Ana içeriğe geç
Sözlük

kahve ile cümle

kahve kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom bana kahve getirdi.Tom brought me coffee.
Kahvenin bulaşık suyu gibi tadı var.The coffee tastes like wash water.
Kahve aromalı puding yiyeceğim.I will eat coffee flavored pudding.
Biraz kahve aromalı puding yer misin?Will you have some coffee flavored pudding?
Kahverengi tek parça elbiseme uyan bir şapka arıyorum.I'm looking for a hat that matches my brown one piece dress.
Tom herkese Mary'nin kahvesini kremayla içtiğini söyledi.Tom tells everyone that Mary's the cream in his coffee.
Onlar evde kahve içer.They drink coffee at home.
Demli ve koyu kahvemi sevme tarzımdır.Dark and strong is how I like my coffee.
Kahvemi koyu ve sert severim.I like my coffee dark and strong.
Tom bir bardak portakal suyu ve bir fincan kahve sipariş etti.Tom ordered a glass of orange juice and a cup of coffee.
Biz çay veya kahve tercih ederiz.We prefer tea or coffee.
Kocam bir konferansta. Biraz kahve almak ister misiniz?My husband is at a conference. Would you like to get some coffee?
Lütfen misafirlere biraz kahve servisi yap, canım.Please serve the guests some coffee, dear.
Kahvaltıyı kahvesiz yapamam.I can't do without coffee at breakfast.
Bir günde beş fincan kahve içerim.I drink five cups of coffee a day.
Günde üç ya da dört fincan kahve içerim.I drink three or four cups of coffee a day.
Kavrulmuş kahvenin kokusu gibi bir şey yok.There is nothing like the smell of roasted coffee.
O biraz kahve yapacak.She's going to make some coffee.
Kahveden bir yudum alacağım.I am going to take a sip of coffee.
Kahveni bitirmedin.You haven't finished your coffee.
Kahve hazırlamam gerekiyor mu?Should I prepare the coffee?
Ben kahve içmek için içeriye gelirim.I come inside to drink coffee.
Babam kahvesini koyu seviyor.My father likes his coffee strong.
Genellikle öğle yemeği ile iki fincan kahve içerim.Usually I drink two cups of coffee with lunch.
O kahve içmeyi sevmez.He doesn't like to drink coffee.
Kahve senin için iyi mi?Is coffee good for you?
Ben kahveme şeker eklemem.I don't add sugar to my coffee.
18. yüzyılda kadar Yemen neredeyse tüm dünyanın kahve kaynağı oldu.Tom and Mary are playing Minecraft together.
18. yüzyıla kadar Yemen neredeyse tüm dünyanın kahve kaynağıydı.Till the 18th century Yemen was the source of nearly all the world's coffee.
Kahvaltı için Sandra bir dilim ekmek ve bir fincan kahve aldı.For breakfast, Sandra had a slice of bread and a cup of coffee.
Ben genellikle kahvemi süt ile içerim.I usually drink my coffee with milk.
Bu kahvenin bulaşık suyu gibi tadı var.This coffee tastes like dishwater.
Bu kahvenin tadı bulaşık suyu gibi.This coffee tastes like dishwater.
Tom kahvesine şeker ilave etti.Tom added sugar to his coffee.
Tom kahvesine şeker koydu.Tom put sugar in his coffee.
Tom kahve kupasını yeniden doldurdu.Tom refilled his coffee mug.
Eğer sola dönerseniz, bir kahve dükkanı göreceksiniz.If you turn left, you'll see a coffee shop.
Tom günde altı kupa kahve içer.Tom drinks six cups of coffee a day.
Tom kahve satıyor.Tom sells coffee.
Tom günde üç fincan kahve içer.Tom drinks three cups of coffee a day.
Onlar kahve içerler.They drink coffee.
Tom kahvesini bitirdi ve işe gitti.Tom finished his coffee and went off to work.
Şekerli kahve içiyor musun?Are you drinking coffee with sugar?
Güzel kahveyi severim.I like good coffee.
Ben şekersiz kahve tercih ederim.I prefer coffee without sugar.
Ben sadece biraz daha kahve istiyorum.I just want a little more coffee.
Bana senin için kahve verildi.I was given coffee for you.
Kitap kahverengi.The book is brown.
Bir fincan kahve alayım lütfen.I'll have a cup of coffee, please.
Her gün ne kadar kahve içersin?How much coffee do you drink every day?
Kahve içmek için içeri girdim.I went inside to drink coffee.
Dedem ve büyükannem sütlü kahveyi katiyen sevmezlerdi.My grandparents never liked coffee with milk.
Kahveye şeker koymayın.Don't put sugar in the coffee.
O kahve sevmez.She doesn't like coffee.
Ben bacağımı kahve masasına çarptım.I banged my leg on the coffee table.
O, kahverengi ayakkabılara sahip.He has brown shoes.
Onun kahverengi ayakkabıları var.She has brown shoes.
Onun, kahve renkli ayakkabıları var.He has coffee-colored shoes.
Onun kahve renkli ayakkabıları var.She has coffee-colored shoes.
O çok fazla kahve içer.He drinks too much coffee.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod