanır.She likes coffee.
Sana bir fincan kahve yaptım.I've made you a cup of coffee.