kahvaltı ile cümle
kahvaltı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Leberwurst (karaciğer ezmesi sucuğu) gibi etten yapılan ürünler de kahvaltı esnasında yenmektedir.Van maleïnezuuranhydride afgeleide producten worden ook gebruikt als smeermiddeladditief.
Kahvaltını bitirmeyecek misin?Vervolgens wordt ontbeten.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Het woord stamt uit het Engels en is samengesteld (een porte-manteau) uit breakfast (ontbijt) en lunch.
Kahvaltıdan kalkınca Nilgün’ün başı döner, midesi bulanır.Als hij ontwaakt uit zijn winterslaap, is de egel mager en hongerig.
Sanatçı ardından mutfağa yönelerek burada kahvaltı yapmakta olan aileyi şaşırtır.Tijdens de scène waar de familie zit te eten, wisselt het voedsel op de tafel steeds van positie .
Kahvaltıdan önce tarhana çorbası içilir.Thee wordt bij het ontbijt haast niet gedronken.
Arnavutluk'ta her bir bölge kendine ait spesifik kahvaltı kültürüne sahiptir.Elke streek in China heeft zijn eigen huwelijkstradities.
Ben açım çünkü kahvaltı yapmadım.Ik heb honger omdat ik geen ontbijt heb gehad.
Kahvaltıyı çoktan yaptım.Ik heb al ontbeten.
Henüz sabah kahvaltısı yemedim.Ik heb nog niet ontbeten.
Ben henüz kahvaltı yapmadım.Ik heb nog niet ontbeten.
Kahvaltı için ne istersiniz?Wat wilt u voor het ontbijt?
Kahvaltı için ne istiyorsun?Wat wil je voor het ontbijt?
Kahvaltımı istiyorum.Ik wil mijn ontbijt.
Beraber kahvaltı yaparız diye düşünmüştüm.Ik dacht dat we samen zouden ontbijten.
Mayuko, kahvaltı olarak ekmek yiyor.Mayuko eet brood als ontbijt.
Normalde saat kaçta kahvaltı edersiniz?Hoe laat ontbijten jullie gewoonlijk?
3 Nisan 1882’de kahvaltıdan sonra Ford kardeşler ve Jesse bir soygun için yola çıkmaya hazırlanıyorlardı.3 kwietnia 1882 roku, tuż po śniadaniu, James i bracia Ford rozpoczęli przygotowania do kolejnego napadu.
Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği gibi bir öğündür.Są one spożywane na śniadanie, lunch i kolację.
Kahvaltını bitirmeyecek misin?Co chciałbyś na śniadanie?
Yarışı bitiremeyen kahvaltıyı hazırlamak zorunda kalır.Zawodniczka nie ukończyła rywalizacji.
Çoğunlukla, kahvaltıda tüketilir.Mekici jada się przeważnie na śniadanie.
West her sabah ekibi için Diamond Head'deki konutunda kahvaltı düzenledi.West codziennie rano przygotowywał wielkie śniadanie dla wszystkich w swojej rezydencji.
Tiffany'de Kahvaltı, (roman), Truman Capote'nin 1958 tarihli kısa romanı.Śniadanie u Tiffaniego – opowiadanie Trumana Capote’a wydane w 1958 roku.
Ronald Frobisher o sırada kahvaltı yapmaktadır.W Irlandii colcannon tradycyjnie jest jedzony w Halloween.
Sabah 06:30-08:30 saatleri arasında kahvaltı haberleri yayınlanır.Co godzinę, między 10:30 a 18:30 emitowane były wiadomości sportowe.
Bir kahvaltılık gevreğin üretimi için yarım galon (1.8 litre) petrol harcanmaktadır.Dla wytworzenia 1 litra oleju zużywane jest ok.
Tiffany'de Kahvaltı, (film), yukarıdaki romandan Blake Edwards'ın uyarladığı 1961 tarihli film.Zaprojektował jej legendarną czarną suknię z filmu Śniadanie u Tiffany’ego (1961) Blake’a Edwardsa.
Bir sabah kahvaltısı sırasında yığılmış ve 10 dakika sonra evinde ölmüştür.Pewnego dnia po śniadaniu zasłabł i w ciągu 10 minut zmarł w swoim domu w Normansfield.
Sabah kahvaltısı ve öğle yemeğinin yerini alır.Pytanie na śniadanie. .
Her sabah 7'de kahvaltı yaparım.Jem śniadanie codziennie o siódmej.
Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği gibi bir öğündür.Måltiderna benämns frukost, middag och kvällsmat.
Suriyeliler genellikle zengin bir kahvaltı tercih ederler.Schweizare äter vanligtvis en relativt stor frukost.
Kahvaltını bitirmeyecek misin?Här intogs frukost.
Ertesi sabah kalktığında ise Jim'i kahvaltı ederken bulur.Nästa dag tar vaknar Tom i gryningen.
Kahvaltı genelde sadece kahve ve küçük kahvaltı ekmeği ya da tatlı bir unlu mamülden oluşur.Frukosten består traditionellt bara av kaffe och en småfranska.
Arnavutluk'ta her bir bölge kendine ait spesifik kahvaltı kültürüne sahiptir.Alla historiska områden i Georgien har sin egen utpräglade matkultur.
Yumurta, bal, tahin pekmez Pepee'nin en sevdiği kahvaltılıklar.Bin är fågeln biätares, Merops apiasters favoritföda.
Daha sonra kahvaltı ardından zorunlu okuma saati vardı.Under en tid hette den Eterna Frukost.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Brunch är en sammandragning av de engelska orden breakfast och lunch.
Sabah kahvaltısı ve öğle yemeğinin yerini alır.Enkelt uttryckt var det frukost och lunch sammanslaget.
Haiti'de genellikle manyok ya da ekmek ile kahvaltıda tüketilir.У Гаїті його часто споживають із касавою або звичайним хлібом на сніданок.
Üç yumurta kırıp kahvaltı yaptım.Діти отримували сніданок за 3 копійки.
Kahvaltını bitirmeyecek misin?Кінець сніданку.
Tiffany'de Kahvaltı, (roman), Truman Capote'nin 1958 tarihli kısa romanı.Сніданок у Тіффані може значити: Сніданок у Тіффані — новела Трумена Капоте (1958).
Kahvaltıda, onlardan daha fazla bilgi almayı hedeflemektedirler.Вони запрошують його на обід познайомитися ближче.
Sabah Kahvaltısı Tatlıca köyünde yapılır.Сніданок — ранкове вживання їжі.
Ertesi sabah kalktığında ise Jim'i kahvaltı ederken bulur.Наступного ранку вони прокидаються, снідають, Девід миє Ешлі у ванні.
Menâkiş de çok yaygın bir kahvaltılıktır.Але слово вже увійшло в широкий ужиток.
Daha sonra kahvaltı ardından zorunlu okuma saati vardı.Після іспиту відбувся спільний обід.
Kız kardeşim kahvaltı hazırlayacak.Моя сестра приготує сніданок.
O, kahvaltısını sık sık orada yer.Вона часто там снідає.
Çinliler kahvaltıda ne yer?Що китайці їдять на сніданок?
Kahvaltı hazır mı?Сніданок готовий?
Kahvaltı hazırladım.Я приготував сніданок.
Git Tom'u uyandır ve ona kahvaltının hazır olduğunu söyle.Піди розбуди Тома і скажи йому, що сніданок готовий.
Ben kahvaltı pişirdim.Я приготував сніданок.
Tom kahvaltıdan önce sık sık koşar.Том часто бігає перед сніданком.
Biz kahvaltı ediyoruz.Ми снідаємо.
Tom kahvaltı pişirdi.Том приготував сніданок.