Ana içeriğe geç
Sözlük

kahin ile cümle

kahin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Posledično so svečeniki razvili sistem preročišč, v katerih so bogovi svojo voljo sporočali neposredno ljudem.
Kahin, tanrıya bir konu hakkında, cevabı "evet" ya da "hayır" olabilecek bir soru sorardı.V postopku se je za razsodbo z da ali ne spraševalo boga.
Delfi klasik dönem süresinde Apollon'a adanan kahin tapınağının belki de en iyi bilinenidir.Delfi so najbolj znani po oraklju v svetišču, v klasičnem obdobju posvečen Apolonu.
Pausanias'a göre Megara'daki akropoliste bir kahini vardı.Pagal Pausaniją Niktė turėjo orakulą akropolyje prie Megaros.
Yunan kahinlerine önem verildi.Kösemi peetakse Kreeka päritolu.
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,A hovoril mi: Táto izba, ktorej priečelie obrátené je smerom na juh, je pre kňazov, ktorí strážia stráž domu.
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,E ele me disse: Esta câmara que olha para o sul é para os sacerdotes que têm a guarda do templo.
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,Egli mi disse: «La stanza che guarda a mezzogiorno è per i sacerdoti che hanno cura del tempio
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,El mi -a zis: ,,Odaia aceasta, dinspre miazăzi, este pentru preoţii cari îngrijesc de slujba Templului.
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,És szóla nékem: Ez a kamara, mely délre néz, a papoké, kik a házhoz való szolgálatban foglalatosak:
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,Il me dit: Cette chambre, dont la face est au midi, est pour les sacrificateurs qui ont la garde de la maison;
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,I mluvil ke mně: Tyto komůrky na poledne jsou kněží stráž držících nad domem;
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,In mi reče: Ta hram, ki mu je pročelje obrnjeno proti jugu, je za duhovnike, ki strežejo službi v hiši.
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,I rzeł do mnie: Te komory, które patrzą ku drodze południowej, są dla kapłanów straż trzymających w domu.
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,그가 내게 이르되 남향한 이 방은 성전을 수직하는 제사장들의 쓸 것이요
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,Người ấy bảo ta rằng : Cái phòng ngó qua phía nam là để cho các thầy tế_lễ giữ nhà ;
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,Người ấy bảo ta rằng: Cái phòng ngó qua phía nam là để cho các thầy tế lễ giữ nhà;
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,Und er sprach zu mir: Die Kammer gegen Mittag gehört den Priestern, die im Hause dienen sollen;
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,Y me dijo: "Esta cámara que da al sur es de los sacerdotes que están a cargo del templo
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,И рече ми: Тая стая, която гледа към юг, е за свещениците, които се грижат за дома;
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,И сказал он мне: „эта комната, которая лицом к югу, для священников, бодрствующих на страже храма;
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,וידבר אלי זה הלשכה אשר פניה דרך הדרום לכהנים שמרי משמרת הבית׃
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,وقال لي هذا المخدع الذي وجهه نحو الجنوب هو للكهنة حارسي حراسة البيت.
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,他 對 我 說 、 這 朝 南 的 屋 子 、 是 為 看 守 殿 宇 的 祭 司
Adam bana, ‹‹Güneye bakan oda tapınakta hizmet görecek kâhinler için›› dedi,他 對我說 、 這朝南 的 屋子 、 是 為 看守 殿宇 的 祭司
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Adonías tenía tratos con Joab, hijo de Sarvia, y con el sacerdote Abiatar. Ellos respaldaban a Adonías
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.A mal dohovor s Joábom, synom Ceruje, a s Ebiatárom, kňazom. A pomáhali za Adoniášom.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.A miał zmowę z Joabem, synem Sarwii, i z Abijatarem kapłanem, którzy pomagali za Adonijaszem.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.El a vorbit cu Ioab, fiul Ţeruiei, şi cu preotul Abiatar: şi aceştia au trecut de partea lui.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.És tanácskozék Joábbal, Séruja fiával és Abjátár pappal, kik az Adónia pártján voltak.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Hän neuvotteli Jooabin, Serujan pojan, ja pappi Ebjatarin kanssa; ja he kannattivat Adonian puoluetta.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Han samrådde sig med Joab, Serujas sønn, og med presten Abjatar, og de holdt med Adonja og hjalp ham.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Han underhandlede med Joab, Zerujas Søn, og Præsten Ebjatar; de tog Adonijas Parti og støttede ham,
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Hij nam generaal Joab en de priester Abjathar in vertrouwen en zij beloofden hem te helpen koning te worden.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.I mluvíval s Joábem synem Sarvie a s Abiatarem knězem, kteříž napomáhali Adoniášovi.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.아도니야가 스루야의 아들 요압과 제사장 아비아달과 모의하니 저희가 좇아 도우나
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Si accordò con Ioab, figlio di Zeruià, e con il sacerdote Ebiatàr, che stavano dalla sua parte
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Und er hatte seinen Rat mit Joab, dem Sohn der Zeruja, und mit Abjathar, dem Priester; die halfen Adonia.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.И советовался он с Иоавом, сыном Саруиным, и с Авиафаром священником, и они помогали Адонии.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Той се сговори с Иоава Саруиния син и със свещеника Авиатара, и те последваха Адония и му помагаха.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.ויהיו דבריו עם יואב בן צרויה ועם אביתר הכהן ויעזרו אחרי אדניה׃
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.وكان كلامه مع يوآب ابن صروية ومع ابياثار الكاهن فاعانا ادونيا.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.亞 多 尼 雅 與 洗 魯 雅 的 兒 子 約 押 、 和 祭 司 亞 比 亞 他 商 議 . 二 人 就 順 從 他 、 幫 助 他
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.亞多 尼雅 與 洗魯雅 的 兒子 約押 、 和 祭司 亞 比亞 他 商議.二 人 就 順從 他 、 幫助他
Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatara, ‹‹Bana efodu getir›› dedi. Aviyatar efodu getirdi.Disse Davi a Abiatar, o sacerdote, filho de Aimeleque: Traze-me aqui o éfode. E Abiatar trouxe o éfode a Davi.
Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatara, ‹‹Bana efodu getir›› dedi. Aviyatar efodu getirdi.El a zis preotului Abiatar, fiul lui Ahimelec: ,,Adu-mi efodul!`` Abiatar a adus efodul la David.
Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatara, ‹‹Bana efodu getir›› dedi. Aviyatar efodu getirdi.Hij beval Abjathar de efod te halen.
Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatara, ‹‹Bana efodu getir›› dedi. Aviyatar efodu getirdi.I řekl David Abiatarovi knězi, synu Achimelechovu: Medle, vezmi na sebe efod. I vzal Abiatar efod pro Davida.
Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatara, ‹‹Bana efodu getir›› dedi. Aviyatar efodu getirdi.다윗이 아히멜렉의 아들 제사장 아비아달에게 이르되 청컨대 에봇을 내게로 가져오라 아비아달이 에봇을 다윗에게로 가져 오매
Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatara, ‹‹Bana efodu getir›› dedi. Aviyatar efodu getirdi.Người nói cùng thầy tế lễ A-bia-tha rằng: Ta xin thầy hãy đem ê-phót cho ta. A-bia-tha đem ê-phót cho Ða-vít.
Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatara, ‹‹Bana efodu getir›› dedi. Aviyatar efodu getirdi.og David sagde til Præsten Ebjatar, Ahimeleks Søn: "Bring mig Efoden hid!" Og Ebjatar bragte David den.
Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatara, ‹‹Bana efodu getir›› dedi. Aviyatar efodu getirdi.ויאמר דוד אל אביתר הכהן בן אחימלך הגישה נא לי האפד ויגש אביתר את האפד אל דוד׃
Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatara, ‹‹Bana efodu getir›› dedi. Aviyatar efodu getirdi.ثم قال داود لابياثار الكاهن ابن اخيمالك قدم اليّ الافود. فقدّم ابياثار الافود الى داود.
Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatara, ‹‹Bana efodu getir›› dedi. Aviyatar efodu getirdi.大 衛 對 亞 希 米 勒 的 兒 子 祭 司 亞 比 亞 他 說 、 請 你 將 以 弗 得 拿 過 來 . 亞 比 亞 他 就 將 以 弗 得 拿 到 大 衛 面 前
Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatara, ‹‹Bana efodu getir›› dedi. Aviyatar efodu getirdi.大衛對亞 希 米勒 的 兒子 祭司 亞 比亞 他 說 、 請 你 將以弗 得 拿 過來.亞比亞 他 就 將以 弗得 拿到 大衛 面前
Ahituv oğlu Sadokla Aviyatar oğlu Ahimelek kâhin, Şavşa yazmandı.A Sadok, syn Achitobowy, i Abimelech, syn Abijatara, byli kapłanami, a Susa był pisarzem.
Ahituv oğlu Sadokla Aviyatar oğlu Ahimelek kâhin, Şavşa yazmandı.Cádok, syn Achitúbov, a Abimelech, syn Ebiatárov, boli kňazmi, a Šavša bol pisárom.
Ahituv oğlu Sadokla Aviyatar oğlu Ahimelek kâhin, Şavşa yazmandı.아히둡의 아들 사독과 아비아달의 아들 아비멜렉은 제사장이 되고 사워사는 서기관이 되고
Ahituv oğlu Sadokla Aviyatar oğlu Ahimelek kâhin, Şavşa yazmandı.Saadok, Ahitubin poika, ja Abimelek, Ebjatarin poika, olivat pappeina, ja Savsa oli kirjurina.
Ahituv oğlu Sadokla Aviyatar oğlu Ahimelek kâhin, Şavşa yazmandı.Sadoc hijo de Ajitob y Abimelec hijo de Abiatar eran los sacerdotes; Savsa era el escriba
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod