Birçok insan çok fazla, hem de bayağı çok fazla ister, iyi günlerde.. (Kahkahalar)Majoritatea ar spune pentru mulți, foarte mulți bani -- în zilele bune. (Râsete)
Birçok insan çok fazla, hem de bayağı çok fazla ister, iyi günlerde.. (Kahkahalar)Většina lidi by řekla, že za opravdu hodně peněz. (smích) V dobrých časech.
Birçok insan çok fazla, hem de bayağı çok fazla ister, iyi günlerde.. (Kahkahalar)Większość ludzi podałaby ogromną, ogromną sumę... jeśli ostatnio były grzeczne. (Śmiech)
Birçok insan çok fazla, hem de bayağı çok fazla ister, iyi günlerde.. (Kahkahalar)Οι περισσότεροι άνθρωποι θα ανέφεραν μεγάλα ποσά - στις καλές εποχές. (Γέλια)
Birçok insan çok fazla, hem de bayağı çok fazla ister, iyi günlerde.. (Kahkahalar)Більшість скаже: за багато, багато грошей - у добрі часи. (Сміх)
Birçok insan çok fazla, hem de bayağı çok fazla ister, iyi günlerde.. (Kahkahalar)Большинство людей скажут за большие, огромные деньги — и это если повезёт. (Смех)
Birçok insan çok fazla, hem de bayağı çok fazla ister, iyi günlerde.. (Kahkahalar)Повечето биха казали за много, много пари -- в добрите дни. (Смях)
Birçok insan çok fazla, hem de bayağı çok fazla ister, iyi günlerde.. (Kahkahalar)רוב האנשים יאמרו שעבור הרבה מאד כסף-- בימים טובים. (צחוק)
Birçok insan çok fazla, hem de bayağı çok fazla ister, iyi günlerde.. (Kahkahalar)بعض الأشخاص قد يجيبون ، مقابل الكثير ، الكثير من المال في الأيام الجيدة . ( صوت ضحك .. )
Birçok insan çok fazla, hem de bayağı çok fazla ister, iyi günlerde.. (Kahkahalar)いい子にしてる日はね (笑) でも 少し違う方向から想像してみて下さい
Birçok kişi kahkahayı önemsemez.Многие игнорируют смех, и это стало нормой.
Bir dakika.[kahkaha atar]Aspetta un attimo. [ride]
Bir dakika.[kahkaha atar]Attendez une minute.
Bir dakika.[kahkaha atar]Chờ chút.
Bir dakika.[kahkaha atar]Espera un minuto. [risas]
Bir dakika.[kahkaha atar]Espere aí. [risos]
Bir dakika.[kahkaha atar]Ett ögonblick. [skattar]
Bir dakika.[kahkaha atar]Hetkinen [nauraa]
Bir dakika.[kahkaha atar]잠깐만요. [웃음]
Bir dakika.[kahkaha atar]Lige et øjeblik. [griner]
Bir dakika.[kahkaha atar]Moment!
Bir dakika.[kahkaha atar]Moment. [śmieje się]
Bir dakika.[kahkaha atar]Počkaj chvílu. (smiech)
Bir dakika.[kahkaha atar]Počkej chvilku. [smích]
Bir dakika.[kahkaha atar]Várjon egy percet! [nevet]
Bir dakika.[kahkaha atar]Wacht even. [lacht]
Bir dakika.[kahkaha atar]Μισό λεπτό. [γελάει]
Bir dakika.[kahkaha atar]Минутку. [смеется]
Bir dakika.[kahkaha atar]انتظري دقيقة. [ضحك]
Bir dakika.[kahkaha atar]バカな質問だなあ 「何の日ですか」だって
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Egy nap meghívnak majd a TED-re is. Ez olyan --" (Nevetés)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Eines Tages werde ich zu TED eingeladen werden. Das ist wie --" (Lachen)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Jednou mě pozvou do TED. Je to --" (smích)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Jeg bliver inviteret til TED en dag. Det her er --" (Latter)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Je serai invité à TED un jour. Tu vois -- " (Rires)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Kiedyś zaproszą mnie na TED..." (Śmiech)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Me invitarán a TED un día. Esto es como..." (Risas)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Op een dag word ik uitgenodigd voor TED. Dit is als..." (Gelach)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)O să fiu invitat la TED într-o zi. Ceea ce - " (Râsete)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Rồi một ngày nào đó cháu sẽ được mời đến TED. Việc này -- " (Tiếng cười)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Tämä on --" (Naurua)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)그리고 언젠간 TED에 초대 받을 거에요. 이건 -- (웃음)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)"Um dia vou ser convidado para o TED..." (Risos)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Θα με καλέσουν στο TED μια μέρα. Είναι όπως...."(Γέλια)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)И един ден ще ме поканят в TED." (Смях)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)Ля-ля-ля." смех
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)יזמינו אותי ל-TED יום אחד. זה כמו -- " (צחוק)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)قد يدعونى يوما ما للتحدث فى (تيد). إحتياجى لها مثل.." (ضحك)
"Bir gün TED'e davet edileceğim, falan..." (Kahkaha)そして私の祖母がまた最高の人でした
Biri eski zaman versiyonunu yapmıştı. (Kahkahalar)Cineva a făcut o versiune ca de pe vremuri (Râsete)
Biri eski zaman versiyonunu yapmıştı. (Kahkahalar)Quelqu'un a fait une version à l'ancienne (Rires)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Dopo qualche altra birra dissi, "Deve esserci qualcosa che non è tornato." (Risate)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)După alte câteva beri, am spus, "Trebuie să existe unele lucruri care nu au revenit." (Râsete)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Kell lenni valaminek, amit még nem hoztak vissza." (Nevetés)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)그러다가 저는 "분명히 아직 돌아오지 않은 유행도 있을거야" 라고 말했어요. (웃음)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Mais umas cervejas, e eu disse: "Tem que haver algo "que ainda não esteja de volta."
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Musí existovat něco, co se nevrátilo." (Smích)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Og efter endnu et par øl, sagde jeg, "Der må være nogle ting der ikke er kommet tilbage." (Latter)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Po ďalších pivách som poznamenal: "musí byť predsa ešte niečo, čo sa zatiaľ nevrátilo späť". -- (Smiech) --
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Po kilku kolejnych piwach, powiedziałem: "Musi być coś co jeszcze nie wróciło". (Śmiech)