Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Quelques bières de plus, j'ai dit, " Il doit y avoir quelque chose qui n'est pas revenue. " (Rires)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Unas cuantas cervezas más, dije, "tiene que haber alguna cosa que no haya vuelto". (Risas)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Và sau một vài ly nữa, tôi nói, " Nhất định phải có thứ gì đó đã không quay trở lại." (Tiếng cười)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Wedden dat er dingen zijn die niet terug in geworden zijn." (Gelach)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Θα πρέπει να υπάρχει κάτι που δεν έχει επανέλθει." (Γέλια)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Но ведь должно же быть что-то, что вышло из моды насовсем".
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Повинні бути якісь речі, що не повернулися". — (Сміх) —
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Трябва да има нещо, което не се е върнало." (Смях)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)באופנת שנות ה 70 -- (צחוק)--- ואיך שכל דבר מצליח לחזור לאופנה. ואחרי כמה בירות נוספות אמרתי " חייב להיות משהו
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)تناولت عدة كؤوس بيرة ، ثم قلت :" يجب أن يكون هناك أشياء لم تعد بعد " (ضحك)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)一つくらいあるはずだ」と言ったのです (笑) もう一本ビールを飲んで 気付いたのです 「口ひげはどうしたんだ?」
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar)A MI.
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar) Fransız bir şirket beş reklam panosu tasarlamamızı istedi.Acu câteva săptămâni, o (râsete) companie franceză ne-a cerut să facem cinci panouri publicitare pentru ei.
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar) Fransız bir şirket beş reklam panosu tasarlamamızı istedi.Een paar weken geleden (Gelach) vroeg een Frans bedrijf ons om vijf billboards te ontwerpen voor hen.
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar) Fransız bir şirket beş reklam panosu tasarlamamızı istedi.Hai tuần trước, một (Tiếng cười) công ty Pháp đề nghị chúng tôi thiết kế 5 biển quảng cáo cho họ.
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar) Fransız bir şirket beş reklam panosu tasarlamamızı istedi.Il y a quelques semaines, une (Rires) entreprise française nous a demandé de créer cinq panneaux pour elle.
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar) Fransız bir şirket beş reklam panosu tasarlamamızı istedi.Kilka tygodni później, (Śmiech) jakaś francuska firma poprosiła nas o zaprojektowanie pięciu billboardów.
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar) Fransız bir şirket beş reklam panosu tasarlamamızı istedi.Vor ein paar Wochen (Gelächter) bat uns eine französische Firma, fünf Plakatwandposter für sie zu machen.
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar) Fransız bir şirket beş reklam panosu tasarlamamızı istedi.Кілька тижнів тому (Сміх) французька компанія попросила нас зробити їм дизайн 5 щитів.
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar) Fransız bir şirket beş reklam panosu tasarlamamızı istedi.Преди няколко седмици (Смях) една Френска компания поиска да направим дизайн на пет техни билборда.
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar)몇 주 전에, (웃음) [#: 멋있어 보이려는 것은 내 삶을 제한한다.]
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar)Simplesmente escolhi outra. Isto foi há duas semanas.
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar)Пару недель спустя (Смех) [Надпись: Попытки представляться в выгодном свете ограничивают мою жизнь]
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar)לפני כמה שבועות, (צחוק)
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar)منذ بضعة أسابيع (ضحك)
Birkaç hafta önce --- (Kahkahalar)(笑い) フランスの企業が5つの看板を依頼してきました
Birkaç saniye dikkatle düşündükten sonra "Kağıt mı yoktu?" dedi. (kahkaha)Και μετά από ένα - δύο δευτερόλεπτα σκέψης, είπε "Δεν είχες χαρτί;" (γέλια)
Bir kız arkadaşım vardı. Ne? (Kahkahalar)Τι; (Γέλια)
Bir kullanım kılavuzu fena olmazdı. (Kahkahalar)Pomohlo by, kdybychom měli návod.
"Bir makine öğretmenin görevini yerine getirebilir". (Kahkahalar)"Một giáo viên mà có thể bị thay thế bởi (Tiếng cười)
"Bir makine öğretmenin görevini yerine getirebilir". (Kahkahalar)"Un insegnante che può essere sostituito da una macchina, dovrebbe essere sostituito" (Risate)
Bir şeye anlam vermek mi? [Kahkahalar]Donner du sens à quelque chose... ?
Bir şeye anlam vermek mi? [Kahkahalar] [M:]良く聞こえなかったんだ
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Ich dachte, das könnte alles recht lustig werden und ich würde mehr Spielzeug bekommen. (Lachen)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Ik dacht dat alles best leuk zou worden, en dat er meer dingen zouden zijn om mee te spelen. (Gelach)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Je pensais que ce serait plutôt amusant et qu'il y aurait plus de choses pour jouer. (Rires)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)뭔가 좀 더 재미있을 것 같았고, 가지고 놀 것도 더 많을 것도 같았거든요. (웃음)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Mă gândeam ca va fi chiar amuzant şi că o să am mai multe lucruri cu care să ma joc. (Râsete)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Myślałem, że to będzie frajda i że będę miał więcej zabawek. (Śmiech)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Myslel jsem si, že to bude veliká zábava, a že budu mít okolo sebe více věcí na hraní. (smích)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Pensava que ia ser muito divertido e que haveria mais coisas para brincar. (Risos)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Pensé que las cosas serían bastante divertidas y que habría más cosas con las que jugar. (Risas)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Tôi đã nghĩ rằng mọi thứ sẽ rất vui và sẽ có nhiều cái để chơi đùa hơn. ( Tiếng cười )
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Úgy véltem, hogy ezek a változások szórakoztatóak és hogy még több dolog lesz, amivel játszhatok. (Nevetés)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Zdelo se mi je, da bo kar zabavno in da bo dosti več stvari, s katerimi se bom lahko igral. (smeh)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Σκεφτόμουν ότι θα είχε πλάκα και ότι θα είχα περισσότερα πράγματα για να παίζω. (Γέλια)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Мислех, че нещата ще бъдат доста забавни и ще има повече неща за игра. (Смях)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Я думав, що все стане набагато веселішим, і в мене буде більше іграшок. (Сміх)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)Я думал, что это будет весело, будет много игрушек. (Смех)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)אני חשבתי שכל העניין הולך להיות מאוד כיף ושיהיו לי יותר דברים לשחק איתם. (צחוק)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)ظننت انها ستكون ممتعة جدا وانه سيكون هناك الكثير من الاشياء للعب بها. (ضحك)
Bir şeylerin eğlenceliği olacağını ve gideceğim yerde oynayacak daha çok şey olacağını düşündüm (Kahkahalar)きっと いろんなもので 遊べるんだろうと (笑)
Bir sincap gerçekten de İnternet'imi çiğneyivermişti. (Kahkahalar)O veveriță chiar mi-a ros Internetul.
Bir sincap gerçekten de İnternet'imi çiğneyivermişti. (Kahkahalar)Белка прожевала мой интернет... (Смех)
Bir sincap gerçekten de İnternet'imi çiğneyivermişti. (Kahkahalar)السنجاب قضم الانترنت الخاص بي.(ضحك)
Bir sincap gerçekten de İnternet'imi çiğneyivermişti. (Kahkahalar)突然 こんな事が頭によぎりました
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Abbiamo vestito un cowboy come Johnny Cash e legato il manichino al veicolo spaziale. (Risate)
Bir sürü boş bakan yüz görüyorum. (Kahkahalar)뭔 소린가 하는 표정으로 멍하게 쳐다보고 계신 분들이 많네요.
Bir sürü boş bakan yüz görüyorum. (Kahkahalar)أرى الكثير من الوجوه الهامدة جداً.
Bir sürü boş bakan yüz görüyorum. (Kahkahalar)ずいぶん昔ではないですか