kahvaltı ile cümle

kahvaltı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Süt ürünü olmayan kahvaltılık yağlar Codex Stan 256-2007'da bulunur.Non-dairy fat spreads are covered by Codex Stan 256-2007.
1928'de başarılı bir kahvaltı gevreği olan Rice Krispies'i üretmeye başladı.In 1928, he started to manufacture Rice Krispies, another successful breakfast cereal.
Gençler kahvaltıdan sonra yukarı çıkıp onunla vedalaşacaklardır.They will go to say goodbye to her after the breakfast.
Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği gibi bir öğündür.For breakfast, lunch and dinner.
Ardından onları kahvaltı sandeviçleri (yumurta ve kanada pastırması) takip etti).Great Starts Breakfasts and breakfast sandwiches (such as egg and Canadian bacon) followed later.
Çoğu ryokanda genellikle oda ücretine dahil edilen kahvaltı ve akşam yemeği sunulmaktadır.Most ryokan offer dinner and breakfast, which are often included in the price of the room.
Sabah kahvaltısı ve öğle yemeğinin yerini alır.Also serves breakfast and lunch.
Ertesi sabah kalktığında ise Jim'i kahvaltı ederken bulur.The next morning his mother wakes him up to have breakfast.
Haiti'de genellikle manyok ya da ekmek ile kahvaltıda tüketilir.In Haiti, it is often consumed with cassava or regular bread for breakfast.
B&B kavramı İngilizce bed and breakfast (yatak ve kahvaltı) sözcüklerinin kısaltmasıdır.In India, the government is promoting the concept of bed & breakfast.
Tiffany'de Kahvaltı, Amerikalı yazar Truman Capote'nin 1958'de yayımladığı novella'nın adıdır.Breakfast at Tiffany's is a novella by Truman Capote published in 1958.
Charlie uyandıktan sonra kahvaltıyı hazırlamaya girişir.Max comes down to make breakfast.
Kahvaltını bitirmeyecek misin?No breakfast.
Çoğunlukla, kahvaltıda tüketilir.It is mostly eaten at breakfast.
Sabah kahvaltısı da dahil olmak üzere gün boyu tüm öğünlerde tüketilebilmektedir.They can be served at any time of day, including breakfast.
Genellikle kahvaltı ve öğle yemeğinde pirinç için yan yemek veya onigiri içinde servis edilir.It is usually served with rice during lunch or dinner.
Aşağıda kahvaltısı hazırdır.The Brinsmeads Down Under.
Zaterli manakiş, levanten mutfağında kahvaltıların gözdesi oalarak tutulmaktadır.It is a favorite breakfast preparation in Levantine cuisine.
Arnavutluk'ta her bir bölge kendine ait spesifik kahvaltı kültürüne sahiptir.Every region in Albania has its own unique dishes.
Mısır gevreği, popüler bir kahvaltı gıdasıdır.Ham and eggs is a popular breakfast dish.
Sabah Kahvaltısı Tatlıca köyünde yapılır.Koláče are commonly eaten at breakfast.
Kahvaltıda ya da diğer öğünlerde tüketilebilir.It can be eaten for Friday breakfast or for afternoon tea.
Kahvaltı, genellikle uyandıktan sonraki bir-iki saat içinde yenir.Breakfast – eaten within an hour or two after a person wakes in the morning.
Müsli, popüler bir sabah kahvaltısı gevreğidir.It is a popular breakfast dish.
Ona kahvaltısını vermeyi unutma.Don't forget to give him breakfast.
Peki, kahvaltı için zaman var mı?Well, do you have time for breakfast?
Ah ben kahvaltı yememOh I don't eat breakfast
Eşin ve çocuklarınla kahvaltı et.Have breakfast with my wife and children.
Onu hemen aldım, oturdum ve domuzlarımla kahvaltımı ettim.I grabbed hold of it, sat down, and ate my breakfast with my pigs. (Laughter)
"Marmite" İngilizlerin pek sevdiği bir kahvaltılık.Marmite is a breakfast spread beloved of the British.
Pazartesi normal bir gündü, birlikte kahvaltı ettik akşam da normalde yaptığımız gibi uyuduk.Monday, it was just a normal day, we had breakfast together and just like everyday.
Babası onun bir kahvaltı ile geri döndü.His father turned back to his breakfast.
"Kahvaltı nerede?" Grumpily baylar orta sordu kadın temizlik."Where is the breakfast?" asked the middle one of the gentlemen grumpily to the cleaning woman.
Iyi bir merkezde bir tablo ile kuruldu önemli bir kahvaltı.A table in the center was set with a good substantial breakfast.
O kısa sürede yüksek ruhları, o Mary ona kahvaltı vermişti gitti.She went away in high spirits as soon as she had given Mary her breakfast.
"Neden benim kahvaltı koydu değildi?"Why wasn't my breakfast laid?
Tako kahvaltıda yenmez!Tacos are not for breakfast!
Kahvaltıya vaktimiz yok, çocuklar.No time for breakfast, lads.
Maymunlar ağaçların üzerinde yaşıyorlar ve kahvaltıda solucan yiyorlar ama biz bunu yapmıyoruz.Apes also live on trees and have earth worms for breakfast but we don't.
Aslında, henüz kahvaltı yapmadım.Actually, I haven't had breakfast yet.
Ailemiz için önemli olan parasız olalım veya olmayalım kahvaltı idi.The bellwether for whether our family was broke or not was breakfast.
İşler yolundayken yumurta ve sosisle kahvaltı ederdik, tersine döndüğünde ise yulaf lapasıyla.You know, when things were good, we had eggs and sausages. When things were bad, we had porridge.
Hepsi kahvaltılarını yaparlar ve hepsi oradayken birbirleri hakkında şikayetlerde bulunurlar.They all have their breakfast and complain about everyone right there.
O halde, daha kahvaltı öncesinde, domuz ile pekçok kere karşılaştınız.Then, so, before breakfast, you've already met the pig so many times.
Kahvaltı gevreğinizi GDO için analiz edebilir ve köklerinize doğru bir keşfe çıkabilirsiniz.You can analyze your breakfast cereal for GMO's, and you can explore your ancestry.
Hey Ha ni, ya kahvaltı?Hey Ha Ni, what about breakfast?
Kahvaltını beğendin mi?Enjoy your breakfast?
Babanı çağır kahvaltıya gelsin.Call your father to breakfast!
Kahvaltı ederken, şöyle düşünüyor, " Öğlen yemeğine ne var acaba? "While it's having breakfast it's thinking, 'What's for lunch?'
Kahvaltı için de Türk inciri.Turkish figs for breakfast.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.If you do not marry me, my Rakshasas will slaughter you for my breakfast.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.He cooks my lunch, makes me breakfast.
Bayan Agda, lütfen kahvaltı hazırlayın.Miss Agda, please prepare some breakfast.
Oh iyi, kahvaltı etmeden çıkacağım.Oh, well, I'll go without breakfast.
Seni bir daha görmek istemiyorum, en azından kahvaltıdan önce.I never want to see you again, at least not before brunch.
Her neyse, baba kahvaltıyı bekletmememizi söyledi.Anyway, Papa said not to wait with brunch.
Tüm hayatım boyunca kahvaltıda tahıl yedim.I've been eating cereal for breakfast all of my life.
Bana kahvaltı hazırlamanı dört gözle bekliyordum oysa ki..I was looking forward to what you would make for breakfast.
Ben de sabah kalkıyorum, kahvaltı yapıyorum,I wake up in the morning, have breakfast,
Kahvaltı masasında, ...Baba, oğullarını pazar günü Shichirigahama'ya götüreceğine söz verir.At the breakfast table, father promises to take his sons to Shichirigahama on Sunday

İlgili Sayfalar